20. yüzyıl Amerikan edebiyatının en büyük isimlerinden Kurt Vonnegut, Şampiyonların Kahvaltısı ve Mezbaha 5 gibi romanlarıyla tanındı. Ancak sağladığı en büyük kültürel katkının yayımlanmış eserlerinden başka bir şey olduğunu düşünüyordu. 1947’de Chicago Üniversitesi Antropoloji Bölümü’ndeki jüri tarafından oybirliği ile reddedilen yüksek lisans tezi.

Chicago Üniversitesi, Vonnegut’ın 1963’te yayımlanan Kedi Beşiği isimli kitabını 1971’de yüksek lisans tezi olarak kabul edip dereceyi yazara teslim etti. Vonnegut, otobiyografisinde hikâye şekillerine dair yaptığı çalışmanın “fazla basit ve göze fazla eğlenceli göründüğü” için reddedildiğini yazmıştı. Yalınlık ve ifade ekonomisi üzerine epeyce söylem üreten Vonnegut, hikâye yapısının antropolojik doğasına dair şöyle demişti:

Temel fikir, hikâyelerin kareli kağıda çizilebilecek şekillerinin olması ve toplumların hikâye şekillerinin de en az çömlekleri veya mızrak uçları kadar ilginç olmasıdır.

Tasarımcı Maya Eilam yukarıdaki videoda bahsedilmeyen ama Vonnegut’ın tezinde bulunan beş şekli daha çalışarak aşağıdaki görseli üretmiş, her şeklin altında uygun örnekleri görmek de mümkün.

Hikâyelerin Şekilleri, Kurt Vonnegut (Maya Eilam)

“Yaratıcı Yazarlık 101”

Vonnegut’ın kendine has doğrudanlığı ve kıvrak zekası, eserlerinden ve bunları sunma biçiminden oldukça belirgin bir şekilde anlaşılıyor. Yalınlığa dair hassasiyetini de belki bu anlaşılma arzusuna bağlamak gerekir. Vonnegut, yaşamı boyunca bu arzuya ulaşmak ve bu fermanı yaymak adına bir dizi “kural” üretti ve tavsiyelerde bulundu. Bunlardan kurmaca ve yaratıcı yazarlığa dair olanları Vonnegut’ın kısa öykülerini içeren Bagombo Snuff Box’ın önsözünde yayınlanmıştı:

  1. Bir yabancının vaktini öyle bir değerlendirin ki, vaktinin harcandığını hissetmesin.
  2. Okuyucuya destekleyebileceği en az bir karakter verin.
  3. Her karakterin istediği bir şey olmalıdır, bir bardak su bile olsa.
  4. Her cümle şu ikisinden birine hizmet etmelidir: Karakteri açığa çıkarmak veya eylem geliştirmek.
  5. Sona olabildiği kadar yakın bir yerden başlayın.
  6. Sadist olun. Ana karakterleriniz ne denli tatlı ve masum olursa olsun, başlarına korkunç şeyler getirin. Bu sayede okuyucu onların ne mal olduğunu görebilir.
  7. Tek bir kişiyi mutlu etmek için yazın. Eğer bir pencere açıp, bütün dünyayla sözgelimi sevişmeye çalışırsanız hikâyeniz zatürre olur.
  8. Okurlarınıza olabildiği kadar fazla bilgiyi olabildiği kadar erken verin. Belirsizliğin canı cehenneme. Okuyucuların ne olup bittiğine, nerede ve nasıla dair, eğer hamam böcekleri son birkaç sayfayı yerse hikâyeyi kendileri bitirebilecek derecede eksiksiz bir kavrayışa sahip olmaları gerekir.

Benim neslimin en büyük kısa öykü yazarı Flannery O’Connor’dı. İlki hariç tüm kurallarımı çiğnedi. Büyük yazarların böyle huyları vardır.

Kendi üslubunuzla yazın

Bir diğer kural dizisi ise tuhaf bir şekilde edebiyat ve yazarlığa dair tavsiye arıyorsanız herhalde bakacağınız son birkaç yerden biri olan IEEE’nin (Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü) Transactions on Professional Communications isimli dergisinde, 1980 yılında yayınlandı. Vonnegut’ın “üslup sahibi yazı” üzerine verdiği tavsiyelerin özeti aşağıda, tamamı burada.

  1. Umursadığınız bir konu bulun. Evinizin önündeki bir çukura dair belediyeye yazdığınız bir dilekçe veya komşu kızına yazdığınız aşk mektubu iş görür.
  2. Ama tabii boş konuşmayın. Bu konuda boş konuşacak değilim.
  3. Basit tutun — Dilin basitliği saygıdeğer olmakla kalmaz belki aynı zamanda kutsaldır da.
  4. Kırpacak cesaretiniz olsun. Eğer bir cümle, ne kadar mükemmel olursa olsun, konunuzu yeni ve kullanışlı bir şekilde aydınlatmıyorsa, kesip atın.
  5. Kendiniz gibi yazın. Kendi yazılarıma en çok Indianapolis’li biri gibi duyulduğum zaman, ki zaten öyleyim, güvendiğimi görüyorum ve başkaları da en çok bu durumda güveniyor gibi görünüyorlar.
  6. Söylemek istediğinizi söyleyin. Eğer söylemeye değer bir şeyiniz varsa ve anlaşılmak istiyorsanız, iyisi mi Picasso tarzı, caz tarzı yazıdan uzak durun.
  7. Okuyucuya acıyın. Okumak zorundalar, bu o kadar zor bir sanat ki çoğu insan lisede ve yüksek okulda, on iki uzun yıl boyunca çalışmış olmasına rağmen gerçek anlamda ustalaşamaz.
  8. Daha da ayrıntılı bilgi için Dikkatinizi William Strunk, Jr ve E.B. White’ın The Elements of Style’ına (Macmillan, 1979) çekerim.

Kaynaklar: Open Culture & Aeon