Kemanlar insan seslerini taklit etmek için tasarlandı

4   +   10   =  

Tayvan’ın başkenti Taipei’de bulunan Ulusal Tayvan Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre tasarlanan ilk kemanlar, insan sesini taklit ediyordu. Bildiğimiz hâliyle keman tasarımı, 16. yüzyılda İtalya’nın Cremona kentinde yaşayan Andrea Amati’ye atfediliyor. Araştırma da bu tasarımın geçtiğimiz 500 yılda pek de değişmemesine olası bir açıklama sunuyor.

1687’de İtalya’da doğan barok kemancı Francesco Geminiani, The Art of Playing on the Violin (Keman Çalma Sanatı) başlıklı kitabında performansın sırrını “enstrümana en mükemmel insan sesiyle rekabet edebilecek bir ton vermek” olarak açıklıyordu. Hwan-Ching Tai, Yen-Ping Shen, Jer-Horng Lin ve Dai-Ting Chung’dan oluşan araştırma ekibi de Geminiani’nin yanı sıra Antonio Stradivari: His Life and Work (1644-1737) [Antonio Stradivari: Yaşamı ve Çalışmaları (1644-1737)] kitabını yayımlayan W. Henry Hill, Arthur F. Hill ve Alfred E. Hill’in yazdıklarından esinlendi. Dolayısıyla Amati’den bir asır sonra doğan Antonio Stradivari’nin ürettiği kemanlar da incelemeye alındı.

Ekip, 15 kemanın rezonansını incelemek için söylem analizi tekniğine başvurdu. Bunların arasında Andrea Amati’nin 1570’te tasarladığı kemanın yanı sıra Gasparo de Salo’nun elinden çıkan 1560 yapımı keman da yer alıyordu. Ayrıca altı Stradivarius ve dönemin İtalya’sında üretilen yedi keman daha vardı. Araştırmacılar kemanları sekiz kadın ve sekiz erkek vokalin sesiyle karşılaştırdı.

Bu 15 keman, Tayvan’ın Tainan kentinde bulunan Chimei Müzesi’nde G#3’ten G4’e bir kromatik yürüyüş çalarken kaydedildi. Kadın ve erkek vokaller de aynı kromatik dizide şarkı söyledi. Çalışmada özellikle insan sesinin “biçimleyici” (formant) adı verilen ve sesli harfleri dillendirirken kullanılan bir özelliği incelendi. Vokallere, Uluslararası Fonetik Alfabe’de (International Phonetic Alphabet – IPA) æ, ε, ɝ, i, ɑ, o, ʌ, ve u sembollerine karşılık gelen “had, head, heard, heed, hod, hoed, hud, who’d” sözcükleri şarkı olarak söyletildi.

Çalışmanın sonucunda Amati kemanlarının erkek sesine, Stradivarius’ların ise tenor ve alto seslere benzediği fark edildi. Hwan-Ching Tai bu bulguları şöyle açıklıyor: “Eski kemanlar solo enstrüman olmaktan ziyade şarkılara ve danslara eşlik etmeleri için tasarlanmıştı. Andrea Amati’nin de bu tür bir müziğin içine karışabilmesi için insan seslerini taklit edebilen bir telli enstrüman yapmak isteyebileceği anlaşılabilir.” Belki de, bu insanlar kemanın f deliklerinin matematiksel mükemmelliğine dair tahmin ettiğimizden fazlasını biliyordu.

Araştırmada aynı zamanda şu an için dünya üzerinde yaklaşık 500 adet Stradivarius kemanın olduğu, ancak birçoğunun ciddi ölçüde zedelenmeye maruz kaldığı, çoğunluğunun da modifiye ya da tamir edildiği belirtiliyor. Bazı uzmanlar bunlardan yalnızca beşte birinin hâlâ solo enstrüman sayılabileceğini vurgularken bu değer ve nadirlik, kayıt için yüksek kalite bir dizi Stradivarius edinmeyi zorlaştırıyor. Değerli enstrümanların araştırmalara ödünç verilme süreleri bir hayli kısa, dolayısıyla kurulum optimizasyonu ve çalan kişinin uyum sağlaması neredeyse imkânsız. Bu da enstrümanların potansiyellerinin tamamını yansıtmasını engelliyor.

Araştırma, 21. yüzyılın keman üreticilerinin önündeki hedefin Amati ve Stradivari’nin yaptıklarını bir adım ileri taşımak, keman seslerini daha da tize çekerek mezzosoprano ya da soprano seslere yakınlaştırmak olabileceği önerisiyle sonlanıyor. Hem kemanların seslerini etkileyen fiziksel ve maddi faktörleri hem de insan sesini taklit eden tınıların dinleyici tarafından nasıl algılandığını anlayabilmek için daha fazla çalışma yapılması gerektiği aşikâr. Ortaya atılan bir diğer öneri de bu tasarım yaklaşımının viyola, çello ya da farklı kültürlere özgü telli çalgılara uygulanıp uygulanamayacağının sorgulanması. Çalışmanın mirası, telli enstrümanların tasarımına dair heyecan verici ipuçları sunma potansiyeli taşıyor.


Kaynaklar: Classic FM, PNAS