Siyaset değil ticaret zamanı: Kızılay

Fotoğraf: DHA.

Türkiye’nin en büyük ve en eski yardım kurumlarından Kızılay’a ilişkin skandalların ardı arkası kesilmiyor. Kahramanmaraş merkezli depremlerin ilk günlerinde çokça dillendirilen “siyasetin sırası değil” söylemi, perde arkasındaki ticareti gizlemek için kullanılmış gibi görünüyor.

1868’de “Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti” adıyla kurulan Kızılay, 1935’te “Türkiye Kızılay Cemiyeti” ve 1947’de “Türkiye Kızılay Derneği” adını aldı. Cumhuriyet’ten bile eski olan kuruluş, Uluslararası Kızılhaç Topluluğu’nun “insanlık, ayrım gözetmemek, tarafsızlık, bağımsızlık, hayır kurumu niteliği, birlik ve evrensellik” gibi temel ilkelerini paylaşıyor. Dernek statüsündeki kuruluş, web sitesinde “izin almaksızın yardım toplama hakkına sahip, kâr amacı gütmeyen, kamu yararına çalışan bir kuruluş” olarak tanımlanıyor.

Kızılay Tüzüğü’nün beşinci maddesinde, gönüllü hizmetler hususunda “Kızılay hizmetlerinde hiçbir şekilde maddi ve manevi çıkar gözetmeyen, gönüllü bir yardım hareketidir” yazıyor. Kızılay bir devlet kuruluşu değil, devlet bütçesinden pay almıyor. Gelirlerini bağış, fon ve Atatürk tarafından Kızılay’a verilen maden suyu tesisleri gibi gelir getirici faaliyetlerden sağlıyor. İçişleri Bakanlığı’nın denetimindeki kurum, günümüzde 11 şirket, 11 genel müdür ve bir CEO ile holding olarak faaliyet yürütüyor.

Ancak Kızılay çadır ve gıda gibi acil yardım malzemelerini depremzedelere ulaştırmak yerine satışa çıkardığı için kamuoyundaki tartışmaların odağına yerleşti. Kızılay, deprem bölgesinde evleri yıkılan ya da hasar gören depremzedelerin kış mevsimi şartlarında acil çadır ihtiyacı olduğu bir dönemde, elindeki çadırları AHBAP’a sattığı için eleştiriliyor. Kızılay’ın ayrıca yerli ve yabancı sivil toplum kuruluşlarına sattığı malzemeler arasında yalnızca çadır değil gıda malzemelerinin de bulunduğu ortaya çıktı.

Kızılay Başkanı Kerem Kınık, gelişmelerden sonra yaptığı açıklamada “Çadırları AHBAP almasaydı AFAD’a verecektik” demişti. Ancak Kızılay’ın elindeki çadırları yalnızca AHBAP’a değil Türk Eczacılar Birliği, TEB, Michelin, OPET ve Arçelik gibi başka kurum ve şirketlere de sattığı ortaya çıktı. AHBAP’ın kurucusu Haluk Levent, katıldığı bir canlı yayında, Kızılay’dan 14 milyon TL tutarında gıda malzemesi de aldıklarını açıkladı. Ayrıca, 2021 faaliyet raporuna göre Kızılay’ın 2019’da 1 milyon, 2020’de ise 759 bin adet ikinci el eşyayı satışa çıkardığı belirlendi.

Kızılay’ın depremlerin ardından ücretsiz dağıtması beklenen çadırları başka yardım kurumlarına ve şirketlere satmasına sosyal medyada siyasetçiler de tepki gösterdi. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Erdoğan, Kızılay ile ilgili depremzedelere hakaret ediyordun. Sahi sen ne diyordun…” dedi. Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş da “Asrın felaketini asrın ticaretine dönüştürmüşler. Asrın hesaplaşması için bunu da not ettik,” sözlerini paylaştı.

26 Şubat Pazar günü İstanbul Kadıköy’de Kızılay’a ait iştirakin depremden üç gün sonra AHBAP’a çadır satmasını protesto eden kişiler gözaltına alındı. Protestoyu örgütleyen Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin bir parçası olan Türkiye İşçi Partisi, 110 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Göz altına alınanlar, ifadelerinin alınmasından sonra, ertesi sabah serbest bırakıldı.

Ayrıca Mersin’de Halkevi ve Sol Parti’nin deprem sürecinde gözlenen ihmaller ve Kızılay’ın çadır satmasına karşı yapmak istedikleri basın açıklaması Mersin Valiliği’nin kararıyla yasaklandı. Halkevleri ve Sol Parti üyeleri basın açıklamasının engellenme kararına karşı “Halk günlerce enkaz altındayken, insanlar ambulans, çadır, battaniye beklerken neredeydiniz?” diye sorarak tepki gösterdi. Tepkilerin ardından basın açıklaması Mersin Halkevi’nde yapıldı.

Kızılay’daki şirketleşmenin gerekçesi kuruluş aşamasında “Gelişim açısından kısır döngü içerisinde bulunulması ve katma değer imkânı bulunmaması” olarak gösterilmişti. Peki, iktisadi ve hukuki açıdan durum nedir?

İktisatçı Öner Günçavdı, Kızılay’ın her dernek gibi hukuki açıdan iktisadi işletme yani şirket kurmaya izni olabileceğini söyleyerek, buradaki önemli nüansı şöyle aktarıyor: “Kızılay’dakiler de böyle bir iktisadi işletme kurarak çadır ve benzeri işleri yapan anonim şirketleri buraya bağlamış ve bunlar üzerinden yapmışlar. Ancak bunların Kızılay’ın kuruluş felsefesine uygun şekilde işlemesi ve de o amaçla kurulmaları gerekiyor. O da nedir? Kızılay nihayetinde bu tür afetlerde bedelsiz bir şekilde afet bölgelerine gitmesi, yurtiçinde ve yurtdışında barınma, gıda ve sağlık yardımlarında bulunması gerekiyor.”

Yaşanan gelişmelerin ardından Türkiye Barolar Birliği (TBB), Kızılay yetkilileri hakkında “güveni kötüye kullanma” gerekçesiyle Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.


Kaynaklar: Cumhuriyet, DW Türkçe, BBC Türkçe

Muhabbetimiz daim olsun...

Benzer Yazılar
daha fazla

“Kimyasal tehlikeye karşı uyarıyoruz”

6 Şubat tarihli depremlerde yıkıma uğrayan kentlerde alelacele “yeniden inşa” faaliyeti başladı. Enkazlar hızlıca kaldırılıyor, yıkım-taşıma-boşaltma faaliyetleri denetimsiz…
Kentsel Dönüşüm. İstanbul, 2019. Fotoğraf: Sunguk Kim.
daha fazla

Başka bir kentsel dönüşüm mümkün

Maraş merkezli depremlerden etkilenen on binlerce insanın temel ihtiyaçları hâlâ karşılanamamışken, alelacele “yeniden inşa” projeleri hayata geçiriliyor, uzmanların…
daha fazla

Türkiye’de kadın emeği ne durumda?

DİSK/Genel-İş Araştırma Dairesi, her yıl düzenli olarak yayımladığı Kadın Emeği Raporu’nu paylaştı, depremden etkilenen kentlerde kadınların çalışma hayatındaki…
Total
0
Share