Robot olmadığınızı kanıtlayın: 3   +   5   =  

“Das Auto”, yani “Araba” kelimesini sloganı olarak kullanan Volkswagen, geçtiğimiz ay büyük bir skandala imza attı. Audi, Bentley, Bugatti, Lamborghini, MAN, Neoplan, Prosche, SEAT, Skoda ve Volkswagen marka araçları üreten şirketler grubu, dizel araçlarında yeni bir yazılıma yer verdi. ABD Çevre Koruma Müdürlüğü (EPA) bu yazılımla, dizel araçların sebep olduğu karbon emisyonlarının belirli bir seviyenin üstüne çıkmamasının sağlandığını raporladı. EPA’nın yayınladığı raporda ortaya çıkan bu yazılım hilesi, sloganlarının da içini boşaltmış oldu.

Taşıma ve ulaşım sektörü, inşaat sektörünün ardından iklim değişikliği açısından en büyük sorunu yaratan ikinci sektör olarak tüm ülkelerde ele alınıyor. Bu sebeple toplu taşıma yöntemleri teşvik edilse de bireysel araba kullanımının önüne geçmekte pek başarılı kaydedilemiyor. Dizel araçlar (piyasada yeni yeni yer edinen “hibrid” araçların fiyatları da göz önünde bulundurulduğunda) yakıt performansları ve çevre dostu olmaları açısından çoğunlukla tercih edilen arabalar olmaya başladılar. Benzinli araçların egzozlarından havaya salınan klorflorokarbon gazları, dizel araçlardan çok daha fazla oranda zararlı gaz salınımına neden oluyor. Bu da büyük bir çevre sorunu oluştursa da her iki tip yakıtla çalışan araçlar arasından dizel araçların tercih edilmesi sonucunu doğruyor. Volkswagen de araçlara yerleştirdiği yazılım ile nitrojen oksit kloroflorokarbon gazının salınım oranını düşük göstererek, hava kirliliği dolayısıyla insanlarda ortaya çıkabilecek beyin ve akciğer hastalıklarının önünü açmış oluyor.

Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve ABD’nin iklim değişikliği alanında hızla devam eden çalışmaları ile belirlenen standartlar, özellikle üreticilerin temiz/yeşil teknoloji kullanmasını teşvik ediyor. Nitekim bu konuda teknoloji yardımları için sağlanan finansman da büyük yer tutuyor. Bu tür imkânlara rağmen dünyanın en büyük taşıt üreticisinin insan hayatını son derece olumsuz etkileyebilecek sistemler geliştirmiş olması, “kirleten öder” ilkesi kapsamında ciddi yaptırımlara maruz kalmasına neden olacak.

Volkswagen’in Audi A3 ve Volkswagen Jetta, Beetle, Golf ve Passat model yarım milyon aracı ABD piyasasından çekmesi, 800.000 aracı da Avrupa piyasasından çekmesi gerektiği şirket yetkililerince yapılan en güncel açıklama. Avrupa’daki emisyon standartlarının katılığı, ABD’dekine oranla büyük farklılıklar göstermiyor. Bunun yanında, şu anda dünya çapında bu yazılım sorununa sahip yaklaşık 11 milyon araç olduğu da yetkililerce belirtiliyor.

Toplatılacak araçlar dışında bir de maddi yaptırımlar söz konusu. Volkswagen şu anda çıkan masrafları karşılamak amacıyla kenara 6,7 milyar Avro atmış ve vergilere ödenmiş olan 2,52 milyar Avro’yu gözden çıkarmış durumda. Ayrıca, şirket 15 yıl sonra ilk defa bir yılın çeyreğinde bu kadar ciddi zarar etmiş olduğunu da açıklamış oldu. Sadece ABD’de “kirleten öder” prensibi çerçevesinde Volkswagen’in 18 milyar Dolar’lık bir cezaya çarptırılması gündemde.

Bütün bunlar olurken, Türkiye’de tahmin edersiniz ki Volkswagen’in hisselerinin yaşadığı düşüş dışında çevreye veya sağlığa ilişkin herhangi bir endişe duyulmadı. Emisyon standartlarının ülkemizdeki gelişmişliğini ABD veya Avrupa ile kıyaslayamayacağımız için Volkswagen’in Türkiye dağıtımcısı olan Doğuş Grubu da olayın üzerinden bir ay geçtikten sonra ilgili vatandaşlardan gelen tepkilere dayanamadı. Dağıtımcının İcra Kurulu Başkanı, görev bilinciyle Volkswagen ile sürekli temasta olduklarını ve “söz konusu durumdan etkilenen araçlar da dahil olmak üzere tüm araçlarımızın sürüş ve yol güvenliğine uygun olduğu” açıklamasını yaparak yüreklere su serpti.