Kaan Müjdeci, Evrim Kaya, Şenay Aydemir ve Fırat Yücel’in birlikte yaptığı Kapalı Gişe: Türkiye’de Tekelleşen Film Dağıtımı belgeselinin 35. İstanbul Film Festivali kapsamındaki gösterimi 10 Nisan Pazar günü yapıldı. Mars Grubu’nun piyasadaki hakim durumunu nasıl kötüye kullandığını anlatan filmin ardından “ne yapmalı?” temalı bir forum düzenlendi. Kısıtlı zamanda dönen tartışmada konuyu her yönüyle ele alıp neticelendirmek mümkün değildi, ancak bir anlamda cin şişeden çıktı. Bu konunun sektörden insanlar kadar seyircileri de etkilediğini hatırlatmak lazım, hiç değilse fahiş fiyata satılan bilet ve patlamış mısırlardan, filmin dörtte biri uzunluğunda reklam izlemeye mecbur bırakılmaktan rahatsız olmayan yoktur sanırım. Filmi sinemada izlemeyi tercih eden herkesin bu durumun bilincinde olması ve üzerine konuşması gerekiyor.

Cinemaximum’un resmi sitesinde yer alan bilgiye göre 32 şehirde 83 sinema işletmesi ve 700’den fazla salonu var. Sık gittiğiniz sinemalardan hangisinin Cinemaximum olmadığını bulmanız için bir süre düşünmenizin gerekmesi tekelleşmenin seyirciye yansıyan boyutunu görmek için yeterli. Şu an Rekabet Kurumu bunu kabul etmiyor olsa da, Cinemaximum’larda bir film izleyip yanında patlamış mısır yemek için oldukça ciddi bir bütçeye ihtiyacınızın olması ve film öncesi yarım saate varan reklamlara katlanma zorunluluğunuz da yalnızca hakim durumu kötüye kullanma üzerinden açıklanabilir. Tabii bu sadece seyirciyi etkileyen kısmı. Rekabet Hukuku’nun temel bir meselesiyle başlayalım. Rekabet Kurumu tekelleşmeyi engellemez, ancak hakim durumun piyasadaki yeni girişleri ya da rekabeti durduracak şekilde kötüye kullanılmasına izin vermemekle mükelleftir. Peki bu iş nasıl buraya geldi?

Kasım 2010’da Rekabet Kurumu’na yapılan başvuruyla AFM ile Mars’ın birleşmesi süreci başladı. Kurulun raportörlerin uyarılarına rağmen 17.11.2011 tarihinde verdiği karar, bu birleşmeyi onaylıyordu. Raportörler tarafından dikkat çekilen iki nokta vardı. Bu birleşmenin Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesine göre hakim durum yaratan ya da kuvvetlendiren ve ilgili pazardaki rekabeti ciddi ölçüde kısıtlayacak bir işlem olduğunu, verilen taahhütler kabul edilse dahi bu durumun değişmeyeceği belirtiliyordu. Kurulun yaptığı incelemede ise faaliyet gösterilen beş coğrafi pazarda bilet fiyatlarında en düşük %7, en yüksek %37 olmak üzere bir artış öngörülüyordu. Bunun üzerine taraflarca bazı taahhütler sunuldu. 10 adet sinema işletmesinin[i] elden çıkarılıp üçüncü taraflara devredilmesini, iki adet sinemanın[ii] ise faaliyetlerine bütünüyle son verilmesini içeren taahhüt paketiyle birlikte bu birleşme, Rekabet Kurumu’ndan onayı aldı. Pazar giriş engelinin düşük olduğunu ifade eden kurul, AVM piyasasında büyüme eğiliminin beklendiğini ve yeni oyuncuların AVM’lerdeki yeni sinema salonları aracılığıyla piyasaya girebileceğini belirtiyordu. Kurulun öngörüsü tuttu. George Ritzer’in söylediği gibi iktidarda kalmak isteyen bol bol AVM inşa etti ve içine bir sürü Cinemaximum, hatta bir tane de Emek koydu.

İlgili kararın iptali talebiyle Danıştay’a yapılan bir başvuru sonucu Danıştay 13. Dairesi, mevcut taahhüt paketinin pazarda oluşacak rekabetçi endişeleri giderme konusunda yeterli olmadığı gerekçesiyle 09.10.2012 tarihinde verdiği kararla yürütmeyi durdurdu. SPK, payları borsada işlem gören halka açık bir anonim ortaklık olan AFM’ye bildirim yükümlülüğüne uymadığı gerekçesiyle 675.000 TL’ye yakın bir para cezası verdi. Danıştay’a davayı açan avukat Aralık 2012’de davadan feragat etti. Bunun üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu yürütmeyi durdurma kararını Nisan 2013’te kaldırdı. Ancak Danıştay, kamu yararını gerekçe göstererek esasa girdi ve Haziran 2014’te bir de (Rekabet Kurumu’nun birleşme kararı için) iptal kararı verdi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun Şubat 2015’te bu kararı da bozması sonucu, Rekabet Kurumu’nun orijinal kararı geçerli olmaya devam etti[iii].

Danıştay 13. Dairesi’nin özetle birleşmeye izin verildiği takdirde pazara girişin çok zorlaşacağını vurguladığı  kararındaki gerekçelerden iki tanesi oldukça önemli.[iv] Danıştay’a göre taahhüt paketi sonucu bırakılan 12 sinema pazarın en büyüğü tarafından alınsa bile bu şirketin pazar payı, AFM ve Mars’ın birleşmesinden doğan şirketin pazar payının dörtte birinden daha küçük olacaktı ve birleşme sonucu ortaya çıkan şirket, dikey ilişkili pazarlar içinde gücünü artıracaktı. Bu “dikey ilişki” oldukça önemli, çünkü aslında Kaan Müjdeci’nin aklına bu belgeseli çekme fikrinin gelmesinin nedeni bu. Birazdan oraya geleceğiz.

