Epik romanlar yazmaya can atanların birçoğu elbette Tolstoy gibi yazmayı umursamayabilir. Ancak hayranı olduğunuz yazar gibi yaşamadıktan sonra, onun gibi yazabilir misiniz? Biyografiler, Savaş ve Barış ile Anna Karenina gibi ölümsüz kitapların yazarının 82 yılı nasıl geçirdiğine dair mebzul miktarda hakikat sunuyor. Tolstoy, 25 yaşındayken “İstisnai bir insan olduğum fikrine kesin olarak alışmalıyım” diye yazdı ve “Benim kadar iyi ahlaklı veya ideali uğruna her şeyi feda edecek bir adamla tanışmadım” diyerek bu fikrin altını çizdi. Belli ki, aşırı alçakgönüllülük Tolstoy’un kusurlarından biri değildi. Bunları söylemeden yedi yıl önce, “hayatın kuralları” adını verdiği bir düzenle, kendisi için çoktan erdemli ve gayretkeş bir hayat tasavvur etmişti; bu da muhtemelen üstün bir varlık olduğu inancını içermeyen katı bir mütedeyyin hayat arayışının habercisiydi. Yazarın hayatına hükmeden kuralların bazıları ise şunlardı:

  • Sabah 5’te uyan,
  • Gece en geç 10’da yat,
  • Gündüzleri iki saat kadar uyuyabilirsin,
  • Çok yemek yeme,
  • Tatlıdan uzak dur,
  • Her gün bir saat yürü,
  • Geneleve ayda yalnızca iki kere uğra,
  • Faydanın dokunabileceği insanları sev,
  • Akla dayanmayan kanaatleri umursama,
  • Aynı anda iki şey yapma,
  • Gerekli olmadıkça hayal âleminde kaybolma.

Tolstoy, yetişkin hayatının şafağında belirlediği bu kurallara daha sonra şunları da ekledi:

  • Hislerini belli etme,
  • Başkalarının senin hakkında düşündüklerini umursama,
  • Göze batmadan iyilik yap,
  • Kadınlardan uzak dur,
  • Şehvetini sıkı çalışarak bastır,
  • Bahtsızlara yardım et.

Tolstoy’un hayatı hakkında fazla okumamış olsanız bile, bu genel prensiplerin bazılarında belirli dürtülerle mücadelenin kanıtlarını görebilirsiniz: Mesela, ayda iki kere genelev ziyareti kısıtlamasının daha katı ve pek gerçekçi olmayan kadınlardan uzak durma kuralına dönüştüğünü gözlemlenebilir. Geride bıraktıklarının büyüklüğüne ve ehemmiyetine bakılırsa, şehvetini bastırmış veya bastırmamış olsun (her ne olursa olsun, 14 çocuğun babasıydı), Tolstoy sıkı çalışma yönteminin faydasını gördü. Nihayetinde yazarları nasıl yaşadıklarına göre değil, nasıl yazdıklarına göre değerlendiriyoruz. Belki de hayat dolaylı olarak Tolstoy’un kendisi için yazdığı bu katı kuralların en tepesine bir ihtar ekliyor: Kimse kusursuz değil.

Kaynak: openculture.com