2050’ye kadar emisyonları azaltma planlarını unutun

ExxonMobil petrol rafinerisi. Louisiana, ABD. Şubat, 2020. Fotoğraf: Barry Lewis, InPictures, Getty Images.

“2050’ye kadar net sıfır” fikri dünya genelinde de facto iklim hedefi olarak kabul edildi. Ancak bu 23 karakterden oluşan hedefte iki ölümcül hata gizli. İlki “2050’ye kadar”, diğeri ise “net sıfır”. Bu iki hata, hem büyük petrol şirketlerine hem de statükoyu korumak isteyen siyasetçilere görünmezlik sağlıyor. Ayrıca eylemsizlik için ölümcül bir reçete sunuyor, geri dönüşü olmayan korkunç iklim koşullarına ve ekolojik yıkıma davetiye çıkarıyor.

Önce “2050’ye kadar” kısmını düşünün. Bu tarih insanı rahat hissettirecek kadar uzak gelecekte, bu yüzden savsaklamayı teşvik ediyor. Kim 2050 yılı için üzerinde baskı hisseder ki? Bu, genelde üç veya beş yıllık görev sınırlamaları olan siyasi liderler için oldukça konforlu bir tarih. Ancak, yaşanabilir bir gezegene ihtiyaç duyanlara aynı konforu sunmuyor.

2050’ye kadar net sıfıra ulaşma yolları (yani 2050’de tüm karbon emisyonlarının ormanlar gibi doğal imkânlarla veya varsayıma dayalı karbon hapsetme teknolojisi aracılığıyla dengelenmesi) küresel ısınmayı 1,5 derecenin altında tutmaya kabaca eşit imkânlar sunacak şekilde tasarlandı. Ancak mevcut 1,1 derecelik küresel ısınmanın bile “güvenli” bir seviye olmadığı açık. İklim felaketleri, iklimbilimcileri şaşkına çeviren bir sıklık ve vahşetle geliyor. İklim modellerinin yaz aylarındaki sıcak hava dalgalarının ve sel felaketlerinin şiddetini tahmin edememiş olması, şiddetli etkilerin düşünülenden çok daha erken görüleceğini gösteriyor. Madagaskar iklim değişikliği kaynaklı kıtlığın eşiğine ulaştı, 1,5 dereceye ulaşmadan önce bile birçok bölgede mahsul kayıpları ve iklim savaşı gibi gelişmeler olması artık göz ardı edilmemeli.

Net sıfır, toplumumuzun teknoloji fetişine dayanan gerçekdışı düşünme biçimini temsil eden bir ifade. Yeterli düzeyde karbon yakalayabildiğinizi ve depolayabildiğinizi farzedin, herhangi bir iklim hedefine ulaşan planlar yapabilirsiniz. Hatta fosil yakıt endüstrisinin büyümeye devam etmesine bile izin verebilirsiniz. Ağaçlandırma ve koruyucu tarım gibi yararlı negatif emisyon stratejileri olsa da bunların karbon yakalama potansiyelleri kümülatif fosil yakıt kaynaklı karbon emisyonları ile karşılaştırıldığında küçüktür ve etkileri kalıcı olmayabilir. Siyasetçiler, birilerinin karbondioksiti büyük ölçekte azaltacak sihirli bir teknoloji bulacağına inanıp Dünya’daki yaşamın geleceğiyle kumar oynuyorlar.

Dünyanın en büyük doğrudan hava yakalama (DAC) tesisi bu ay İzlanda’da açıldı, işe yararsa insanlığın mevcut emisyonlarının on milyonda birini yakalayacak. Ancak masrafları nedeniyle henüz daha fazla kapasiteyle işlemesi mümkün değil. Bu sebeple, ileri seviyelere ulaşmanın pratikte mümkün olmadığının ortaya çıkabileceği bu kritik görevi bugünün gençlerine yüklemek (üstelik bunu finans, sigorta, altyapı, su, gıda, sağlık ve siyaset sistemlerini yerle bir edecek  sıcak hava dalgaları, yangınlar, fırtınalar ve sel felaketlerinin ortasında çözmelerini beklemek) en büyük ahlaki yıkımdır.

