Mümkün olduğu için konuşmak: Clubhouse

Fotoğraf: Thomas Trutschel, Photothek, Getty Images.

Herkes günlerdir bunu konuşuyor, muhtemelen duymayan kalmamıştır. Yeni nesil bir sosyal ağ sıradan hayatlarımıza geçici bir heyecan getirdi: Clubhouse. Facebook, Twitter ve Instagram gibi emsallerinden farklı olarak ses temelli bir uygulama olan Clubhouse’a şimdilik yalnızca iOS kullanıcıları davetiye aracılığıyla erişebiliyor. Uygulamanın Android versiyonu üzerinde hâlâ çalışılıyor. Kısa sürede bunca ilgiye mazhar olmasının ve konuşulmasının ardında davetiye temelli çalışması, FOMO (fear of missing out: bir şeyleri kaçırmaktan korkmak) etkisi, ünlülerin ve az ünlülerin hiç vakit kaybetmeden uygulamada yerlerini almaları, hepsinden önemlisi de uygulamanın karantina günlerinde alternatif bir vakit öldürme aracı olarak öne çıkması olabilir. Uzunca bir süredir maruz kaldığımız “Mücbir Sebepler” programının Instagram’daki son sponsorlu sohbeti Clubhouse odalarına da taşındı, dahası kimileri uygulama davetiyelerini satışa bile çıkardı.

Podcast’lerin ziyadesiyle popülerleşmesinin ardından ses temelli içeriklere ilginin artmasıyla ortaya çıkan ve dünya genelinde haftalık iki milyon aktif kullanıcıya erişen Clubhouse, kullanıcılara iki temel fonksiyon sunuyor: Konuşmak ve dinlemek. Uygulamaya girdiğinizde odalar dolusu insanları konuşurken görüyorsunuz, açık odalara dilediğiniz gibi giriş yapabiliyorsunuz, konuşmak istediğinizde el kaldırıyorsunuz, konuşmacılar izin verirse meramınızı diliniz döndüğünce aktarıyorsunuz. Dinlediğiniz sohbetten sessizce ayrılabiliyorsunuz, dilerseniz kendi odanızı açıp sohbet başlatabiliyorsunuz. “Kameralar açık olmadığı için göz temasına ihtiyaç yok, ne giydiğinizin veya nerede olduğunuzun bir önemi yok. Clubhouse’da çamaşır katlarken, bebeğinizi emzirirken veya koltuğunuzda uzanırken konuşabilirsiniz.” Uygulamanın resmi blog’unda kullanıcı deneyimi böyle sunuluyor. Sesin, empati kurmak için daha fazla imkân sağladığı varsayılıyor. Uygulamanın birkaç ay içinde bilet ve abonelik gibi farklı gelir modellerini de denemeye başlayacağı öngörülüyor.

Clubhouse sohbetleri kalıcı değil, kullanıcıların erişebileceği bir yere kaydedilmiyor, söz elbette uçuyor. Ayrıca Clubhouse’u kullanırken telefon ekranına bakmak veya uygulama ekranında kalmak zorunda değilsiniz. Müjde, sosyal ağlar sayesinde maruz kaldığımız dikkat kıtlığında odağımızı bütünüyle kaybetmek için yepyeni bir vesile daha. Silikon Vadisi’nin ensesi kalın sakinlerinin bir bildiği vardır.

Bu aşamada uygulamanın geleceği, hangi amaçlarla kullanılacağı, neye dönüşeceği elbette meçhul. Yakın gelecekte çok daha fazla kullanıcıya erişeceğine kesin gözüyle bakılıyor. Konuşmak için yeni bir vesile bulanların keyfi yerinde, konuşmak her zamankinden daha “mümkünmüş gibi” görünüyor*. Uzun sürecekmiş ve başka türlü nimetler sağlayacakmış gibi görünen bir özgürlük illüzyonu, göz önünde olmayı ve yeni müşterilere erişmeyi kolaylaştıran bir pazar yeri. Daha büyük çoğunluğu oluşturan dinleyenlerin ayrıcalığı sohbet odalarından “sessizce ayrılmak” olmalı, ihtiyacı ise odadaki konuşmacılara “ne saçmalıyorsunuz?” diye sormak. 👋


*Uygulamada geçirdiğim kısa zamanın ardından izlenimlerimi toparlayıp bu kısa yazıyı yazmama Serdar Kuzuloğlu’nun tweet’i vesile oldu.

Muhabbetimiz daim olsun...

Related Posts
Total
8
Share