Pandemiden sonra uykumuza dönemeyiz

İllüstrasyon: Nien-Ken Alec Lu.

Birkaç ay içinde, eninde sonunda krizin sona erdiği ilan edilecek, biz de “önemsiz” işlerimize dönebileceğiz. Çoğumuz için bir rüyadan uyanmak gibi olacak.

Medya ve siyaset erbabı, bizi elbette böyle düşünmeye teşvik edecek. 2008’deki finansal çöküşün ardından da böyle olmuştu. Kısa bir sorgulama ânı yaşanmıştı. (Finans ne ola ki? Başkalarının borçları değil mi? Para nedir? O da borç değil mi? Borç nedir? Sadece bir vaat değil mi? Para ve borç birbirimize verdiğimiz vaatlerin toplamından başka bir şey değilse, birbirimize kolaylıkla yeni vaatlerde bulunamaz mıyız?) Açılan bu pencere çenemizi kapatmamızı, düşünmeyi bırakıp işe dönmemizi, en azından iş aramaya başlamamızı dayatanlar tarafından neredeyse anında kapatılmıştı.

Geçen sefer aldanmıştık. Bu kez aldanmamak son derece önemli.

Çünkü tecrübe ettiğimiz bu kriz aslında rüyadan uyanmaktı, birbirimize göz kulak olan kırılgan varlıklar olarak insan hayatının asli gerçekliğiyle yüzleşmekti. Bizi hayatta tutan bu göz kulak olma işinin aslan payını üstlenenler fazladan vergi ödeyip düşük ücretler alıyorlar, üstelik her gün aşağılanıyorlar. Nüfusun büyük çoğunluğunun da bir şeyler yapan, tamir eden, taşıyan, ulaştıran veya diğer canlıların ihtiyaçlarını karşılayanların genellikle ayağına dolanmaktan, rant yemekten, fanteziler kurmaktan başka bir şey yaptığı yok. Saçma sapan şeylerin rüyalarda akla yatkın görünmesi gibi, tüm bunların anlaşılmaz bir biçimde mantıklı geldiği gerçekliğin içine tekrar düşmeye mecburuz.

sayın okur, bir duyurumuz var. vesaire’nin eski ve yeni yazılarından itinayla derlediğimiz tematik bültenler, her pazar sabahı e-posta kutunuza düşmeyi bekliyor.
abone olmak için buyursunlar: ve’posta

Peki şuna ne dersiniz? Başkalarına alenen daha fazla yarar sağlayan işleri yapanların daha az ücret almasını ziyadesiyle olağanmış gibi görmeyi veya dünya üzerindeki yaşamların çoğunu yok etmeye sürükleseler bile finans piyasalarının uzun dönemli yatırımlar için en iyisi olduğunda ısrar etmeyi bıraksak?

Mevcut acil durumun sona erdiği ilan edildiğinde, bu kez gerçekten öğrendiklerimizi hatırlasak ne olur? Ekonomi denen şeyin (kelimenin her anlamıyla) hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğumuz şeyleri birbirimize sağlama yönteminden başka bir şey olmadığını, “piyasa” dediğimiz şeyin çoğu öyle veya böyle patolojik vakalar olan zenginlerin arzularından ibaret olduğunu, yaklaşan felaketlere dair bir şeyler yapacak temel sağduyudan topluca yoksun olduğumuza dair konferanslar veren dalkavuklara inanacak kadar ahmak olmaya devam etsek bile zenginlerin en güçlülerinin kaçacakları sığınakların tasarımlarını çoktan tamamladıklarını hatırlasak?

Bu kez onlara kulak asmasak keşke.

Halihazırda yaptığımız işlerin çoğu hayali işler. Varolmalarının yegâne sebebi yalnızca kendileri veya zenginleri kendileri hakkında iyi yoksulları ise kötü hissettirmek. Buna düpedüz son verdiğimiz takdirde çok daha makul vaatlerimizin olması mümkün, mesela hepimizin bakımını üstlenen insanların bakımını üstlenecek bir “ekonomi” yaratmak gibi.


*Bu yazı, Cüneyt Bender tarafından David Graeber’in ölümünden hemen önce yazdığı ve Jacobin’de yayımlanan makalesinden çevrilmiştir.

Muhabbetimiz daim olsun...

BENZER YAZILAR
daha fazla

Z kuşağının derdi nedir?

“Başlangıcı 90’ların neresinden alıyoruz?”, “Teknolojinin içine doğdular tabii”, “Hepimizden daha zekiler, ama tembeller işte!” gibi onlarca klişe alıntıyla…
daha fazla

Otomobilin toplumsal ideolojisi

Arabaların en berbat yanı deniz kıyısındaki şatolara veya villalara benzemeleri: Yalnızca çok zengin bir azınlığın keyfi için icat…
Total
3
Share