Robot olmadığınızı kanıtlayın: 8   +   1   =  

Lise yıllarında bir şehir efsanesi vardı: Bir sınavda öğretmen sınıfa “Risk nedir?” diye sorar ve “Risk budur.” cevabıyla boş kâğıdı teslim eden öğrencisine 100 puan verir. Tame Impala’nın üçüncü albümü Currents’a dair birkaç kelam etmek de bende bu hissi uyandırıyor. Albüm o kadar çağının ötesinde ve o kadar tartışılamayacak kadar iyi ki, inceleme yazısı olarak “Albüm budur” yazıp bırakası geliyor insanın. Ya da Perth Üniversitesi’nde Müzikoloji programına başlayıp “Kevin Parker nasıl bir dâhi oldu?” başlıklı elli sayfalık bir yüksek lisans tezi hazırlamak da tatmin edici olabilir.

Currents toplamı bir saat bile etmeyen 13 şarkılık bir, ecnebi tabiriyle, “eargasm”. Currents hayatınızın en iyi seksi gibi. Evet, zira verdiği zevk ruhsal olmaktan da öte, fiziksel bir zevk. “Psychedelic” olanı bir yaşam tarzına dönüştürmeye çalışanların özendiği hayatı yaşamakla meşgul bu albüm başlı başına: nirvana. Hayatınızın en güzel gününü düşünün, muhtemelen çocukluğunuza aittir. O günü alın ve WinZip gibi bir sıkıştırma programıyla 51 dakikaya sıkıştırmayı deneyin, elde edeceğiniz şey Currents olacak. Currents aynı zamanda bütün klişe kişisel gelişim zırvalarının tekrar edip durduğu şeyin kanıtı bir yandan da: “Hayallerinizin peşinden gidin.” Zira Kevin Parker’ın babası kendisine müziği hobi olarak yapmasını, kendine daha “uygun” bir iş bulmasını salık vermişti. Parker mühendislik okudu, yapamadı astronomiye bulaştı, bir gün son astronomi sınavına doğru yoldayken Zeus şimşeklerini çaktı ve o tarihi an yaşandı: Modular Recordings’ten telefon alan Parker kesin bir U dönüşü yapıp eve dönmeye ve müzik yapmaya devam etti.

Ne de iyi etti. Lisede kurduğu grubuyla Rage Against the Machine, Korn cover’layan Kevin Parker, Tame Impala’nın kızlık soyadı olan ilk grubu Dee Dee Dums’tan Currents’a doğru bir evrimi temsil ediyor, istemeden bir başarı hikâyesi yazıyor. Parker’ın kendi hazırladığı artwork’ü yüzünden insanların ismini Antares, Mira, Sun sandığı, esasında kendi adını taşıyan ilk EP’de yer alan “Half Full Glass of Wine”dan, “Cause I’m A Man”e uzanan bir vokal becerisi duruyor masamızın tam ortasında. Çünkü henüz otuzuna bile adım atmamış olan bu adam kendine vokal olarak örnek alınabilecek en iyi figürü seçiyor: Michael Jackson. Sahneye yalınayak çıkmasından öte bir numarası olmamasıyla, Alex Turner’ın saptığı jöle-tarak-rock’n roll üçlüsünü tercih etmemesiyle de yepyeni bir “rockstar” teorisi öneriyor müzik dünyasına. Artık babaların çocuklarına “oğlum ben sana yapma demiyorum, yine yap, ama hobi olarak yap” diyeceği kategoriden çıkarıyor müziği, aksine başlı başına iyi bir rock yıldızı örneği temsil ediyor. Kevin Parker sayesinde belki de çeyrek yıl sonra ebeveynler çocuklarının doktor, mühendis, avukat olmasını değil müzisyen olmasını isteyecek, belki de “ne topçuya ne popçuya kız veririz” önermesini tedavülden kaldıracak. Zira Kevin Parker, gitar bazlı Innerspeaker, pitch-shifter bazlı Lonerism ve synth bazlı Currents sıralamasıyla aynı zamanda bir pop yıldızı oluşunu da gerçekliyor. Britney Spears ve Kylie Minogue’u çok sevdiğini zerre utanmadan itiraf eden Kevin Parker, Currents için “Yapabileceğim en iyi pop albümü buydu, daha pop’unu, daha iyisini yapabiliyor olsam zaten yapardım” diyor. Son 10 yıldır içi boşaltılan pop müzik kavramını da yeniden layık olduğu klasmana, Michael Jackson seviyesine çekmek için elinden geleni yapıyor.

