Robot olmadığınızı kanıtlayın: 7   +   10   =  

Alarga, Mart 2015’te yayımladığı üçüncü kısa çaları 25.09’dan sonra, ilk albümü Mono ile karşımızda. 25.09’dan bildiğimiz “Bridges” ve “Bu çok insani bi’ şey” ile beraber, ilk kısa çalar Uzakta’dan aşina olduğumuz “Hengâme” de dâhil toplam 10 şarkı mevcut. Albüme YouTube’dan, Spotify’dan ve iTunes’dan (Apple Music bilindiği üzere henüz yok) erişebilirsiniz.

Albümde hem İngilizce hem Türkçe şarkılar var. Bu durum bütünlüğe bir zarar vermiş gibi görünmüyor. Mono, bunca zamandır bunu yapmaktan korkan birçok müzisyene cesaret verecek kadar iyi çalışıyor.

Bossa gitarlar, zaman zaman bizim buralara göz kırpan aslen batı menşeli trompet melodileri, rhodes ve synthler… Pek yalın değil, ama yine de uyumlu. Bazen güçlü, hep naif.

Albümü açan “Artık Gel” ve “Hugrats”, özellikle tonları ve synth kullanımlarıyla Belle & Sebastian’ı andırıyor. 90’lar ve 2000’lerin sessiz sakin, “Quite is the new loud” müzisyenlerinden etkilenmeler bariz.

Özellikle “Time” adlı şarkıda kendini güçlü bir şekilde hissettiren bossa-fusion esintileri, Çağın Kırca’nın duru vokalleriyle ve renkli bas melodileriyle birleşiyor, ağızda güzel bir tat bırakıyor.

“Bu çok insani bi’ şey” albümü kapayan şarkı. Beklenilenden, albümün gidişatında vaat edilenden çok daha buruk hem de. Bütün albümün aslında bir yenilmişlik hikâyesi olduğunu hissettiriyor. Vokallerin albümün geri kalanına nazaran daha yüksek perdeden ve daha güçlü olması, bunun belki de albümdeki tek hüzünlü şarkıda, hele bir de albümü kaparken yapılması tuhaf. Ve güzel. Naif. Dinlemediğimiz ama “önceden de söylendiği” gibi, aslında “çok beklendiği” gibi.

Serin ama güneşli günlerde dinleyiniz.

Vesaire ekibinden Can Koçak’ın Çağın Kırca’yla yaptığı keyifli sohbet için de sizi buraya alalım.