Robot olmadığınızı kanıtlayın: 2   +   2   =  

Indie folk’un gür sakallı dahisi, resim ve sinema akademisyenliğinden müzisyene evrilen Iron & Wine, 4 Kasım Çarşamba akşamı solo akustik bir konser için İstanbul’a geliyor. İkinci albümü Our Endless Numbered Days’le kulaklara çalınmaya başlayan, özellikle 2007’de çıkardığı üçüncü albümü The Shepard’s Dog ile genişçe bir üne kavuşan Iron & Wine, 90’ların ikonik plak şirketi Sub Pop’un yeni dönem bayraktarlarından.

ironwine

Iron & Wine Kuzey Amerika folk müziğinin naifliğini neredeyse paganik denebilecek şarkı sözleri ve mistik tex-mex eklentileriyle süslüyor. Sam Beam’in yumuşak sesinden şehirden uzak melodiler, bir paça sapkın hayaller, çocukluk korkuları dinliyoruz. Her albümde yeni enstrümanlar, yeni bakış açıları ve yeni ortaklıklar denese de, Sam Beam hep aynı yerden hikâyeler anlatıyor.


Babylon Bomonti’de gerçekleşecek Iron & Wine konseri sabırsızlıkla beklenecek türden. Gidin, dinleyin, fırsat bulursanız Sam Beam’in sakallarını okşayın.