2014 yılında Profilo Sanayi ve Ticaret A.Ş., Kış Uykusu filminin Profilo AVM’deki sinema için temin edilmediği gerekçesiyle Rekabet Kurumu’na başvurdu. Dağıtıcı Pinema’nın, filmin aynı zamanda ortak yapımcısı olan Mars tarafından yönlendirildiğini ve seyircinin Mecidiyeköy bölgesindeki Mars sinemalarına yönlendirilmeye çalışıldığını iddia eden Profilo’nun şikayeti Rekabet Kurumu tarafından soruşturma açılmaksızın reddedildi. Filmin Ankara ve İstanbul’da Mars’ın sinemalarının yanında bulunan diğer sinemalara sağlandığını belirten kurul, aynı zamanda hakim durumun kötüye kullanılmasından bahsedebilmek için Mars’ın üst pazar olan yapım pazarında hakim durumda olması gerektiğini vurguladı. Bu karar, bize konunun mutlaka değinilmesi gereken bir boyutunu hatırlattığı için önemli.

Mars’ın yapım-dağıtım-gösterim üçgeninin iki ayağında birden yer alması, Kapalı Gişe‘nin de değindiği bir durum. Belgeselde ABD’de buna engel olmak için yasal düzenlemeler getirildiğinden bahsedilirken bizim aklımıza Rekabet Kurumu’nun kayıtsızlığı sonucu ortaya çıkabilecek olası tehlikeler geliyor. Kaan Müjdeci, Sivas filmini Mars Grubu’ndan temsilcilere izletirken karşılaştığı ilgisizlikten duyduğu rahatsızlığı anlatırken “festival filmi” olarak sınıflandırılan filmlerin hepsinin benzer bir süreçle karşı karşıya kaldığını hatırlıyoruz. Fazlasıyla keyfi ve artık çığırından çıkmış bir uygulamayla karşı karşıyayız. Gösterim piyasasında hakim durumda olan Mars’ın filmler arası ayrımcılık yapması pazar eşitsizliğine neden oluyor. Mesele aslında bu kadar basit. Kurulun şu aşamada dahi bu birleşmeyi dağıtma yetkisi var, ancak bunun için öncelikle hali hazırda onay verdiği işlemin doğurduğu sonuçları kabul etmesi gerekiyor.

Bütün bunlar, Mars Eğlence Hizmetleri’nin Güney Koreli CJ-CGV’ye satılmasıyla başka bir boyut kazandı. Uzun vadede bunun nasıl sonuçlar doğuracağını göreceğiz. Gelinen noktada bu konu sektörün üretim ayağını da ciddi ölçüde etkiliyor ve tek tipleşmeye neden oluyor. Sinema salonlarında kendilerine daha rahat yer bulan ve gişede başarılı olan komedi ve korku filmlerinin hali ortada. Öte yandan Kültür Bakanlığı fonları ve festivallere bağımlı kalan filmlerin de başka türden bir tek tipleşmeye doğru gitme riski var.

Filmcilere “istediğimi gösteririm” derken seyirciye de “istediğim fiyata satarım, nasıl olsa geleceksin” diyen zihniyet, Ceza Hukuku’ndaki “makul şüphe”nin Türkiye Sineması’ndaki karşılığına dönüşmüş olan eser işletme belgesi ve sektör emekçilerinin çalışma koşulları gibi sinemamızda yasal teminatın şart olduğu konuların yanına adını çoktan yazdırmış durumda. Hayaller gereklilik kipi, gerçekler ise “neremiz doğru ki?” olsa da bu reflekse kapılıp gitmemek önemli. Özerk bir sinema merkezi kurulması ya da bir çeşit kota uygulamasına geçilmesi forumda dillendirilen önerilerin arasındaydı. Bunların öncesinde meselenin daha çok konuşulması ve doğru bir eksende tartışılabilmesi gerekiyor.

Kapalı Gişe, Ankara Film Festivali’nde de gösterilecek. Belgeselde sektörün olabildiğince farklı yerlerinden insanlar bir araya getirilerek konu farklı yönleriyle ele alınmış, istatistiki bilgiler ve Şener Şen filmlerinden görüntülerle desteklenmiş. Sinemayı seven herkes bu filmi izlemeli ve sürecin takipçisi olmalı. Bir de naçizane şarkı önerisi: Mars Attacks! filminde Marslıların istilasının sona ermesini sağlayan şarkı, Slim Whitman’dan “Indian Love Call”.

[i] Ankara’dan Cinebonus Arcadium ve Cinebonus Bilkent; İstanbul’dan AFM Carrefour Ümraniye, AFM Profilo, AFM Akmerkez, Cinebonus Flyinn Florya ve AFM Atirus; İzmir’den AFM Park Bornova ve AFM Passtel; Antalya’dan AFM Laura. AFM Passtel daha sonra tamamen kapanarak ikinci gruba dahil oldu.
[ii] İstanbul’dan AFM Mohini ve Cinebonus G-Mall.
[iii] Bütün bu sürecin, bu yazının da kaynağı olan iyi bir özetini buradan okuyabilirsiniz.
[iv] Kararın özetini buradan aldım.