Robot olmadığınızı kanıtlayın: 8   +   8   =  

Rock & roll, genç sıfatını taşıyamayacak kadar uzun süredir etrafta. Çevresine sert davul atakları, kirli gitar soloları ve göz ardı edilen bas melodileri saçarak neredeyse bir asır geçirdi. Koca insanlık tarihine birkaç önemli cümle eklemeyi, tanıklarını ziyadesiyle etkilemeyi başardı.

Farklı alt kültürlerin, farklı alt türlerde, zaman zaman sosyal, zaman zaman politik ve büyük bir kısmı sevilesi bir toylukta olan başkaldırılarının birçoğunun temasında yer aldı. Kullanıldı, sık sık da satıldı. Naifliğinden arta kalanla kendi albümlerini basıp satan plak şirketlerine söven şarkılar yapan rock müzisyenleri de dinledik, hiç satmamak için kibir dozu yüksek şarkılar yapan ve yanlışlıkla tanınan idealistleri de. Ve sonunda miadını doldurdu ve yavaş yavaş aramızdan ayrılıyor, öyle mi?

Hard Rock’ın glam amcaları Kiss’in bas gitaristi, ikonik dil sahibi Gene Simmons böyle düşünüyor. Esquire’a verdiği röportajda, rock müziğin ihtiyarladığı için ölmediğini, dijital müzik paylaşımı ve internet kültürü tarafından katledildiğini savunuyor. Plak şirketlerinin rock gruplarının efsaneleşmesi için son derece gerekli olduğu ve korsan müzik paylaşımının müzik piyasasının şişman kedilerini zayıflatıp, yeni müzisyenlerin destek alamamasına neden olduğu yönünde bir görüşü var.

Dünyanın en büyük yasal müzik tüketim pazarına sahip olan ABD’deki son dönem satışlarına bir göz atalım:

The Nielsen Company & Billboard’s 2012 Music Industry Report (Kaynak: businesswire)

Toplam satışların 2008-2012 arasında, kayda değer bir düşüş yaşadığını görmek zor değil. Nielsen’ın 2013 yıl sonu raporunda, 2013 sonu itibariyle bir önceki seneye nazaran toplam satışlarda %6,3’lük bir düşüş daha kaydedildiğini hesaplamasından sonra 2014’te de (2014 Nielsen raporu’nu 2015 Ocak ayında bekliyoruz) Amerikan müzik piyasasının plak şirketlerinin istediği gibi devam etmeyeceğini öngörebiliriz. Bununla birlikte, rock 2008-2012 yılları arasında kendisinden sonra en çok satan iki tür olan alternatif ve R&B’nin neredeyse toplamı kadar albüm satmış.

Yani, Gene Simmons’ın örneğindeki yasadışı müzik indirerek, garajında yaptığı müziğin basılma ihtimalini azaltan ve rock piyasasını öldüren 15 yaşındaki komşu çocuğu’na rağmen, birileri rock müziğe hâlâ para harcıyor.

Tek sorun para değil elbette. Yeni bir nesil gelir, yeni bir müzik üretir. Yeni teknolojiler, yatak odası prodüktörleri ve yaklaşık yirmi yıldır (özellikle Avrupa’da) estirilen yeraltı elektronik müzik çılgınlığı, ana akımdan biraz uzaklaşmak isteyen herkesin ilgisini doğal olarak bir miktar rock müzikten uzaklaştırdı. Ama görüldüğü üzere belki ücra ergen yatak odalarında devasa kulaklıklarla, belki kırk sene önce ilk albümün dinlendiği ve hala kullanılan pikapta, belki arabada, belki Spotify listelerinde birileri hala rock müzik dinliyor.

The Black Keys

The Black Keys

Eski zamanlara, eski adamlara ve kadınlara ve en önemlisi eski ekipmanlara saygıda kusur etmeyen The Black Keys’den, teknolojiye ayak uydururken heavy metal’i mazide tam olarak bırakamayıp ‘wobble’ bası sert gitarlarla taçlandıran Pendulum’a, rock müziği albüm albüm ileri itmeye çalışan Muse’a sayısız kanaldan sert sesler, sert tavırlarla hâlâ besleniyor rock müzik.

The Who Performing in Concert

The Who

Evet, bir daha Seattle ve Sub-Pop’u göremeyebiliriz. Bir daha CBGB ya da Factory Records hatta bir daha Ankara’daki Limon’u bile göremeyebiliriz. Belki eski etkisini, kültürel itimini ve hatta pazarlanabilirliğini koruyamamış da olabilir rock müzik. Ama The Who, Pink Floyd ve AC/DC gibi ustaların varlıklarını ve üretkenliklerini hatırladığımız yeni albümleri göz önünde bulundurunca, eskisi gibi rock müzik üretilmiyor demek de kulağa doğru gelmiyor.

Belki biraz yaşlandı, belki biraz da tuhaf kokuyor. Ama rock hâlâ hayatta ve hâlâ bağırıyor.

Hamiş: Yazının başlığında Nazif Topçuoğlu’nun Fotoğraf Ölmedi Ama Tuhaf Kokuyor (YKY, 2010) adlı kitabından esinlendim.