Robot olmadığınızı kanıtlayın: 4   +   7   =  

Son yıllarda yeniden gündeme gelen aşı karşıtlığının çocuk ölümleriyle sonuçlanacağını, bilimsel gerçeklere şüpheyle bakmanın vebalinin ağır olduğunu biliyoruz. Sağlık Bakanlığı’nın istatistiklerine göre çocuğuna aşı yaptırmayı reddeden aile sayısı 2011’de sadece 183’ken 2016’da 12 bine, 2017’de 23 bine çıktı. Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, “Sadece aşı yaptırmayan değil, aşısı olan çocuklar da risk altında. Hatta özellikle bağışıklığı baskılanmış veya kanser hastası yetişkinler için de risk söz konusu. Kızamık vakaları arttı. Bunlar arasında aşılı çocuklar da var,” diyor.

Sağlık Bakanlığı aşı karşıtlığının sebep olacağı büyük riskler suskunluğu korurken Türk Tabipleri Birliği Halk Sağlığı Kolu aşıyla ilgili en yaygın iddialara karşı bir broşür hazırladı, paylaşıyoruz.


Çocuğunuza niçin aşı yaptırmalısınız?

Aşılar, çocuklarımızın sağlığını korumak, iyileştirmek için çok büyük bir etkiye sahiptir. Kızamık, difteri, boğmaca gibi toplumda sık görülen bazı hastalıklar, küçük çocuk ve bebeklerde ciddi sorunlara ya da ölümlere neden olabilirler. Çocuklarımızı bu hastalıklardan ve bu hastalıklara bağlı diğer olumsuz sağlık sorunlarından (zatürre gibi) korumak için aşılara ihtiyacımız vardır.

Aşı yaptırmasak ne olur?

Aşı uygulamalarının bu kadar yoğun olduğu günümüz koşullarında hiçbir aile geçmişte  yaşanmış salgıları hatırlamıyor ya da bilmiyor. Ancak unutulmamalıdır ki basit bir aşı ile önlenebilir hastalık olan “kızamık” bugüne dek 200 milyon kişinin yaşamına neden olmuştur. Yine verem (tüberküloz) halen insanların ölümüne neden olmaya devam etmektedir.

Bugüne dek yapılan aşılar Türkiye’de ve Dünya’da neyi değiştirdi?

Ülkemizde aşılar 1981 yılından beri düzenli bir şekilde uygulanmaktadır. Başlangıçta tüm dünyada olduğu gibi sadece 6 aşı uygulaması mevcuttu. Bunlar difteri, boğmaca, tetanoz, kızamık, verem ve çocuk felci aşılarıdır. Sadece bu aşılara yönelik yapılan uygulama sayesinde her yıl 3 milyon çocuğun ölümü, 750 bin çocuğun da sakat kalması engellendi. Hepimizin bildiği gibi çiçek aşısının yaygın uygulanması nedeniyle “çiçek” hastalığı tüm dünyada yok edildi.

“Siz de çocuğunuzun hastalanmasını aşı ile önleyebilirsiniz.”

Aşı içerisinde bulunan adujuvanlar zararlı mı?

Adjuvan: Ölü mikroorganizmalarla üretilen aşıların yeterli bağışıklama sağlayabilmeleri için belli aralıklarla birkaç doz yapılmaları ve yeterli koruma (bağışıklama) sağlayabilmeleri için etkilerinin bazı maddelerle güçlendirilmesi gereklidir. Aşıların içinde bulunan ve aşının bağışıklama sağlaması açısından etkisini güçlendiren bu maddelere “adjuvan” denir. Adjuvanlar kendileri immünojen olmayan, antikor oluşturmayan ancak verildikleri antijenin immünojenitesini arttıran, güçlendiren maddelerdir. Günümüzde en sık kullanılan adjuvanlar alüminyum tuzları, alüminyum hidroksit ve alüminyum fosfattır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) difteri, tetanoz aşılarında toksoid antijenlerin en az %80’inin alüminyum adjuvanlar tarafından adsorbe olmasını önermektedir. Adjuvanların ölü mikroorganizmalarla üretilen aşıların etkisini artırmak dışında insan sağlığı üzerine başka etkisi yoktur.

“Adjuvanların ölü mikroorganizmalarla üretilen aşıların etkisini artırmak dışında insan sağlığı üzerine başka etkisi yoktur.”

Aşılar ve cıva

Thimerosal (thiomersal, mercurothiolate), 1930’lu yıllardan bu yana aşılarda yaygın olarak kullanılan organik bir civa birleşiğidir. Aşıların içeriklerine eklenen bu madde bakteri çoğalmasını önlemek, antijen ve antikorları stabilize etmek için kullanılmaktadır. Aşılama şemasında önerilen bazı aşılarda bu maddenin olması son yıllarda tartışmalar yaratmakta; çocuğun nörolojik gelişimini etkilediği otizme neden olduğu iddia edilmektedir. Ancak bu konuda kesin bilimsel kanıt yoktur. Üstelik aşıların içindeki cıva miktarı balık, bazı bitkisel besinlerin tüketilmesi ile alınan cıva ile karşılaştırılamayacak kadar düşüktür.

Aşı kanser yapar mı?

Ülkemizde aşı takvimine göre çocuklar on sekiz yaşına kadar verilen 10 farklı aşıdan 21 doz almaktadırlar. Bu kadar aşının uygulanması aşı içeriğinde bulunan kimyasalların vücutta biriktiği ve uzun zaman sonra kansere neden olduğu ile ilgili düşüncelere neden olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün yürüttüğü çalışmalarda aşı içeriğindeki bu kimyasalların hiçbirinin uzun dönemde kansere neden olmadığı bildirilmektedir. Aşı karşıtı kampanyalarda öne sürülen bu iddiaların hiçbir kanıtı ve gerekçesi yoktur. Aşılar kansere neden olmamakla birlikte kansere neden olan virüslere karşı koruyucu etki yapmaktadırlar. Karaciğer kanserine neden olan Hepatit B virüsünden son derece güvenli olan Hepatit B aşısı ile korunabilirken yine kadınlarda rahim ağzı kanseri (serviks kanseri) nedeni olan Human Papilloma Virüsü (HPV) ergen yaş grubundaki kızlara yapılan HPV aşı ile önlenmektedir.

“Aşılar kanser yapmaz tersine kanserden koruyucudur. Örneğin Hepatit B aşısı karaciğer kanserinden korur.”

Aşılar otizm ya da kısırlık yapar mı?

Aşılar hangi hastalığa yönelik yapılıyorsa sadece o hastalığa ait antijen barındırır. Yani kısırlık yapmaz. Ya da otizm gibi hastalıkların nedeni olmadığı bilinmektedir. Yapılan tüm çalışmalar aşıların otizm yapmadığını göstermiştir.