Silikon Vadisi’nin ulaşımla ilgili parlak fikirleri bitmek bilmiyor. Onların hayal ettiği gelecekte kısa mesafe gitmek için sürücüsüz araç çağırmak zorundayız, hatta bizi varış yerlerine sözümona daha hızlı ulaştıracak bir yeraltı tünelleri ağına atılabiliriz. Şehirlerarası yolculuk için ise vakum tüplerinin içindeki araçlara geçeceğiz, onlar da bizi saatte 1220 km hızla hedefe doğru fırlatacak.

Öte yandan, teknoloji dünyasının bu zengin CEO’larının fantezilerinin adını tam da böyle koymak lazım, fantezi. Bu teknolojilerin hiçbiri vaat edildiği gibi gerçekleşmeyecek, gerçeğe dönüşebilecekleri dahi şüpheli. Esasen ulaşım ağlarımızı dönüştürmek için gerekli teknoloji halihazırda mevcut, ancak Amerikalılar fosil yakıt lobisinin avucunun içinde oynattığı ve sakıncalı bir “serbest piyasa” ideolojisine bağımlı politikacılar tarafından, bırakın geleceğin teknolojisini günümüz teknolojisinden bile mahrum bırakılıyor. Uzun süredir eskimiş bir otomatik bağımlı sisteme mecbur kaldığı için de bir çözümle gelen her tür madrabaza, ya da varlıklı girişimciye inanmaya hazır.

Bunların arasında en kötüsü ise Elon Musk.

The Boring Company / YouTube

Defolu Musk Kültü

Teknoloji yayınlarının çoğuna göre Musk’ın ağzından çıkan her söz ilahi bir hakikat. Sıklıkla yapılan (olumlu) Steve Jobs karşılaştırmalarının yanı sıra yalnızca bazı başarılı şirketler kurduğu için Musk’ın yanılmayacağı fikri de yaygın. Eğer ABD’nin ulaşım krizini nasıl çözeceğini bildiğini iddia ediyorsa haklı olmalı. Sonuçta o zengin bir girişimci. Nitekim ABD politik söyleminin son birkaç on yılının bize öğrettiği bir şey varsa, o da bir girişimciye her zaman güvenmeniz gerektiği.

Gerçekte ise Musk’ın ulaşımla ilgili fikirleri en iyi ihtimalle “yarı pişmiş”, en kötü ihtimalle ise ABD’yi 21. yüzyıla çekecek ulaşım altyapısının kurulmasını geciktirmek için tasarlanmış.

Bu, Musk’ın dokunduğu her şeyin sorunlu olduğu anlamına mı geliyor? Tam olarak değil. Elektrikli taşıtların profilini yükseltme ve endüstriyi o yöne doğru itmeye yönelik yardımlarından dolayı övgüyü kesinlikle hak ediyor, ama ulaşıma ilişkin aşağı yukarı tek numarası bu. Gelecek tahayyülü özgürleştirici değil, hatta tam olarak yenilikçi dahi değil, aksine muhafazakâr.

Musk’ın hayal gücü, otomobil kullanımının sınırlarından sapmakta zorlanıyor. Bulduğu her sözde çözümün merkezinde taşıtlar (Tesla) var. SolarCity’nin reklamları banliyöde arabaya bağımlı bir hayatı vurguluyor. The Boring Company araba sayısını azaltmadan trafik tıkanıklığını çözmeye çalışan verimsiz ve uygulanması mümkün olmayan bir deneme. Hyperloop projesinin planı dahi vakum tüplerinin içini ağzına kadar araçla doldurmaya açık kapı bırakıyor.

Musk’ın toplu taşımayı “aralarından birinin belki de seri katil olabileceği bir grup alakasız yabancı” yer aldığı için “başa bela” diye nitelendirdiği son sözlerini göz önünde bulundurursak, çok da şaşırtıcı değil. Bireysel ulaşıma değer veriyor, çünkü başka insanlarla olmak istemiyor, hatta söylediklerine bakılırsa onlardan korkuyor. Halbuki herkesi kendi aracına sokuşturmak günümüz yoğun, kentleşmiş dünyasında basitçe işlemiyor.

İşin aslı, Musk ve teknolojinin diğer dehalarına yağ çekmektense gerçekte kimin kazanç sağlayacağını ve bakış açılarının bunların gerçekleştirilebilmesi için gerekli temel değerlendirmeleri ihmal edip etmediğini görmek için önerilerine eleştirel bir bakış geliştirmeliyiz. Kendi ulaşım hırslarını ve kâra duydukları açlığı kitlelerin ihtiyaçlarının önüne koyan teknoloji dünyasının CEO’ları tarafından kandırılmamızın önüne geçmeliyiz.

Hyperloop projesinin ilk eskizi. Görsel: Sam Churchill/Flickr

Teknoloji dünyasının ulaşımla ilgili çözümleri işe yaramıyor

Sürücüsüz araçlar Silikon Vadisi’nin ulaşım vizyonunun merkezinde, medya da bugüne dek büyük şirketlerin çok yaklaştıklarına dair iddialarını büyük ölçüde yedi. Hem de Musk gibiler iki yıl kaldığına söz verdikten iki yıl sonra yine iki yıl kaldığını söylemelerine rağmen.

