Robot olmadığınızı kanıtlayın: 10   +   2   =  

Eğitim-İş Sendikası tarafından hazırlanan “2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Değerlendirme Raporu”na göre, iktidarın temel eğitim ilkelerine aykırı düzenlemeler konusundaki ısrarı sürüyor. Rapor, 4+4+4 düzenlemesinin daha üçüncü yılında yalnız eğitim açısından değil, amaçları ve öngördüğü insan modeli yönünden de tam bir yıkım yasasına dönüştüğünü vurguluyor. Dogma ve hurafelerin belirleyeceği bir toplumsal yapının oluşumuna zemin hazırlayan düzenlemenin ülkemize daha fazla zarar vermeden kaldırılmasını öneren raporda, zorunlu ve kesintisiz 13 yıllık (1+12) bilimsel, laik ve demokratik bir eğitim için çalışmaların bir an önce başlaması gerektiği hatırlatılıyor.

Her okulda mescit açma zorunluluğunun getirilmesi, başörtüsünün bütünüyle serbest bırakılması, AİHM’in zorunlu din dersleriyle ilgili kararına rağmen seçmeli din derslerinin ilkokul ve anaokullarında dayatılması, okulların imam hatibe dönüştürülmesinden istenen sonuç alınamamasıyla normal okullar içinde imam hatip sınıflarının açılması gibi uygulamalar, yeni eğitim sisteminin “dindar ve kindar nesil” yetiştirme hedefiyle “tek din, tek mezhep” anlayışına göre nasıl biçimlendiğini ortaya koyuyor. Karma eğitimi fiilen ortadan kaldırmaya yönelik uygulamalar, öğretmen yetiştirme problemleri, personel istihdam sorunları, derslik açıkları, fiziki ortam yetersizlikleri, kalabalık sınıflar, öğretmensiz okullar, bilimsellikten, sanattan ve spordan uzak programlar gibi eğitim emekçileri, öğrenciler ve velileri mağdur eden sorunların belirlendiği raporun öne çıkan sonuçları ise şöyle:

Okul öncesi eğitim gözden çıkarıldı

Zorunlu ilköğretime başlama yaşının bir yıl erkene alınması, okulöncesi eğitimin zorunlu eğitimin dışına çıkarılması çocuğun gelişim ve eğitimine ilişkin olumsuz sonuçlarını kısa sürede ortaya çıkardı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2010-2014 Stratejik Planı’nda hedef “Okul öncesi eğitimde okullaşma oranını plan dönemi sonuna kadar %70’in üstüne çıkarmak” şeklinde belirlenmesine rağmen, okulöncesi eğitimde okullaşma oranı 4+4+4 düzenlemesiyle geriledi.

Okulöncesi eğitimde, okulöncesi çağdaki öğrencilerin zorla ilkokula kaydedilmesi nedeniyle okul ve öğrenci ve öğretmen sayılarında da azalma meydana geldi. 4+4+4 uygulamasından önce 2011-2012 eğitim öğretim yılında 28.625 olan okulöncesi eğitim veren okul sayısı, 2014-2015 eğitim öğretim yılında 26.972’ye düştü, öğrenci sayısı ise 1.169.556’dan 1.156.661’e geriledi. 

Çocuk işçiliğin önü açıldı

Bakanlık istatistikleri, son yıllarda sermayenin kalifiye ve ucuz işgücü ihtiyacına bağlı olarak meslek liselerinin sayısında da artış olduğunu ortaya koydu. Türkiye genelindeki toplam 9.061 lisenin yarısından fazlası mesleki ve teknik lise. Özel meslek lisesi sayısı 429’a çıkarken, geçen yıl bu okullarda okuyan öğrenci sayısı  verilen teşviklerle 56.053’ten 75.890’a kadar yükseldi.

Bu okullarda okuyan öğrenciler daha öğrencilik yıllarından itibaren düşük ücretle işçi olarak çalıştırılıyor. “Meslek Lisesi Memleket Meselesi” sloganıyla sermayenin resmi kurumlarla düzenlediği kampanyalar, özel meslek lisesi açacak iş adamlarına teşvik uygulaması da nitelikli çocuk işçiler yaratmak için kullanılıyor.

Eğitim sermayenin çıkarları doğrultusunda şekillendirildi

Bakanlık istatistiklerine göre ülke genelinde 59.509 okul bulunuyor. 4+4+4 düzenlemesi öncesi 2011-2012 eğitim öğretim yılında 4.664 özel okulda 535.788 öğrenci eğitim görürken, geçtiğimiz yıl 6.710 özel okulda, 698.912 öğrenci eğitim gördü. Bu yıl ise 7.474 özel okulda 823.515 öğrenci eğitim görüyor.

Özel okulların sayısı geçen yıla göre %11.38 oranında, 2011-2012 eğitim öğretim yılına göre de %60,2 oranında arttı. Ortaya çıkan tablo, AKP hükümetinin eğitim sistemini sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda nasıl şekillendirdiğini ve eğitim sistemindeki ayrışmayı gösteriyor. Bakanlığın istatistikleri özel okulları doğrudan kamu kaynaklarıyla destekleyen hükümetin eğitimi kamusal bir hizmet olmaktan çıkarma amacını ortaya koyuyor.