Albümün servis edildiği 15 Temmuz’dan beri 10 müzik yazarından 11’i de Currents’ı, sanki çok büyük bir tespitmişçesine, bir ayrılık albümü olarak tanımlamaya can attı. Evet, Currents gerçekten de bir ayrılık albümü. Melody’s Echo Chamber’ın sesi yüzü Melody Prochet’le kıtalar ve bürokrasiler arası yürümeyen ilişkisinin bitiş çizgisinin albümü. Ama hayır, Currents sadece Melody’yle ayrılığının albümü değil, çok daha büyük bir ayrılığın albümü: bu da Kevin Parker’ın gitarla olan ayrılığının albümü. Ayrıca hem Innerspeaker hem de Lonerism’in bütün görsel dünyasını gözü kapalı emanet ettiği hemşehrisi, görsel sanatçı Leif Podhajsky’yle de ayrılığının albümü. Bütün bu ayrılıklar tek bir şeye işaret ediyor: yepyeni bir Kevin Parker. Albümün ortasına ve sonuna özenle yerleştirilen “Yes I’m Changing” ve “New Person, Same Old Mistakes” de hunharca bunu anlatıyor zaten. Yepyeni bir Kevin Parker, “Yeni bir şey nasıl mı yapılır? Ahan da böyle yapılır” diyerek Currents plağını tokat gibi vuruyor sürekli yeni bir şey deneme ısrarında olup da yerinde sayan müzisyenlerin suratına.

Kevin Parker’ın bu albümde çalışmayı tercih ettiği görsel sanatçı Robert Beatty’nin de aynı zamanda bir müzisyen olduğunu, Three Legged Race adlı bir grubu olduğunu ve favori albüm kapağının İngiliz müziğinin en büyük ilham kaynaklarından biri olan 10CC’nin kendi adını taşıyan albümüne ait olduğunu da kolay tüketilebilir bilgi olarak ekleyelim. Beatty aynı zamanda “psychedelic” kelimesinin artık aşırı kullanıldığını ve anlamını yitirdiğini, içinin boşaltıldığını söylüyor, biz de bu yüzden kendisine buradan kocaman bir “Hay, ağzını öpeyim” diyoruz.

10cc

Hayattaki tek gayesi, en büyük aşkı müzik olan bir adamın kendisine “Melody” ismine sahip bir eş seçmesi de zaten yeterince sembolik değil mi? Kevin Parker’ın, Melody’s Echo Chamber’ın davulcusu Julien Barbagallo ile “Relation Longue Distance” isimli bir yan proje başlatması fazlasıyla ironik değil mi? Üç yıl boyunca birbirlerinin hem müzikal, hem ruhsal, hem de fiziksel olarak etinden sütünden faydalanan, Alex Turner ve Alexa Chung’dan sonra müzik dünyasının en ayrılığına katlanamadığımız çifti, neyse ki bunu Currents ile taçlandırdı. Melody Prochet henüz albümü dinledi mi, dinlerken kaç fıçı Fransız şarabı bitirdi, ayna karşısında salya sümük ağlayarak kâhküllerini kesti mi, bilmiyoruz. Ama kanımca insan olan bu acıya katlanamaz, zira Currents da bütün Ortadoğu ezgileriyle bu arabeske işaret ediyor. Müslüm Gürses yaşıyor olsaydı rock müzisyenleriyle düet yaptığı albümüne “New Person, Same Old Mistakes” ile katılması için Kevin Parker’a teklif bile götürebilirdi.

melody-kevin

Kevin Parker, 2008’de yayımladığı kendi adını taşıyan ilk EP’sinin sadece arkadaşlarının araba teyplerine takıp dinleyebileceği bir kayıt olması motivasyonuyla yola çıkmıştı. O eksen biraz (!) büyüdü, Blackberry reklamlarına uzandı, sadece “Elephant” adlı şarkısı Perth’te oturduğu ve başlı başına bir müzik market olan Parker Malikanesi’nin yarısından fazlasını ödedi.

Laf lafı açar, iştah yedikçe açılır, para ise kazandıkça çekici gelir. Eskiden ana akıma tu kaka gözüyle baktığını söyleyen Parker, artık ana akımın bir parçası olmak istediğini itiraf ediyor. Bunu gerçekleştirirken Tame Impala’yı çürütmüyor, daha da ileriye taşıyor. Çağının çok ötesinde olan bu albümle reverb’ün doğru kullanıldığında kilisede çalınan gitardan da öteye gidip, koca bir kilisenin bir kutuya sıkıştırılıp patlatıldığında ortaya çıkacak kudretli bir sese dönüşebileceğini kanıtlıyor.

Tame-Impala-Currents Tame Impala
 Currents
2015, Modular