Geride bıraktığımız 21 Mart, Uluslararası Ormancılık Günü’ydü. Bu hafta Ormancılık Haftası olarak pek çok ülkede kutlanıyor, böylelikle ormanların günlük hayatlarımızdaki önemini yeniden hatırlıyoruz. Hepimize kutlu olsun!

Birleşmiş Milletler bu senenin temasını “Ormanlar ve İklim Değişikliği” olarak belirledi ve 20 Mart 2015 günü “Uluslararası Orman Günü 2015: İklim Dostu Bir Gelecek Yaratmak” başlıklı bir oturum gerçekleştirdi. Oturumun başında gösterilen David Attenborough’nun “Yeşil Ekonomi için Dallanmak” isimli videosu da oturumun da gündemini kısaca özetliyor. İnsanların hem ekonomik hem de yaşamsal açıdan ormanlara bağımlılığı vurgulanıyor.  Devletlerin STK’lar, yerel gruplar ve özel sektörle birlikte çalışarak düşük karbonlu ekonomiler yaratması yoluyla sürdürülebilirliğin sağlanabileceği ve yoksulluğun önüne geçilebileceği dile getiriliyor.

Böyle bir haftada Türkiye alışık olduğumuz manzaranın dışına yine çıkmadı. Kalkınma Bakanlığı tarafından düzenlenen “Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisi 2014-2023” (BGUS) isimli belge, 2014’ü de kapsamasına rağmen bu hafta yayımlandı. Raporda göstermelik olmadığına inanmak istediğim uzun vadeli sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden bahsediliyor. Bu hedefler arasında dikkatimi çekenler şunlar oldu:

  • Bölge ve şehirlerin kalkınma politikalarında işbirliğinin yaygınlaştırılması,
  • Bölgesel farkların azaltılarak bu farklılıklara göre bölgelere farklı politikalar uygulanması,
  • Ekonomik, sosyal ve kültürel etkileşimin sağlanması,
  • Sürdürülebilir ekonominin oluşturularak iş-çevre-kültür-turizm bütünleşmesinin sağlanması.

Bunlar mevcut hükümetin göz boyamak için sürekli olarak öne sürdüğü genel vaatlerden farklı gözükmese de, BGUS’ta ilginç bir hamle yapılıyor. Devletin yukarıdaki hedeflerine ulaşmada metropollerde uygulayacağı yöntemlerden biri olarak, kentsel altyapıya uygun şekilde hareket edilmesi gerektiği ve gereksiz arsa tüketimine gidilmeyeceği gösteriliyor (4. Bölüm 364. paragraf). Yani imara açılacak yerler için sınırlama getiriliyor. Bunun yanı sıra “işyeri-konut-kentsel hizmetler” konusunda hizmet veren kampüsler oluşturulması hedefleniyor, altyazısını okuduğumuzda işyeri-konut-AVM içerikli inşaat reklamlarından daha çok göreceğiz anlamına geliyor. Olumlu olabilecek bir hedef de toplu taşıma sistemlerinin artırılması. Ancak bunun da sürdürülebilir amaca uygun olacağından şüpheliyim.

Tüm bunlar yapılırken çevreye ve çevre planlamasına özen gösterileceğinden bahsediliyor. Umutsuz olmak istemiyorum, ama geçmiş tecrübelerimize dayanarak bu girişimin özellikle büyük şehirlerde imara açılan alanlarda inşaat yığılmalarıyla sonuçlanacağını ve şehir siluetlerinin berbat görüntüsünü pekiştireceğini görüyorum. Tek bir ağaç manzarasıyla şenlenecek nice inşaatlar göreceğimiz metropollere kendimizi hazırlayalım.

Neyse, biz çevreyi seven ve insanlardan umudunu yitirmeyen ruhumuzdan ödün vermeyelim. Ormancılık haftamız tekrar kutlu olsun!