Shakespeare ve Marlowe: İşbirliği yapmış çağdaşlar mı, ezeli düşmanlar mı?

Kraliçe I. Elizabeth döneminin en yetenekli kalemleri Christopher Marlowe ve William Shakespeare, dönemleri boyunca aldıkları eğitim, tercih ettikleri oyun temaları, çalıştıkları tiyatro toplulukları ve özel hayatları üzerinden karşılaştırılırken, vefatları sonrası da akademisyenler tarafından birtakım teorilerin en kuvvetli malzemeleri oldular.

İki yazarın ortak noktası elbette fazlaydı. Marlowe, nam-ı diğer Kit, Cambridge’de eğitim alırken komplo ve casusluk dünyasına gözü kara bir şekilde atılmıştı. Daha sonra oyun yazarlığında şansını denemek için Londra’ya, onu bekleyen şaşaalı hayata adım attı. Will de aynı şekilde… Baba mesleği olan eldiven ustalığını yapmak istemedi, onun yerine “bir eldivenin parmakları sarması gibi” oyun karakterlerini kâğıda aktardı. Henüz 18 yaşında reşit bile değilken (o zaman reşit olma yaşı 21’di) Anne Hathaway ile evlendi, kısa bir süre sonra Londra’nın yolunu tuttu. Protestan ahlakına ayak uydurmaya çalışan İngiltere, Katolik eğitimlerden geçtiği muhtemel olan bu iki yazarın önce kendi halklarına, daha sonra tüm dünyaya sundukları büyüleyici edebi yeteneklerinden faydalandı.

Will Londra’ya ailesini bırakıp geldiğinde, Kit istediği üne kavuşmuştu. Dr. Faustus hemen hemen tüm tiyatro gruplarınca havada kapılmış, tekrar tekrar seyirciye sunuluyordu. Will’in eşzamanlı olarak sahnelendiği düşünülen ilk oyunu Kral VI. Henry ise beklenen övgüyü almamıştı. Kit gösterişli hayattan öyle zevk almıştı ki bu eser kadar sevilecek başka oyunlar yazmak için zihnini ve bedenini zorluyordu. Corpus Christi’de ilahiyat okuyan bu gencin ruhunu, Jay Gatsby misali doyumsuzluk hissi sarmıştı. Nihayetinde Kit, babası gibi zanaatkârlar sınıfından çıkarak centilmenlik statüsüne erişmek üzereydi. Will ise gittiğinden emin olmadığımız New King’s Grammar School eğitimi ardından buraya gelmişti. “Anti-Stratfordian” olarak bilinen, Shakespeare’in aslında var olmadığı, olduysa da yazdıklarının aslında başka, özellikle de üst sınıftan birine ait olduğunu savunan teorinin en güçlü dayanağı, Will’in çağdaşları gibi üniversite eğitimi almamasıydı. Bir deha olarak öngörü yeteneğini ortaya koyup “Poets are born not made”[i] (Şair olunmaz, şair doğulur) cümlesini okuyucuya onaylatır nitelikte oyunlar ve soneler bahşetmişti. İkiliye dair birçok teori olmasına rağmen epey az kanıt var. Mesela Will’in John Fletcher, Thomas Middleton ve George Wilkins ile ortak çalışmaları olduğuna dair yazılı belgeler mevcut. Aynı şekilde Kit’in de Thomas Kyd ile oda arkadaşı olduğunu, “University Wits”[ii] grubu ile yediklerinin içtiklerinin ayrı gitmediğini biliyoruz.

Oxford Üniversitesi Yayınları’nın 2016’da çıkardığı Shakespeare yayınıyla (The New Oxford Shakespeare: Modern Critical Edition: The Complete Works) Kit ve Will’in aslında birlikte çalıştıklarını, dahası Kral 6. Henry oyununda Marlowe’un belirgin şekilde eli olduğunu öne süren 23 araştırmacı, oyundaki matematiksel dizimi ve Shakespeare dilinden uzak Marlowe’vari belirgin sözcük kalıplarının kullanılmasını buna kanıt olarak gösterdi. Tarzları birbirlerinden uzak olsa da Londra piyasasına sonradan dahil olan Will’in hâlihazırda ünlenmiş bir yazar olan Kit’ten etkilenmesi doğal karşılanıyor. Bu teoriyi destekleyen kanıtlar oldukça zayıf görünse de en azından Kit ve Will’in aynı kişi olduklarına dair ortaya atılan spekülasyonlardan daha makul ve tartışmaya açık. Doğru kabul edersek, bu iddia bize iki çağdaş rakibin kâğıt üzerindeki edebi atışmalarının dostane bir tavır ile gerçek hayatta da sürdüğünü gösteriyor.

Oldukça az sayıda olan Londra’daki tiyatro sanatçıları, ister istemez birbirleriyle karşılaştırılıyorlar. Maddi kaygı ve monarşinin yönlendirmeleri, çıkan şaheserlere büyük ölçüde yansıyor. Kit kirli işlere bulaşırken Will arkadaşlarıyla sık sık içmek yerine para biriktirmeyi seçen ve yaptığı yatırımlarla edebi dehasının dışında ticari zekasını da gösteren bir yazar. Dışarıdan gördüğümüz kadarıyla iki rakibin oldukça zıt hayatlar yaşadığı kanısına varabiliriz. Küçük ve kısıtlı Londra hayatı, ne kadar farklı yönlere çekilmelerine izin vermişse de, ipleri elinde tutan bir kukla ustası gibi.

Kit’in gösterişli kariyeri Will’i etkilemiş olmalı ki o da üniversite eğitimi almış, kendi deyimiyle “ukalalar” arasından sadece onun yargılarından çekinmiş ve onu geçmeye yeltenmişti. İkilinin tavernalarda (günümüzün pub’ları) birbirlerine meydan okuduğu söyleniyor. Will ayrıca rakibine cevaplarını tarafsız bir zemin olan oyunlarında,özellikle de

Venedik Taciri’ndeki Shylock karakteriyle verdi. Oyundaki Yahudi karakterlerin tasviri, yani Kit’in (Maltalı Yahudi’deki) Barabas’ı ile kendisinin Syhlock’u arasındaki büyük fark bu bakımdan çarpıcıydı.

Kit 29 yaşında öldürüldüğünde, Will kariyerinin doruk noktasına ulaşmak üzereydi. Size Nasıl Geliyorsa oyununda en büyük rakibini, Christopher Marlowe’u “göçmüş şair” olarak andı. İki büyük yazar arasında somut bir rekabetin dışında, tiyatronun doğasına dair bir görüş farkı söz konusuydu. Bu belirgin fark Kit’i yüceltmeyi engelleyememişse de aralarındaki nefret ateşini söndürmeye de yetmemişti. İkilinin ilişkisine dair en yaygın düşüncenin temelinde güçlü bir “hazzetmeme” duygusu yer alıyordu.


[i] Leonard Digges’e ait bir söz.
[ii] 16. yüzyılın sonlarında yaşamış, Oxford ya da Cambridge’de eğitim almış yazarları tanımlamak için kullanılan bir ifade.

Muhabbetimiz daim olsun...

Benzer Yazılar
daha fazla

Bir çeviri nasıl okunur?

Lawrence Venuti “How to read a translation” (2013) başlıklı makalesinde okurların çeviri metinleri nasıl okuması gerektiğini örnekler üzerinden…
Total
4
Share