Hiç gökyüzüne bakarken insan yüzünü andıran bir bulut, Kandinsky’nin bir tablosuna bakarken mesela büyük teyzenizin yüzünü gördüğünüz oldu mu? Cevabınız olumluysa yalnız değilsiniz, çünkü cansız nesnelerde yüzler görmek oldukça yaygın. “Pareidolia” olarak adlandırılan bu durum, insan beyninin rastgele ve karmaşık desenlere anlamlar, özellikle de yüz özellikleri atfetmesine neden olan psikolojik bir olgu.

Wassily Kandinsky, Sarı Kırmızı Mavi, 1925

Pareidolia, altın çağını Diane Duyser adlı Floridalı bir kadının tost ekmeğinin üzerindeki yanık izlerini Meryem Ana’ya benzetmesiyle yaşadı. Duyser, bu olaydan on yıl sonra bayat ama sembol haline gelmiş ekmeği açık artırmayla 28 bin dolara sattı. Ay’ın yüzeyinde ürkütücü suretler görenler mi dersiniz, tarçınlı çöreklerde Rahibe Teresa’nın yüzünü görenler mi? Liste uzayıp gidiyor ve doğal olarak ucu sanata da dokunuyor.

Ohio’daki Akron Sanat Müzesi, sanatçıların üretirken, izleyicilerin de tüketirken pareidolia’dan nasıl etkilendiklerini inceleyen Find a Face adlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor.

Francois ve Jean Robert, Face to Face

“Her yerde yüzler görüyorum,” diyen ve kendini “pareidoliak” olarak tanımlayan Gina Thomas McGee serginin organizatörlüğünü yapıyor. Bu dürtüsü, yüzlere benzeyen objeleri belgeleyen François ve Jean Robert‘ın üç kitabı Face to Face, Faces ve Find a Face ile karşılaşınca başlamış. Görüntülere başka açılardan bakmaya teşvik ettiğini düşündüğü çocuklara yönelik ikinci kitap Faces’ı müze eğitimlerinde de kullanıyor. Kitabın sayfalarında ve müze koleksiyonunun tamamında gözler, kulaklar ve dudaklar görmesinin üzerinden çok geçmeden sergiyi planlamaya başladığını söylüyor.

Louis Stettner, Car in Winter, 7th Ave, 1956.

Louis Stettner‘ın siyah beyaz fotoğrafı Car in Winter, 7th Ave (1956) sergilenen eserler arasında yer alıyor. Fotoğraf, McGee’nin “pareidolik” eser avına başladığında müzenin veritabanında bulduğu ilk eser. Yakından çekilmiş, 1950’lere özgü ayrıntılarla süslü bir kaputa sahip, karla kaplı bir arabanın fotoğrafı. Stettner’ın niyetinin arabada oluşan yüzü çekmek olduğundan emin olamasak da, fotoğrafa bir yüz görmeden bakmak çok zor. McGee, “Araba, bina, makine ve evlerde insan yüzleri görmek daha olası çünkü genellikle insan yüzüne benzer bir simetriye sahipler,” diyor. Bununla birlikte, sergide iki araba, bir dokuma tezgâhı ve dört bina cephesi fotoğrafının yanında Joan Miró, Karel Appel ve Theodore Roszak‘ın soyut resim ve heykellerine saklanmış yüzleri de görmek mümkün.

O halde sanatçılar soyut desenler ve cansız objelerle bu yüzleri yaratırken, izleyiciler nasıl oluyor da bu yüzleri fark ediyor? Nörologlar pareidolia olgusunu incelediler ve çeşitli cevaplar önerdiler.

Maymunlara çeşitli görüntüler göstererek beyin aktivitelerini inceleyen nörolog Dr. Doris Tsao‘ya göre beyin, yüze ait özelliklere öncelik veriyordu. Hücreler, yüzü olan görüntülerin hepsine cevap verirken diğer nesnelere o kadar da tepki vermiyorlardı. Ancak Tsao, bir gariplik fark etti, yüzleri olmayan ama benzer özelliklere sahip nesneler de aynı hücreleri tetikliyordu.

Pareidolia’yı incelemek için bilgisayar tabanlı araştırma metodolojisini kullanan MIT’deki bilim insanı Dr. Pawan Sinha da Tsao’ya katılıyordu. Aynı zamanda beynin yüze ait özellikleri (simetri, açık bir alın, burnun dudağın üstündeki gölgesi vs.) ayırt edebilecek kadar gelişmiş ancak kusursuz olmadığını keşfetti. Bazen gerçek yüzleri bu özelliklerle eşleştiremezken, yüzü olmayan objeleri eşleştirebiliyordu.

Francois ve Jean Robert, Faces, 2000

Boston Üniversitesi’nden nörolog Takeo Watanabe, pareidolia’nın kökeninin evrime dayandırılabileceğimizi öne sürdü. Yaptığı araştırmada, insan beyninin düzenli olarak gördüğü uyaranlara aşırı duyarlı olabileceğini keşfetti. Muhtemelen bizi insan ya da hayvan gibi diğer canlılara karşı uyaran da yine bu yüksek farkındalık. Watanabe “İlkel zamanlarda yaşasaydınız, kaplanlara karşı duyarlı olmanız iyi olurdu,” diyor.

Bir dahaki sefere bir Jackson Pollock tablosunda ya da Bernd & Hila Becher fotoğrafında bir insan yüzü gördüğünüzde deli olmadığınızı hatırlayın. Beyniniz sadece biraz yaratıcılık yardımıyla evrimsel işlevini yerine getiriyor.

Kaynak: Alexxa Gotthardt | Artsy