Robot olmadığınızı kanıtlayın: 2   +   8   =  

Her başarılı grubun bir oyun kurucusu vardır. Bazı gruplarda bu durum aşikar olsa da, bazılarında hiç fark edilmez bile. The xx örneği mevzubahis olduğunda, grubun üçte biri Jamie Smith nam-ı diğer Jamie xx’in ilk solo albümüyle bu durum gün yüzüne çıkıyor.

Henüz 20’li yaşlarının başındayken satışlarıyla platinum kategorisine yükselen, Mercury kazanan Londralı bir grubun biraz utangaç biraz içine kapanık prodüksiyon amiri Jamie xx, The xx ile iki albüm yayımladıktan, Drake, Alicia Keys gibi birçok R&B yıldızının prodüktörlüğünü üstlendikten ve Florence and the Machine, Adele, Nosaj Thing gibi isimlere tadı damağımızda kalan remiksler yaptıktan sonra tamamen kendisine ait ilk solo albümünü hazırlaması gerektiğine kanaat getirdi, ve görünen o ki, bundan ziyadesiyle büyük bir haz alıyor. 10’lu yaşlarından beri Londra’da o bar senin bu bar benim gezmesine rağmen epey sessiz sakin, oldukça utangaç bir karaktere sahip olan Jamie Smith’in kafa yapıcı maddelerle de arası iyi değil. Birçok hip-hop sanatçısıyla çalışan Jamie, hip-hop yapmanın çok zor olduğunu çünkü sürekli ot içmek gerektiğini söylüyor, oysa ot onda sadece hastalanıp yataklara düşme ve uyuma isteği uyandırıyor.

Böylesine içe dönük ve tabiri caizse dünyevi zevklere düşkün olmayan bir müzisyenin bu kadar atmosferik ve modern elektronik müziğin yönünü değiştirecek özgünlükte işler çıkarıyor olması ise müziğin kutsallığına yeniden inancımızı güçlendiren bir durum. İki amcasının da DJ olması sebebiyle bütün çocukluğunu barlarda geçiren, 2010’lara girerken hiç de “rockstar” gibi olmayan bir grupla yepyeni bir sound inşa eden, henüz 26 yaşındayken Caribou ve Four Tet’in toplamı beygir gücünü üzerinde toplayan Jamie Smith, In Colour ismini verdiği ilk albümüyle yılın en iyileri arasına girmeyi bir kenara bırakın, elektronik müzik tarihinin köşe taşlarından biri olmayı da garanti altına aldı. Bu iddaayı dile getirme cesaretini ise kendimde değil, hesap makinesi kadar güvenilir müzik otoriteleri olan XL Recordings’in kurucusu Richard Russell, caz tarihinin ilk 11’inde sol açıkta oynayan Gil Scott-Heron gibi isimlerden alıyorum.

Peki yaklaşık üç çeyrek saatte üç kere galaksiler arası küçük bir tura çıkaran bu rengârenk albümün sırrı ne? Muhtemelen Jamie Smith’in yaklaşık 10 yıla win-zip formatında sığdırdığı, sıradan bir müzisyenin uğruna 30 yılı gözden çıkardığı başarı, tecrübe, kariyer ve vizyonun toplamı. In Colour, bütün bu saydıklarımın yanında bir de “Üçüncü The xx Albümüne Giriş 101” dersi niteliğinde. The xx’in diğer ikisi Romy ve Oliver’ın da seslerini armağan ettiği “SeeSaw”, “Stranger in a Room” ve “Loud Places”ı etraflıca dinleyerek belki yarın belki yarından da yakın bir tarihte yayımlanacak yeni The xx albümüne dair kafanızda küçük bir harita çizebilirsiniz. Evet, yeni The xx albümünün ismi, cismi ve yayımlanma tarihine dair bir bilgi yok henüz, ancak yeni albümün yepyeni bir işitsel viraja gireceğini biliyoruz. In Colour da bu uğurda bir geçiş albümü olacak sanıyorduk, ancak dev yanıldık. Zira In Colour geçiş değil, değişimin ta kendisi niteliğinde.

The xx’in uzmanlığını elinde tuttuğu, güldürürken düşündürürcesine dans ettirirken ağlatma, dans pistine “öfori”den ziyade melankoli getirme misyonunu tabii ki Jamie xx de elinde tutuyor ve bunu In Colour’ın 45 dakikasına da ince ince işliyor. Bunu en muazzam şekilde başaran şarkılar “Sleep Sound”, “Seesaw” ve “Girl” olurken, “Obvs” minik Beach House anımsatmalarıyla biraz daha ‘dreamy’ bir kanal açıyor, “Stranger in a Room” ve “Loud Places” esasında bir The xx albümündeymiş gibi hissettiriyor, geçen yaz yayımladığı teklik “All Under One Roof Raving”in devamı niteliğindeki“Gosh” ve “The Rest is Noise” ise Doğu Londra elektronik müzik sahnesinin bayrağını elinde taşıyor. Albümün belki de en başarılı ve hatta 2015 yazının Maldivler’den Çeşme sahillerine kadar bütün plajlarına damga vuracak şarkısı ise, şaşırtıcı bir biçimde reggae unsurları taşıyan ve reggae sevmeyeni bile reggae’yle barıştıran “I Know There’s Gonna Be (Good Times)”. In Colour ile 26 yaşındaki dahi Jamie xx, ağabeyleri olan Caribou ve Four Tet’in hemen yanı başına protokole oturuyor. Şimdiden kültleşmiş “coming of age” filmi Boyhood bir albüm olsaydı, muhtemelen In Colour olurdu.

jamiexx-incolourJamie xx
In Colour
2015, Young Turks