ABD’li şef, yazar ve televizyon yıldızı Anthony Bourdain, 8 Haziran günü çekim için bulunduğu Fransa’nın Kayserberg-Vignoble kasabasında kendini asarak yaşamına son verdi. Bourdain’in partneri Asia Argento, görünen o ki ilişkilerinin yapısı geleneksel sınırlarla belirlenmediği ve henüz bunun Bourdain’in sevenleri tarafından anlaşılabileceği bir dünyada yaşamadığımız için suçlamalara ve tepkilere maruz kalıyor.

Argento, bu yıl 65.’si düzenlenen Uluslararası Cannes Film Festivali’nde yaptığı konuşmaya, Harvey Weinstein tarafından 1997 yılında, 21 yaşındayken tecavüze uğradığını yineleyerek başlamıştı. #metoo hareketinin sayısız sözcüsünden biri olan Argento, sektörün içinde halen ortaya çıkmamış Weinstein gibi isimlerin olduğunu ve bunları tanıdıklarını belirttikten sonra konuşmasını, “artık paçayı sıyırmanıza izin vermeyeceğiz” cümlesiyle bitirmişti. Yine Weinstein tarafından tecavüze uğradığını geçen yıl Twitter üzerinden belirten oyuncu Rose McGowan, Asia Argento’nun yakın bir dostu ve bu süreçte yaşananlarla ilgili Argento adına bizlere söylemek istediği bir şeyler var.

Asia Argento ve Rose McGowan

İntihar hakkında konuşmamız gerekiyor. Suçlama bu konuşmanın bir parçası değil.


Sevgili İnsanlar,

Karşımda birçoklarının katlanamayacağından fazlasına katlanmış, cesur, fevkalade insan Asia Argento oturuyor. Cani tecavüzcüsüyle yüzleştiği gibi şimdi de başka bir canavarla yüzleşmesi gerekiyor, intiharla. Değerli sevgilisi ve müttefiki Anthony Bourdain’in intiharıyla. Bu gerçeklerden bahsediyorum çünkü bahsetmem istendi. Biliyorum ki dünyanın her yerinde çokça insan Anthony Bourdain’i dost olarak görüyor ve bir dostunuz öldüğünde canınız acır. “Dostlarını” kaybeden bu insanlardan birçoğu saldırmak ve suçlamak istiyor. Bu seviyeye inmemelisiniz. İntihar korkunç bir seçim, ama bu onun seçimiydi.

Anthony ve Asia tanıştıkları anda uyuştular. Güldüler, sevdiler ve Anthony Asia’nın geçen yıl yaşadığı zorluklar boyunca en büyük destekçisi ve desteği oldu. Anthony kendi şeytanları hakkında açık sözlüydü, bununla ilgili bir kitap dahi yazdı. İlişkilerinin başında Anthony ortak bir arkadaşımıza Asia ile ilgili, “benden daha fazla ölmek isteyen biriyle daha önce tanışmadım” demişti. Ve geçen senenin büyük bir bölümünde Asia bu acının sonlanmasını gerçekten de istedi. Ancak mevzu şu ki, beraber geçirdikleri süre boyunca, şükürler olsun ki, hayatta kalabilmek için, kendisi ve çocukları için bir gün daha yaşayabilmek adına yardım almak için Asia gerekli çabayı gösterdi. Anthony’nin depresyonu, onun bunu yapmasına izin vermedi, gardını korudu, bu onun seçimiydi. Anthony’nin tercihi, Asia’nın değil. Anthony’nin depresyonu kazandı. Özgür bir ilişkileri vardı, geleneksel ilişkilerin sınırları olmaksızın sevdiler ve ilişkinin temellerini ilk zamanlarda oturttular. Asia özgür bir kuş, Anthony de öyleydi. Öyleydi. Yazması ne korkunç bir sözcük. Birçok kişiden beraber geçirdikleri son iki yılın Anthony’nin en mutlu zamanlarından olduğunu duydum, bu hepimizi avutmalı.

Anthony 61 yaşındaydı, babamın öldüğü yaşta. Babam da gelip giden derin depresyondan muzdaripti, ve Anthony gibi, “toparlan ve yola devam et” neslinin bir parçasıydı. “Güçlü adamlar kimseden yardım istemez” neslinin. Anthony’nin ölmeden önce yardım arayıp bulduğunu ancak doktorunun tavsiyelerini dikkate almadığını biliyorum. Ve bu bizi şu ana getirdi, bu kayba, bütün bu acıya. Cinsiyetçi olanı YAPMAYIN, yanlış yönlendirilmiş suçlamalarla bir kadını hedef tahtasına koymayın. Anthony’nin içsel savaşı bizzat onundu ama şimdi Asia kurşunlara göğüs germesi gereken o savaş alanında geride bırakıldı. Asia’yı ya da herhangi başka birini suçlamak ne adil ne de kabul edilebilir, Anthony’yi bile. Anlamadığımız şeyler hakkında yargı belirterek, geride kalanlar için durumu kötüleştirmeden önce olduğunuzdan daha fazlası olmanızı, daha derine bakmanızı, ruh hastalıkları, intihar ve depresyon ile ilgili okuyup öğrenmenizi rica ediyoruz. Bazen bilinmezin içine hapsoluruz ve geldiğimiz yer bu, karşısına çıkan herkesi yutmakla tehdit eden devasa bir karanlık dalgası.

Bugün Asia’yı sette işini yaparken gördüğümde, çocuklarının önüne yemek koyabilmek için çalışmaya devam eden bir dirayet timsali görüyorum. Aşkı, kocası bir uçak kazasında ölmesine rağmen Kızgın Damdaki Kedi’nin (Cat on a Hot Tin Roof, Richard Brooks, 1958) çekimlerine devam eden Elizabeth Taylor’ı görüyorum. Yoluna devam eden biz, hepimizi görüyorum. Gittiği yolda Anthony’ye ve onsuz yola devam etmek üzere geride bırakılmış herkese iyi dileklerimizi göndermek için lütfen bana katılın. Yalnızlığın, yardım istemenin, ruhsal hastalıkların, ünlü ve acı içinde olmanın toplumsal utancından başka suçlanacak bir şey yok.

Daha fazlasını yapmalı, daha iyi olmalıyız. Anthony, dostumuz, bu şekilde isterdi.

Medyaya ve yorum yapan diğer herkese: Anthony Asia’nın zarar görmesini asla istemezdi, hepimizin bir araya gelmesini, depresyonla ilgili kolektif bir iletişim içine girmemizi isterdi diye düşünmek istiyorum. Suçlama bir iletişim DEĞİLDİR, kolektif büyümemizin kapatılmasıdır. Nitekim şu an bu noktadayız. İnsan olarak bir seçimimiz var; ya kendimizin daha küçük, daha çirkin hâllerine döneceğiz ya da ancak gerçek Anka kuşlarının yapabildiği gibi daha iyisini yapıp gelişeceğiz. Sizden Anka kuşları olmanızı istiyorum.

Büyük bir üzüntü ve daha da büyük bir umutla,

Rose McGowan


*Rose McGowan’ın bu mektubu, merkezi New York’ta bulunan ve sinema alanında uzmanlaşmış Brigade Marketing ajansının e-bülteni aracılığıyla elimize ulaştı.