“Sahnede 90’lar” sergisi başlıyor

Ya Da Tiyatro’nun “Safo” oyunundan bir kare, 2. Assos Gösteri Sanatları Festivali, 1996. Fotoğraf: Raife Polat.

1990’lar Türkiye’de politik ve ekonomik açıdan istikrarsız geçer: On yıla sığan on bir koalisyon hükümeti, 1994 ekonomik krizi ve onu takip eden “kemer sıkma politikaları” kadar giderek artan faili meçhuller ve patlak veren siyasi skandallar ülkeyi sarsar. Ama on yılın bıraktığı miras bu karanlık olaylarla sınırlı kalmaz: 2000’lerde hız kazanacak hak mücadeleleri 90’larda mayalanır. Arka arkaya açılan özel radyo ve televizyon kanallarının da yardımıyla pop kültürü emsalsiz bir yükselişe geçer. Seçim kampanyalarında kullanılmaya başlanan Türkçe pop hit’leri sokak ve meydanları doldurur. 12 Eylül darbesinin ağırlığının dağılması ve 1989’da Demir Perde’nin yıkılmasının ardından Türkiye yeni bir kültürel ve ekonomik dolaşım hattına yerleşir. Tüm bunlar yaşanırken, İstanbul’da kültür, sanat, performans ve eğlence tarihi açısından serbestlik sınırlarının sürekli genişletildiği, karanlığa tezat oluşturacak bir dinamizmin baş gösterdiği yıllar başlar.

Türkiye’nin sanat sahnesinde “disiplinlerarası” kavramı da bu dönemde gündeme gelir. Performans, dünyanın başka yerlerinde olduğu gibi burada da, zamanı yansıtan ifade biçimlerini arayan sanatçılara sınırları belirli disiplinlerden bir “çıkış” ya da “kaçış” yolu sunar. Tanımları muğlak olsa da performans, doğası gereği itaatkârlık ve tutuculuktan uzak, deneysel ve dolaysız bir sanat pratiğine işaret eder. Sahne ve performans arasındaki ilişki ise karşılıklı bir bağımlılığa dayanır: Sahne gündelik hayata açıldıkça performans da ufkunu genişletir, performans yeni mecralara sıçradıkça sahne sanatın ötesine geçer. 90’larda Türkiye’de “sahne”, televizyonlardaki envaiçeşit program, 900’lü hatlar ve telefon dolandırıcılığı vakalarıyla alanını gittikçe genişleterek toplumsal hayatın her köşesine nüfuz ederken performans da sokak ve evlere umulmadık biçimde sızmaktadır.

Salt’ın yeni sergisi Sahnede 90’lar söz konusu on yılı anlamak için “performans” kavramını bir anahtar olarak kullanıyor. Bu anahtar da kültür, sanat, eğlence tarihi açısından birden fazla kapının açılmasına olanak sağlıyor. Performans temelli üretimleri öne çıkaran etkinlikler ile bireysel çalışmaları odağına alan sergi, muhtelif kaynaklardan toplanmış arşivlere dayanıyor. Performanslardan geriye kalan fotoğraflar, objeler, video kayıtları, eskiz ve maketler ile seçili etkinliklere dair yazışmalar, afiş ve broşürler tek bir çatı altında toplanıyor. Canlı performanslardan video klipler ile televizyon programlarına uzanan bir çeşitlilikte üretimleri de içeren sergi, esas olarak 1988-1999 aralığını gündeme getirse de bu sınırları aşıp 2000’lerin başına da uzanıyor.

Sahnede 90’lar bu dönemde parkta, barda, tarihî mekânlarda, terk edilmiş yapılarda, kıyıda ve köşede giderek görünürlüğü artan performans temelli üretimlerin izini sürerken beklenmedik bağlantılar kuruyor ve “sahne”nin ne kadar geniş bir yelpazede ele alınabileceğine işaret ediyor. Bu bağlamda sahne, geçici ya da kalıcı birliktelikler oluşturmanın arayüzüne dönüşüyor.

Performansın toplum, ekonomi, sokak ve siyasetle ilişkisini irdeleyen Sahnede 90’lar sanatçıların ve tasarımcıların oluşturduğu kolektif girişimleri ele alırken kültür tarihinden de bir potpuri sunuyor.

Salt Beyoğlu’nda, aralarında Aydın Teker, CANAN, Esra Ersen, Halil Altındere, Hüseyin Katırcıoğlu, Köken Ergun, Moni Salim Özgilik, Özlem Günyol & Mustafa Kunt ve Taner Ceylan’ın da bulunduğu sanatçıların işleri sunuluyor. Ayrıca sanat ve sokak ilişkisine dair açılımlar barındıran çalışmalar, Seretonin ve Genç Etkinlik sergileri ile Assos Gösteri Sanatları Festivali gibi kolektif oluşumların disiplinlerarası üretimlerinden geriye kalan fotoğraf, afiş, yazışma gibi arşivsel malzemelerle bir araya getiriliyor.

Salt Galata’da ise Burak Delier ve Mehmet Sander’in işlerinden bir seçkiyle Ceylan Öztrük’ün performansı yer alıyor.

Sahnede 90’lar sergisi 15 Eylül 2022-12 Şubat 2023 arasında Salt’ın Beyoğlu ve Galata yapılarında ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

Muhabbetimiz daim olsun...

BENZER YAZILAR
daha fazla

Arabesk yeniden yükseliyor

1960’larda yeşerip 1970’li yıllarda neredeyse memleketin altını üstüne getiren, 1980 darbesinin yarattığı karanlık atmosferi iyi değerlendirip 1990’lardaki pop…
daha fazla

Türkiye’de müzik emeğinin durumu nedir?

COVID-19 pandemisinin, dünyada ve Türkiye’de emek piyasasının, özellikle güvencesiz çalışma koşullarına tabi olan aktörleri üzerindeki yıkıcı etkileri sürüyor.…
sayın okur, bir maniniz yoksa sizi de bekliyoruz. vesaire’nin eski ve yeni yazılarından itinayla derlediğimiz tematik bültenleri her pazar sabahı okumak için şimdi abone olunuz: ve'posta.
KAYDOL
Total
0
Share