Robot olmadığınızı kanıtlayın: 5   +   9   =  

Artvin’in merkez ilçesinin Cerattepe mevkiindeki gelişmelerden dolayı Türkiye’nin pek çok yerinde günlerdir eylemler yapılıyor. Ne yazık ki, Artvin’deki meselenin 20 yılı aşan geçmişi var. İzmir’de Bergama ve Kaz Dağları’nda siyanürle altın arama faaliyetlerinin büyük tepki topladığı 1990’ların başında Cerattepe’ye ilişkin projeler de “filizlenmeye” başladı. Olayların gelişimi kısaca şöyle:

  • 1989 yılında Kanadalı Cominco Madencilik Cerattepe’ye gözünü dikip bölgede faaliyet göstermek üzere ruhsat alıyor. İstihdam her zamanki gibi şirketlerin çevreye verecekleri zararı gizlemesi amacıyla kullanılıyor.
  • 1995 yılında bilinçli bir halk girişimi olarak, maden ruhsatını iptal ettirmek üzere Yeşil Artvin Derneği kuruluyor. Halkın direnişiyle karşılaşan firma, 1998 yılında faaliyetlerini durduruyor.
  • 2003 yılında yine Kanadalı Inmet Madencilik, Cerattepe projesini Cominco Madencilik’ten devralıyor. Inmet bu arada kendi kuruluşu olan Artvin Bakır İşletmeleri A.Ş. üzerinden 2004 yılında maden işletme ruhsatını alıyor.
  • Bu dönemde Yeşil Artvin Derneği üzerinden Artvin Barosu işbirliğiyle direniş devam ediyor. Açılan davalarda yerel mahkeme ve yüksek mahkeme Artvin halkını haklı bularak, 24 Ekim 2008 Danıştay’ın onama kararıyla ruhsatın iptaline karar veriyor.
  • 2010 yılında Maden Kanunu’nda yapılan değişikliklerle birlikte Cerattepe bölgesine ek olarak Genya Dağını da kapsayan bölgede maden arama imkanı sağlanıyor. Anaysa Mahkemesine kanuna dair yapılan iptal başvuruları ise “istemin reddine” ibareleriyle sonuçlanıyor.
  • 2012 yılının Şubat ayında bölgeye dair ihale yapılarak Artvinli Özaltın İnşaat A.Ş. ve gizli ortağına maden işletme ruhsatı veriliyor. Yürütmeyi durdurma istemli ruhsat iptali ve ÇED olumlu raporunun iptali davası da Haziran ayında açılıyor. 14 Şubat 2013’te ise yüksek mahkeme ön arama ve sondaj kararı veriyor. Tüm bu süreç boyunca Artvin halkı direnişine devam ediyor.
  • 2013 yılının Mayıs ayında ise Özaltın İnşaat maden işletme ruhsatlarını dönemin parlayan şirketi olan Cengiz Holdingin 2004 yılında aldığı Eti Bakır İşletmeleri A.Ş.’ye kiralıyor. 2015 yılının başında Bakanlık tarafından ÇED olumlu raporu iptal ediliyor, ancak Cengiz Holding tarafından ÇED raporu üzerinde yapılan ufak değişiklikleri bakanlık kabul ederek tekrar ÇED olur raporu veriyor.
  • ÇED olumlu raporunu alan Cengiz Holding, Türkiye’de (ve haliyle kendi holdingleri bünyesinde de) eşine az rastlanır bir hızla çalışmalara başlayarak dünyada eşi benzeri olmayan bu ormanlara zarar vermek üzere harekete geçiyor.

cerattepe_iki

Şimdilerde direnişçilerin hedefinde olan Cengiz Holding’in de günümüze kadar gerçekleştirdiği faaliyetlere de bakalım:

Cengiz İnşaat’ın 2004 yılında aldığı ilk büyük ihale Eti Bakır İşletmeleri oldu. Bunu, 2005 yılında Eti Alüminyum İşletmeleri takip etti. 2006 yılında Ankara-İstanbul hızlı tren projesi ihalesinin Köseköy-İnönü arasındaki yol yapım çalışmaları kısmını kazandı. Hasankeyf antik kentinin kurtartılması için süren mücadeleyi elbette görmezden gelerek 2007’de Ilısu Barajı projesini devraldı. İhaleler büyük bir hızla toplanırken, 2010 yılının sonlarında Maliye Bakanlığı ile yapılan toplantı sonucunda Cengiz İnşaat’ın 424.400.000 TL tutarındaki vergi borcu “uzlaşma sonucu” sıfırlandı. 2011 yılında Ordu-Giresun Havalimanı ihalesini bir başka şirketle birlikte kazandı. Denizin üzerine dolgu alanı yapılarak gerçekleştirilecek İstanbul Maltepe sahil projesini 2012’de aldı. Bunun yanı sıra Ankara-Sivas hızlı tren projesi ihalesini de bu yıl kazandı. Elektrik üretim ve dağıtım şebekelerinin özelleştirilmesi sürecinde de 2013 yılında hem Boğaziçi hem de Akdeniz Elektrik Dağıtım ihalelerini kazandı. Yine 2013 yılında kendisinden başka üç şirket ile İstanbul’a yapılacak olan üçüncü havalimanı ihalesini kazandı. 17-25 Aralık sürecinde ortaya çıkan ses kayıtlarında şirketin patronu Mehmet Cengiz’in “Bu milletin a…. koyacağız.” dediği ortaya çıktı. 2015 yılında ise tüm bu duyarsızlıklara imzasını atarcasına Akkuyu Nükleer Santrali ihalesinde liman ve hidroteknik yapılarının inşası kısmını kazandı.

Gerisi de malumunuz, Artvin halkının mücadelesi yıllardır sürüyor. Pek çok STK’nın yayımladığı raporlarda da görüleceği üzere, doğal kaynakların gerçek sahibi halktır ve bunu görmek istemeyen bir devletin varoluş amacı sorgulanmaktadır. Şimdi de çevre hakkını, sağlığını ve doğasını bırakmak istemeyen Artvin halkı ile onların haklı mücadelesini destekleyenler omuz omuza direniyor. Direnenlerin sonuna dek yanındayız. Hem Artvin’in üstü altından daha değerli, #SiçturmaMadenina!

İllüstrasyon: Zeynep Özatalay, BirGün Pazar.

İllüstrasyon: Zeynep Özatalay, BirGün Pazar.