Robot olmadığınızı kanıtlayın: 6   +   8   =  

İnsanın anlamlandırma çabası, bir şeyi kontrol etme, muhakemesinde bir yere oturtma ihtiyacıyla sıkı sıkıya ilişkili. O şeyi anlamak için, ona isim vermek, onu parçalara ayırıp kategorize etmek ve bir neden-sonuç ilişkisine oturtma ihtiyacı hissederiz. Bu çabamıza sürekli direnen, parmaklarımızın arasından kaçan, pörtleyen şeyler bizlerde “error” yaratır.

İnternet trollerinin varoluş sebebi de onlara maruz kalanlarda böylesi bir “error” yaratmak sanki. Şeytanın avukatlığından farklı olarak, yaptıkları müdahalelerle tartışmayı ya da mevzuyu daha ileri ve sofistike bir noktaya götürmezler. Trolleyip inlerine çekilirler. Bazen çelişkili değer yargılarının, büyük inançların ve hatta ikiyüzlülüğün aynası gibi görev görseler de, oldukları ideolojik ya da her-neyse-pozisyonda uzun süre kal(a)madıklarından yok hükmündedirler. Karşıtlıktan beslenir, ama o karşı pozisyon, bir pozisyon olarak katılaşmaya görsün, oradan da koşar adımlarla uzaklaşırlar. Bu yapıcı bir karşıtlık değildir. Burada, bozmadan, dağıtmadan ve yıkmadan alınan bir zevk söz konusudur. Eylemleri bazen iktidarı erozyona uğratır, ama linç kampanyalarına varan ciddi sonuçları da olabilir. Toplumsal olanın ikiyüzlülüğünü göstereceğim derken, bir yandan da antisosyal diye nitelendirebileceğimiz bir sanal kimlik çıkar ortaya.

Peki troll yalnızca internette midir? Neredeyse. Ama siyaset sahnesinde de bir troll seçseydik, bu kişi tartışmasız Melih Gökçek olurdu. Her siyaset figürünün neden o alanda faaliyet gösterdiğine dair verebileceğimiz cevaplar vardır. Bu siyasetçiye göre “hizmet” aşkıdır, bizlere göre çoğunlukla iktidar aşkı. Bir siyasetçi verdiği kararlarla ve izlediği politikayla bize “error” verdirirse, bunu anlamlandırmaya çalışır, hareketlerinde kırık dökük de olsa bir tutarlılık ararız. Parti politikasından tutun da kişisel hırslara, birçok konuda spekülasyon yaparak bir sonuca varırız. Melih Gökçek ise spekülasyonların bittiği, anlamın bir türlü yakalanamadığı o varoluşsal belirsizlik noktasına işaret eder.

melih-gokcek-kilicdaroglu-balonu

Bıraksaydık, Gökçek bizim mahallenin berberi olabilirdi. Sevimliliği, kötülüğü ve bencilliğinin acemiliği ve anlamsızlığında (rastgeleliğinde) yatan, Leyla ile Mecnun‘un en popüler karakterlerinden Erdal Bakkal gibi bir fenomen olabilirdi. Twitter’da yapılmış çok yerinde bir tespitle harika bir Coen Kardeşler filmi karakteri olurdu. ABD’de yaşasaydık, mahalledeki köhne bowling salonunda gün boyu oturan eşofmanlı adam da olabilirdi. Ama bunların hiçbirisi olmayı istemedi ve belediye başkanı oldu.

Melih Gökçek’in absürtlük sınırlarını zorlayan çeşitli eylemlerini, Türkiye’nin başkentinin belediye başkanı olmasına karşın Twitter’da tweet limitini dolduracak kadar yazabilmesini, dizüstü bilgisayarındaki webcam’in üzerine kâğıt parçası yapıştırmasını, atıştığı insanlara açtığı seri davaları ve bunların yanında Ankara’nın her yerine devasa seymen kediler yerleştirmesini, yalnızca yaptım diyebilmek için dört bir yana çirkin köprü ve havuzlar yerleştirmesini bir neden-sonuç ilişkisi içerisine oturtmak ne yazık ki mümkün değil. Sanki bütün Ankaralılara ve Türkiyelilere error verdirmek, oraya buraya kendinden biraz şerpiştirmek için var. Bu hâlini yalnızca iktidar tutkusuyla, kişisel hırslarla falan açıklamak fazlasıyla yetersiz kalıyor. Karşımızda kitsch ve paranoyanın bir araya geldiği benzersiz bir aksiyon filmi var.

Ve bütün bunlar, Gökçek’in varoluşu, aslında bir belediye başkanının parodisi olarak okunabilecekken, yanında çok vahim faaliyetleri olduğunu da görüyoruz. Mesela Ethem Sarısülük’ün öldürülmesini kutlarcasına, vurulduğu yere kahraman polis temalı bir pankart astırması, kadın düşmanlığı kokan açıklamalar yapması, Ankara’nın nadir ağaçlık yerlerinden ODTÜ Ormanı’nın ortasından yol geçirmeye çalışması, çamur rengindeki şebeke suyunun reklamını yapması ve bunları yaparken de gülümsemesi, hep gülümsemesi gibi.

Bu sebepledir ki, Melih Gökçek’i No Country For Old Men’de elinde bir fışkıyeyle gezerken hayal edebiliyoruz. Bu ülkede, adaletin uçuculuğu ile kötülüğün sıradanlığı ve rastgeleliği üzerine çekilecek herhangi bir yapıma verecek çok malzememiz ve trollümüz var.