Aslında iki yıl kalmadı, en azından direksiyonu olmayan ve karşısına çıkacak her yol ya da hava durumunda yönünü bulabilecek sürücüsüz araçlar için. Birçok teknoloji ve otomobil şirketinin Musk’ınkine benzer bir zaman çizelgesi vardı, neredeyse hepsi de planlarını en erken 2021’e erteledi. Geniş, boş banliyö yollarında hava açık ve güneşliyken deneme yaptıkları bir dönem çok iyi bir gelişim gösterseler de endüstrinin liderlerinden Waymo’nun güncel verisine göre bu gelişim istop etti.

Önümüzdeki bir iki yılda sürücüsüz taksi hizmetlerinin ortaya çıktığını göreceğiz, ama bu araçların seviye 5 değil, seviye 4 kabiliyetlerine haiz olduğunu fark etmek önemli. Bu da işlemlerinin Waymo’nun Phoenix’in bir banliyösündeki hizmeti gibi belirli bölgelerle sınırlı olacağı, yoğun sokaklarla dolu kent merkezlerinde ve sensörlerini engelleyecek yoğun yağışlı bölgelerde zorlanacakları anlamına geliyor. Kaza ve trafik ihlalleri biriktikçe Uber ve Tesla gibi araçları bu senaryolara sokan şirketlerin de başı belaya girebilir.

Peki, herkesi kendi aracına koysak bunların hepsi nereye gidecek? Musk trafiği pas geçmek isteyenler için bir araba metrosu yapmak istiyor. Söylemi bunun herkese açık olacağı yönünde, ama sınırlı alan ve yüksek inşa maliyeti gibi gerçeklerin bunun kullanımını zenginler özelinde daraltması olası. Hatta Musk’ın ilk planlanan tünelinin kendi işyeriyle evi arasında olduğu düşünülürse belki de daha bile küçük bir gruba hitap ediyor.

Musk tünellerinin dışlayıcı olacağını itiraf etmiyor. Boring Company’yi tünelin maliyetini ciddi miktarda düşürecek, hatta toplu taşıma için faydalı olacak bir yöntem olarak pazarlarken aslında yine kendi cehaletini gösteriyor. Musk yönteminin sonunda tünel açma maliyetini azaltacağını söylerken Madrid, Seul ve Stockholm’daki metro projeleri Musk’ın yalnızca kendisinin başarabileceğini iddia ettiği maliyetlere çoktan ulaşmış durumda.

New York’taki metro projelerinin yüksek maliyetiyle ilgili New York Times’ın yaptığı bir araştırma, İkinci Cadde Metrosu mil başına 2,5 milyar dolara mal olurken Paris’in metrosundaki benzer bir genişlemenin mil başına 450 milyon dolara mal olma yolunda olduğunu gösterdi. ABD’deki ulaşım projelerinin yüksek maliyetine etki eden, Musk’ın ya bilgisizlikten ya da insanları bilinçli olarak yanıltmasından dolayı değinmediği birçok etken var. Hyperloop’la ilgili durum da bu olabilir.

Musk, Hyperloop taslağını 2013’te yani Kaliforniya’nın yüksek hızlı tren projesi seçmen tarafından onaylanmış, ancak trenin inşası başlamamışken yayımladı. Geleceğin sesi gibiydi, sizi San Francisco ile Los Angeles arasında yarım saatte fırlatacak, yalnızca 6 milyar dolara, yani yüksek hızlı trenlerden çok daha azına mal olacak bir vakum tüpünden bahsediyordu. Bunda sevilmeyecek ne vardı? Pek çok şey.

Öncelikle önerilen hız yolcular için, onlara uygulanacak kuvvet dolayısıyla fazlasıyla rahatsız edici, hatta mide bulandırıcı olurdu. Ayrıca Hyperloop hızlı trene göre çok daha az insan taşıyacaktı, yön başına saatte 12000’e kıyasla 3360. Üretim maliyetlerinin tamamıyla gerçekdışı olduğu ortaya çıkarken Musk, yüksek hızlı trenlerin enerji sarfiyatıyla ilgili bariz bir yalan söyledi. Hyperloop’u gerçekten yapmaya çalışan şirketler, ürünün Musk’ın orijinal planından çok daha fazlasına mal olduğunu fark etti. 172 km’lik Körfez Bölgesi hattı Musk’ın bütün San Francisco-Los Angeles hattı için öngördüğü miktarın iki katına mal olacaktı.

Tünellerde olduğu gibi Kaliforniya’nın hızlı tren hattı da uluslararası standartlara kıyasla pahalı. Çin’de bu tür projeler kilometre başına 17-21 milyon dolara mal olurken Avrupa’da kilometre başına maliyet 29-39 milyon dolar. Kaliforniya’da ise bu sayı kilometre başına 56 milyon dolara çıkıyor. Körfez Bölgesi Hyperloop’unun hesaplanan tutarı kilometre başına 52-75 milyon dolar. Hızlı trenin yüksek maliyeti teknolojinin bir sorunu değil, ABD’nin altyapı projelerini yaklaşma biçimiyle ilgili bir sorun.

