İstanbul, jeopolitik istikrarsızlığın merkezi olmadan önce zengin kent hikâyelerine ev sahipliği yapan, yaşayan bir metropoldü.

Yeni online bir arşiv, mega şehrin evrimindeki kilometre taşlarını önümüze seriyor. Harvard Üniversitesi’nde araştırma görevlisi Nil Tuzcu ve Harvard Mellon Urban Initiative’deki çalışma arkadaşları tarafından ortaya çıkarılan Istanbul Urban Database, İstanbul’un ortak hafızasına katkıda bulunan tarihi haritalara, planlara, fotoğraflara ve ulaşım güzergâhlarına tek seferde ulaşabilmenize olanak sağlıyor.

Gelelim sitenin nasıl çalıştığına. Kullanıcılar, sitenin zeminindeki harita üzerine 1853’e kadar uzanan tarihi belgeler veya geçmişten fotoğraflar gibi coğrafi referanslı öğeleri yerleştirebiliyor. Üstelik aynı harita üzerine çok katmanlı veri ekleyebiliyor veya zaman içindeki değişimi görebildiğiniz kaydırılabilir pencerede değişimi karşılaştırabiliyorsunuz.

8642d7b4a

Haritadaki bir anahtar belge seçildiğinde, örneğin 1937’de Henri Prost trafından hazırlanan kent planı, buradaki modern bölge sınırları, ana yollar, tramvay hatları ve iskeleler, çevrimiçi platformdakilerle örtüşecek şekilde üst üste görüntülenebiliyor.

İstanbul

Henri Prost tarafından hazırlanan plan, kent tarihindeki önemli dönemeçlerden birinde ortaya çıkmıştı. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkıldığı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinin İstanbul’dan Ankara’ya taşındığı dönemde, yeni devletin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul’un bir imparatorluk şehrinden laik modernliğin merkezine dönüşmesi için ideolojik bir makyaj gerektiğine inanıyordu. Bu dönüşümün sağlanabilmesi için yolları geniş bulvarlara çevirecek, boş alanları meydan ve parklarla dolduracak Fransız şehir plancısı Henri Prost‘la görüştü. Yeni oluşturulan bu kamusal alanlar Prost’un vizyonunun merkezinde yer aldı ve sadece işlevsel değil siyasi bir amaca da hizmet etti. Prost, kendi notlarında parkların varlığının arkasındaki sebebi  “Kadınları ve çocukları kafeslerinden çıkarmak,” diye açıklamıştı. Bugün, 1937’deki vizyonun ne kadar gerisine düştüğümüzü yeniden hatırlatmaya gerek var mı?

Prost, hazırladığı planda kentteki tarihi Bizans ve Osmanlı yapılarının çoğunu korurken vizyonuna yer açmak için Taksim Kışlası gibi bazı yapıları da yıktı. ODTÜ mimarlık profesörü Cânâ Bilsel‘in 2004’te yayımladığı bir makaleye göre, şüphesiz o sırada patronların istediği şey de kentin yeniden yaratılmasıydı. Ama müdahaleci yaklaşımı herkes tarafından onaylanmadı. Görünüşe göre çağdaşı Le Corbusier, İstanbul için farklı bir gelecek düşünmüştü. Bilsel’in de makalesinde hatırlattığı 1948 tarihli bir alıntıda “Hayatım boyunca yaptığım en büyük hatalardan biri Atatürk’e yazdığım mektuptur. Eğer mektubu yazmamış olsaydım rakibim Prost’un yerine İstanbul’un şehir planı üzerinde ben çalışabilirdim. O mektupta ülkenin en büyük reformcusuna şehrin tarihi dokusunu korumasını tavsiye ettim. Yaptığım hatayı daha sonra fark ettim,” diyordu.

2000 yılından itibaren İstanbul, bu kez “küresel bir şehir” olma iddiasıyla başka bir dönüşüm sürecine girdi. Bu süreç ciddi bir karışıklığa neden oldu, banliyölerin geniş alanlara yayılması ve inşaat furyası, ekonomik ve çevresel sebeplerle çok eleştirildi. Kentsel ve politik güvensizliğin hüküm sürdüğü bu yeni dönemde, iktidarın yeni “kalkınma planı” çerçevesinde tehdit altında kalan Prost’un Taksim Gezi Parkı direnişin sembolü haline geldi. Gerisi de tarih oldu.


Kaynak: Tanvi Misra / CityLab