1972’de Eric Burgess adlı gazetecinin aklına emsalsiz bir fikir geldiğinde, bir grup muhabirle birlikte bir hava-uzay şirketini geziyordu. Grup, güneş sistemimizin dışına çıkacak ilk uzay aracı olan Pioneer 10’u, yolculuğundan birkaç hafta önce görme şansı yakalamıştı. Burgess, eğer dünya dışı bir yaşamla karşılaşma şansı varsa, Pioneer 10’un tüm insanlıktan bir mektup taşıması gerektiğini düşündü: Dünya dışındaki zeki yaşam formlarına Dünya’daki hayatı anlatacak bir tür selamlama.

Burgess, NASA’yı bu fikre ikna edemeyeceğini biliyordu ama edebilecek birini tanıyordu: Cornell Üniversitesi Gezegen Araştırmaları Laboratuvarı Şefi Carl Sagan. Sagan, sırasıyla tasarımcı Frank Drake ile ilk karısı, sanatçı ve yazar Linda Salzman Sagan’ı işe aldı. Grup, NASA’ya fikirlerini iletti. Mesajı Pioneer 10 ve muadili Pioneer 11 fırlatılana kadar tamamlayacaklarına dair söz verdiler. Ekibin iki hafta içinde tüm insanlığı basit bir çizime indirgemesi, altın plakalar üzerine kazıması ve iki Pioneer aracına yerleştirmesi gerekiyordu. “Pioneer plakaları” 1973’te güneş sistemimizden çok uzağa fırlatıldı.

Portland’lı grafik tasarımcı Duane King, “Bu plakaların arkasındaki anlamı her zaman sevdim. Dünya’dan, basit çizgilerle hazırlanmış bir tebrik kartı, şişeye konup yıldızlara fırlatılmış bir mesaj,” demişti. King, 1970’lerde Sagan’ın Cosmos’da yaptığı konuşmasını gördüğünden beri bu Pioneer plakalarına takıntılıydı. King’e göre bu proje, hem hayal edilemeyecek kadar geniş kapsamlı olması hem de bir bilgi tasarımı örneği olarak özgünlüğü açısından büyüleyiciydi. Bu, evrenin geri kalanına herhangi birinin ya da herhangi bir şeyin çizim kullanarak deşifre edebileceği görsel ve matematiksel bir dille insanlığı açıklamak anlamına geliyordu.

Plakanın yeniden oluşturulması ise kişisel bir proje olarak ortaya çıktı. NASA’nın, içerisinde orijinal plak şablonlarının bulunduğu arşivi kamuya açıktır ve gerekli bilgileri içerir: Kullanılan malzemeler, tasarımın boyutları, gravürün derinliği, plakanın kalınlığı. Plakaların fotoğrafları var ancak Dünya’da bulunan kopya, Smithsonian Ulusal Hava ve Uzay Müzesi’ndeki kalıcı koleksiyonun bir parçası. King, “Dünya’dan bir yöne doğru 14 milyon km uzaklıkta bir, diğer yöne doğru 14 milyon km uzaklıkta bir, Smithsonian’da bir  ve bir de kanepemin üstünde bir adet plaka olduğunu düşünmek büyüleyici bir şey,” diyor.

King, kopyalar için sıkı bir araştırma yaptı. Plakalarla ilgili bir belgesel izledikten sonra gravürü yapan Ponciano Barbosa’nun hâlâ hayatta olduğunu fark etti. Google Sokak Görünümü’nde, Barbosa’nın kupa dükkanının penceresinde “Pioneer Plakasının Yuvası” başlıklı küçük bir tabela görmeyi başardı. Ona ulaştıktan sonra, plakadan hala örnekler çıkardığını öğrendi. Birlikte, orijinali gibi altın kaplama alüminyuma kazınmış birebir bir kopya ürettiler.

Ancak bir grafik tasarımcı olarak plakanın bir enformasyon tasarımı işi için ne kadar etkileyici olduğunun farkındaydı. Bir tasarımcı için bu zor bir siparişti. Dilinizi anlamayan hatta belki de bir dili, gözleri olmama ihtimali olan bir varlıkla nasıl iletişim kurabilirdiniz? Bu senaryonun olası “kullanıcısı” bizimle aynı sayısal sisteme sahip olmayabilir ya da ölçü birimlerimizi anlamayabilirdi. Takım, iletişim için bilinen yolları kullanamadan tamamen sıfırdan başlamak zorundaydı.