Elon Musk’ın hayalindeki (sürdürülemez) banliyö. Tesla / YouTube

Kendilerine Hizmet Etmek için Gelişmeyi Ertelemek

Silikon Vadisi için ortaya gelişmeyi geciktirmeye yönelik boş vaatler atmak yeni bir şey olmasa da medya bunu böyle yansıtmıyor. Büyük teknoloji şirketleri vergiden kaçınma konusunda dünya lideriyken teknolojinin “yeniliklerinden” birçoğunun kamu araştırma fonlarına bağlı olduğunu unutmayın. Toplu taşımayla ilgili ne zaman bir halk oylaması yapılsa, seçmenler otobüs ve metrolar için artırılan kaynak yaratma çalışmalarına karşı çıksın diye bunlar geçmişin teknolojileri olarak konumlandırılıyor, yerine taksi ya da Uber gibi uygulamalar ve sürücüsüz araçlar öneriliyor. Öte yandan bu iddia gerçeğin yakınından bile geçmiyor.

Gittikçe şehirleşen dünyamızda toplu taşıma çok sayıda insanı hızla ve etkili biçimde bir yerden bir yere taşımak için önemli. Teknoloji uzmanları tarafından kayırılan bireysel ulaşım aynı verimi sağlamayacak, çünkü herkesin kendi aracına sahip olacağı kadar yer yok, özellikle de kaldırımları genişletmek ve bisiklet şeritleri eklemek için yolları daraltırken.

Musk ve benzeri teknoloji CEO’ları sürücüsüz araçları gelecek olarak pazarlıyor, çünkü bu onların arzuladığı gelecek. Onlar metroda ya da trende sıradan insanların yanında olmak istemiyor, Musk’ın dediği gibi biri seri katil olabilir! Kendilerini sıradan insanlardan bu denli soyutlamak istemeleri rahatsız edici, ama kentsel devinimin gerçeği, basitçe çalışmayı bırakana dek nüfusun yalnızca ufak bir kısmının bireysel ulaşım kullanabileceğine işaret ediyor. Şehirlerimizde trafik sıkışıklığının bu denli yoğun olmasının nedenlerinden biri de bu, bütün o araçlar basitçe sığmıyor. Çözüm de direksiyonu yapay zekaya vermek değil, insanların daha verimli şekilde hareket etmelerini sağlamak.

Kişisel tutkularına ilaveten, yirmi birinci yüzyılda arabaların hakimiyetini sağlamak Musk’ı mali açıdan da ilgilendiriyor, o bir otomobil firması işletiyor! Toplu taşıma ve yüksek hızlı tren ilgi alanlarının doğrudan karşısında, o da bu yüzden ortaya asla gerçekleşmeyecek, ama kimi grupların verimli ulaşıma finansman sağlanmasına karşı çıkmak için kullanabileceği fikirler atıyor.

ABD altyapısı parçalanırken, odak noktası da geleceği inşa etmekten olanı tamir etmeye kaymışken Çin ve Avrupa geniş çaplı hızlı tren ve toplu taşıma ağları kurdu. Onların vatandaşları çok sayıda insanı verimli biçimde taşımak için tasarlanmış teknolojilerden faydalanırken Amerikalılar sürekli artan yolculuk süreleri boyunca arabalarına sıkışıp kalmış durumda.

Amerikalılar artık Silikon Vadisi fikrine körü körüne inanmaktan vazgeçmeli ve onları arabaya bağlılıktan kurtaracak daha iyi ulaşım seçenekleri talep etmeye başlamalı. Ülke çapında şehirler toplu taşımayı genişletmek için düzenlenen halk oylamalarını geçiyorken, Kaliforniya da kıt görüşlü muhafazakârların yoğun baskısına rağmen yüksek hızlı tren hattıyla ilerlerken devran yavaştan dönüyor gibi.

Kamu yatırımının refah doğurmadığı doğru değil, eyaletler arası otoban sistemine bakmanız yeterli. Ama hükümetin geleceğe yatırım sapmasını sağlamak için siyasi irade teknoloji dünyasının girişimcilerinin ince elenip sık dokunması, bir de kemer sıkma gündeminin bitmesi gerekecek. Dev bilim ve altyapı yatırımları ABD’nin müreffehliğine katkı sağladı, ulusal bir hızlı tren ağı ve toplu taşımanın kitlesel genişlemesi de Çin’in geçtiğimiz on yılda başardığı gibi Amerikalılara ülkelerinin hâlâ harika şeyler başarabileceğini göstermek için gerekli ileriye dönük hareket olur.


* Bu yazı, Can Koçak tarafından Paris Marx’ın Jacobin’de yayımlanan yazısından çevrilmiştir.