Ben kimim?

10   +   2   =  

Ben kim miyim? Ben kapitalizmin çürümekte olan hâliyim, Lenin öyle diyor. Ben burjuvazinin sınıf egemenliğinin son aşamasıyım, Dimitrov da öyle diyor. Ben, sermayenin emekçi halk kitlelerine yönlendirilmiş en azgın saldırısıyım. Dizginlenmemiş bir şovenizm ve yağma savaşıyım. Kudurmuş bir gericilik ve karşı devrim hareketiyim. İşçi sınıfının ve bütün emekçi halkın en korkunç düşmanıyım. Bildiniz mi şimdi, ben kimim? Ben, Türkiye’de iktidara gelecek olası bir tehlike falan değilim. Mevcut devlet biçimiyim. Egemen sınıfın olmazsa olmazıyım. Kapitalizmin, ekonomik krizin açıkça belirdiği dönemlerde hem maazallah kalkın giderek devrimcilere falan yönelmesinin önüne geçmek hem de krizin bütün yükünü emekçilerin omuzlarına yüklemek için emperyalizmin ihtiyaç duyduğu benim.

Hâlâ mı bilemediniz? Beni kurbanlarımın sayısıyla değil, onları öldürme yolumla tanımlayanlar da var, Sartre örneğin. Fazla uzağa gitmenize gerek yok, 19 Aralık benim eserim. Sivas, Maraş, Çorum da öyle. 10 Ekim benim eserim. Suruç, Sur, Cizre de öyle. Halkın devrimci kesimlerine karşı örgütlenmiş bir yıldırıcı öç alma hareketiyim ben.

Şimdi bildiniz mi? Benim, ben! Faşizm yahu! İki türlü çıkarım karşınıza. İtalya’da Mussolini, Almanya’da Adolf Hitler eliyle, yalan, demagoji, aldatmaca ile kendime bir halk tabanı yaratarak aşağıdan yukarıya doğru örgütlenip iktidara gelebilirim. İşte o zaman bana klasik faşizm diyorsunuz. Ya da Türkiye’de olduğu gibi, emperyalizme bağlı olarak işbirlikçi, tekelci burjuvazinin devleti yukarıdan aşağı benim için inşa etmesiyle de iktidar olabilirim. İşte o zaman sömürge tipi diyorsunuz bana. Sömürge tipiysem açık da olabilirim, gizli de. İşime nasıl gelirse yani. Eğer gizliysem kısmi de olsa bir takım biçimsel burjuva demokratik haklarınız olabilir. Bir parlamentonuz olabilir mesela. Demokrasicilik oyunu içinde yaparım ne yaparsam. Eğer açık isem, bilin ki sürekli olmayan, genellikle oligarşinin ipin ucunu kaçırdığı dönemlerde ortaya çıkar, yine istediğimi yaparım. Finans kapitalin çıkarı ve bekası uğruna halkı teslim almak için yapmayacağım şey yoktur. Göz altına alırım, tutuklarım, ezerim, geçerim, yakarım, yıkarım, işkencede katlederim, bulamazsınız cenazenizi, kaybederim. Bulsanız bile tanıyamazsınız, cesedinize bile zulmederim.

Kim durdurabilir beni? Beni sadece bana karşı direnenler, devrimciler, yani en sağlam halka olanlar, ısrarlı, kararlı mücadele edenler geriletebilir, durdurabilir, hatta beni yıkıp yerime sosyalizmi bile kurabilirler.


*Bu metin, KHK ile işlerinden atılan kamu emekçilerinin “İşimi geri istiyorum” talebiyle Kasım 2016’da Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde başlattıkları direnişin sesini yükseltmek üzere açılan Yüksel TVnin Twitter hesabında yayımlanan ve direnişçi Alev Şahin tarafından seslendirilen videonun transkripsiyonudur.