Fotoğraf: Duane King

Fotoğraf: Duane King

Plaka, Dünya tarihini, insanlığı ve uzay aracını açıklayan, Linda Salzman Sagan’ın çizdiği yedi illüstrasyon etrafında şekillendirildi: Güneş sistemimiz, Pioneer’ın yörüngesi, Pioneer’ın silüeti, bir erkek ve bir kadın figürü, Güneş’in galaksinin merkezine olan göreceli konumu ve evrende en çok bulunan element olan nötr hidrojenin geçişinin bir diyagramı.

Plakanın sol üst köşesinde yer alan hidrojen çizimi, diyagramın geri kalanı için gizli bir anahtar[i] olarak kullanılabiliyordu. Fiziksel evren boyunca, zamanı ve fiziksel uzunluğu ölçmek için temel bir birim sağlıyordu. Dikey çizgi, bir uzunluk birimini (21 santimetre) ve bir zaman birimini (0.7 newton saniye) belirten ikili sayı[ii] sistemindeki 1’i temsil ediyordu. Bu ikili sayı, nesnelerin ölçümünü veya uzay aracının ne kadar uzağa gittiğini belirlemek için tasarımın herhangi bir yerinde kullanılabilirdi.

Örneğin görenler plakadaki insan figürlerinin yüksekliğini hesaplayabilirlerdi. Plakanın sol tarafındaki pulsar haritası, hidrojen diyagramıyla belirlenmiş birimlerle okunduğu takdirde, 14 çizgiyle pulsarların periyotlarını temsil eden uzun ikili değerleri gösteriyordu. Bu periyotlar zamanla değişeceği için, uzay aracının ne kadar süredir seyahat ettiğini gösteren bu değerler kullanılarak fırlatma süresi de hesaplanabilirdi.

Neresinden bakarsanız bakın, Drake ve Sagan’ın kodlanmış tasarımı, fazla bilgiyi az alana sığdırmanın dahice bir yoluydu. Ancak eğer ortalama bir insan bunu anlamaya çalışırsa bu enformasyon tasarımı aynı derecede etkili olacak mı? Uzaylılar ikili sayı sistemini biliyor mu?

“İnfografik olarak, çizimin içerisindeki kodlama zor değilse bile büyüleyici ve etkili,” diye itiraf ediyor King. “Sevdiğim şey, bizi insan yapan şeyin en iyisini temsil ediyor olması, ufuğun ardındaki şeylere karşı duyduğumuz bitmek tükenmek bilmeyen öğrenme isteği ve bizi biz yapan şeylere dair duyduğumuz umut ve merak. Bu soyut sembolizm hepsini benim için bir şekilde somutlaştırıyor. ”

Bu plaka, 1977’de piyasaya sürülen Voyager altın plakaları gibi daha da iyi bilinen bir enformasyon tasarımı örneğine de öncü oldu. Pioneer plakaları 1970’lerde uzaya fırlatıldıktan sonra, insan figürleri yıldızlararası pornografi olarak kabul edildiyse de takip eden beş yıl Sagan, Drake ve ekibinin, nasıl ve neyle iletişim kurmak istediklerini daha iyi düşünebilmeleri için yeterli zamanı sağlamıştı. Voyager 1 ile başlatılan fonograf kayıtları, görüntü ve seslerin yanı sıra uzay aracı ile karşılaşılan akıllı yaşam formları için hazır bir dahili fonografa sahipti.

Buna rağmen yine de pulsar haritası ve hidrojen molekülü çizimi dahil edildi, nasıl olduysa Pioneer plakası hem Voyager 1 ile hem de Pioneer ile ömrünü tamamlamadığını kanıtladı. Bu tasarımlar milyarlarca kilometre uzakta olabilir ama King’in kopyaları onları Dünya’ya getiriyor.


[i] İngilizce orijinalinde 91,4 santimetrelik bir İngiliz uzunluk ölçeği olan “yardstick” sözcüğü kullanılmıştır.
[ii] İkili sayı sisteminde, sayılar 2 tabanında yazılır, tüm sayılar 0 ve 1 rakamları kullanılarak ifade edilir. Elektronik devrelerde kolay uygulanabilmeleri nedeniyle günümüz bilgisayarlarının neredeyse tamamında kullanılır.


Bu yazı Selin Pervan tarafından Meg Miller’ın fastcodesign.com adresinde yayımlanan makalesinden çevrilmiştir.