Dershanelerin kapatılmasıyla ilgili düzenlemenin yasalaşmasıyla birlikte, dershaneler 1 Eylül 2015 tarihinden sonra ya kapatılacak ya da temel lise adı altında eğitim verecek. Bakanlığın son rakamlarına göre 3.300 dershaneden %60’ı okula dönüşmek için başvurdu. 2.036 dershanenin dönüşüm başvurusu kabul edildi. Sadece tabela değişikliğiyle dönüşümü “Temel lise” adı altında gerçekleştirecek bu liselerde, yine dershanecilik faaliyeti yapılacak, tüm özel okullar dershanelere dönüştürülecek.

İmam hatip sayısında patlama yaşandı

4+4+4 kesintili eğitim modelinde, yeniden ortaokul olarak düzenlenen ikinci 4 yıllık eğitim mesleki yönlendirmeyi erken yaşa çekmenin gerekçesi olarak sunulmuştu. İmam hatip ortaokullarının yeniden açılması ve birçok genel lisenin imam hatip lisesine dönüştürülmesiyle, bu okulların sayısında inanılmaz bir artış yaşandı.

Bakanlığın istatistiklerine göre Türkiye genelinde imam hatip ortaokulu sayısı bir yılda 1.361’den 1.597’ye, imam hatip lisesi sayısı ise 854’ten 1.017’ye çıktı. İmam hatip lisesi öğrenci sayısı 546.000, imam hatip ortaokulu öğrenci sayısı ise 385.000 oldu. Geçen yıla göre toplam imam hatipli öğrenci sayısı yaklaşık 658.000’den yaklaşık 932.000’e yükseldi. Yine imam hatip ortaokullarında görev yapan öğretmen sayısı 11.408’den 17.325’e, derslik sayısı ise 7.134’ten 10.385’e çıktı. Derslik ve öğretmen ihtiyacının had safhaya ulaştığı ülkemizde imam hatiplerin öğretmen kadrosu bakımından avantajlı olması da dikkat çekici görünüyor. 

Bütçede yatırıma yer yok

Özel öğretimi özendirmek için özel okulları doğrudan kamu kaynaklarıyla destekleyen siyasi iktidar, “kaynak yok” bahanesiyle devlet okullarına, kamusal eğitime yeterli bütçe ayırmıyor. Eğitim harcamalarının yükü yine velilerin ve hayırsever vatandaşların sırtında duruyor.

2014 yılında 55 milyar TL’nin biraz üzerinde olan Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi, artan okul, derslik, öğretmen ihtiyacı ve altyapı sorunlarına rağmen 2015 yılı için 62 milyar TL olarak belirlendi. Bütçeden eğitime ayrılan pay artırılmış gibi görünse de, bakanlık bütçesinin büyük bölümü personel giderlerine (%78) ayrıldı. Bakanlık bütçesinin GSMH’ye oranı %3,25 iken, dünya ortalaması %5 civarında. Ülkemizde öğrenci başına harcama 3.500 dolar, OECD ülkelerinde ise 10.000 dolar.

Eğitim çalışanları borç batağında

Öğretmenlerin toplumsal statüleri, ekonomik, sosyal ve özlük hakları, AKP iktidarı döneminde ciddi şekilde geriledi. Eğitim sisteminde yaşanan köklü değişiklikler, 4+4+4 gerici eğitim yasasıyla Öğretim Birliği’ne vurulan darbe, okul dönüşümleri, siyasi kadrolaşma, yandaş yönetici atama gayreti, eğitimin dini referanslara göre şekillendirilmek istenmesi öğretmenlerin yaşadığı sorunları daha da derinleştirdi.

Öğretmen yetiştirme süreci siyasallaştırılarak çökertildi, öğretmenliğin saygınlığı da bundan büyük zarar gördü. Son yıllarda iktidar tarafından öğretmenlik mesleğinin itibarını zedeleyen söylemlerin süreklilik kazanması, Alo 147 gibi isimsiz ihbar hatlarının kurulması, öğretmene yönelik şiddet eylemlerini artırdı.

Öte yandan, tamamen yandaşları kayırma amacını taşıyan, değerlendirme ölçütleri belli olmayan bir mülakat yöntemiyle yöneticiler kıyıma uğratıldı. İktidarın taşeronluğunu yapan Hükümet-Sen kendi kadrolarına yer açabilmek için bu kıyımda etkin rol aldı. Üstelik yandaş kadro merakı, yalnızca yöneticilerle sınırlı kalmadı, torba yasayla yandaş öğretmen dönemi de başlatıldı.

Eğitim yönetiminde kadınlar yok

Türkiye’de örgün eğitimdeki yaklaşık 900.000 öğretmenin % 55’inin kadın olmasına karşın yönetim kademelerinde kadınlar azınlıkta. Bakanlık verilerine göre 62.333 okul yöneticisinden sadece 6.701’i kadınken,  81 il milli eğitim müdürü içinde sadece bir kadın bulunuyor. Bakanlığın Merkez Teşkilatı’nda ise durum yine değişmiyor. 16genel müdürden sadece biri kadın, 91 Daire Başkanından sadece yedisi kadın.