“2050’ye kadar net sıfır” hedefinin fosil yakıt şirketlerinin yöneticileri tarafından desteklenmesi ve iklimin en büyük haini Rupert Murdoch tarafından News Corp Australia sözcüsü aracılığıyla benimsenmiş olması, bize bu hedefle ilgili bilmemiz gereken her şeyi söylemeli.

Dünyanın hızla artan tahribatını durdurmak için derhal küçülmeye başlanması ve nihayetinde fosil yakıtların sona erdirilmesi gerekiyor. Uygarlığımızın çöküşünü durdurmak için toplumun da acil durum koşullarına uyması elzem. Toplumun bu değişimi ne zaman kabullendiğini söylemek kolay olacak: Liderler, fosil yakıt sübvansiyonlarını sona erdirmek, tüm yeni petrol ve gaz altyapılarını yasaklamak gibi büyük petrol şirketlerine acı verecek uygulamaları hayata geçirdiklerinde değişim başlayacak.

İşte o zaman emisyonlar hızla azalmaya başlayabilir. Küresel sıfır emisyon hedefinin en geç 2035 olarak belirlenmesi gerektiğine inanıyorum, yüksek emisyona sahip ülkelerin daha hızlı karbonsuzlaşma ve düşük emisyona sahip ülkelere dönüşüm için yardım sağlamak gibi ahlaki yükümlülükleri var. En önemlisi, herhangi bir sıfır hedefiyle birlikte, yıldan yıla istikrarlı düşüşlere bağlılık ve hedefe ulaşmak için devletin tüm seviyelerinde bağlayıcı planlar sunulması gerekiyor. Bu aşırı geliyorsa iklim yıkımının daha yeni başladığını, hasarın geri döndürülemez olacağını unutmayın.

Negatif emisyon stratejileri de iklim planlamasının dışında bırakılmalı. Başka bir deyişle, net sıfırdaki “net”i unutun. Aksi takdirde bu terimler fosil yakıt endüstrisinin istediği dikkat dağınıklığını ve gecikmeyi sürdürecek. Asla var olmayacak teknolojiler üzerinden gezegenimizle kumar oynamak aptallık bile sayılmaz.

Fosil yakıt şirketlerinin sahtekâr yöneticileri tarafından tasarlanmış onlarca yıllık eylemsizlik nedeniyle artık herkesi sersemletecek bir değişim hızına ihtiyacımız var, ufak adımlara bağlı bir çıkış yolumuz yok. Hayatımızı etkileyecek büyük değişiklikler yapmadan bu durumun içinden çıkılabileceği fantezisini geride bırakmanın ve olgunlaşmanın zamanı geldi. Bugün radikal görünen politikalar (örneğin fosil yakıt endüstrisinin kamulaştırılmasına, petrol ve gazın kotaya bağlanmasına dair öneriler) her yeni iklim felaketinde daha az radikal görünmeye başlayacak. Acil durum modu, özellikle yüksek emisyonların sorumlusu zenginlerden kişisel fedakarlıklar gerektirecek. Aksi takdirde uygarlığın çöküşü hayal edilemeyecek ölçüde kötü olacak.

Bir iklimbilimci olarak öngördüklerimden korkuyorum. Dünya liderlerinin gerçeklikten uzak düşüncelerin arkasına saklanmayı bırakmalarını ve aynı dehşeti hissetmelerini istiyorum. Ancak bu şekilde fosil yakıtlara son verebilirler.


*Bu yazı, Elif Dirim tarafından Peter Kalmus’un The Guardian’da yayımlanan makalesinden çevrilmiştir.

Muhabbetimiz daim olsun...

BENZER YAZILAR
Total
5
Share