Robot olmadığınızı kanıtlayın: 10   +   3   =  

Geçtiğimiz haftalarda Lahey’de bir yerel mahkeme tarafından Hollanda hükümetinin iklim değişikliği konusunda daha sert önlemler alması gerektiğine karar verildi. Bu duymaya alışık olmadığımız haber, çünkü çevre veya iklim değişikliği konusunda pek olumlu haberler almıyoruz.

Hollanda’nın sera gazı salımı azaltmaya ilişkin 2020 yılına kadarki hedefi, bu seviyeyi 1990 yılındaki seviyeye göre %17 oranında azaltmasıydı. Mahkeme kararına göre Hollanda artık 2020 yılına kadar 1990 yılındaki seviyenin %25 oranında azaltmak durumunda. Bu konuyu gündeme getiren ise 900 vatandaş ve Urgenda isimli bir sivil toplum kuruluşu oldu.

Mahkeme kararında “Devletin iklim değişikliğinin doğuracağı tehlikeleri engellemek ve ayrıca çevreyi koruma ve geliştirme görevlerini yerine getirmesi için daha çok çalışması gerekiyor… (Bunu yaparken de küresel iklim sorununun önlenmesinde sadece Hollanda’nın çabasıyla bir yere varılamayacağı bahanesinin arkasına saklanmaması gerekiyor.” ifadeleri yer alıyor. Yapılan açıklamalara göre, Hollanda hükümeti de kararı en yakın zamanda uygulamaya koyacak.

Bu kararın önemi ne peki? Özellikle kendi ülkemizde çevre hakkını bile zar zor gündeme getirebilirken Hollanda’ya ve yargı sistemlerine daha da gıptayla bakmak mı? Bir bakıma evet, ama esas olarak bu karar iklim değişikliğinin dikkate alınması konusunda hukuki bir milat oluşturuyor. İnsan Hakları çerçevesinde ilk defa bir hükümet iklim değişikliği konusunda mahkeme kararıyla sorumlu tutuluyor. Avrupa Komisyonu ve Birleşmiş Milletler yetkilileri de bu kararın gelecekte pek çok ülkede emsal teşkil edeceğini vurguluyor. Bunun yanı sıra uluslararası mahkemeler bile bu karar doğrultusunda çevre ve iklim değişikliği hareketinin gelişmesine yardımcı olabilecek gibi duruyor.  Avrupa Birliği ülkeleri ve gelişmiş diğer ülkelerden sonra, bu kararın gelişmekte olan ülkeler için de uygulanabilir olması yönünde umudumu yeşertiyorum.