Bugün 13 Nisan, referandum için 3 gün kaldı. Tüm samimiyetimle sandıktan #HAYIR çıkacağına inanıyorum ve bazı kesimlerdeki yaygın kanaatin aksine beş senedir dalga dalga üzerimize gelen örgütlü kötülüğe ilk darbeyi indireceğimizi düşünüyorum.

Sandıktan #HAYIR çıkması tartışmasız bir zafer olacak, ancak aynı şeyi “evet” için söylemek imkânsız. Korkmadan, sinmeden söyleyelim: Sandıktan çıkacak olası bir “evet” zerre kadar meşruiyete sahip olmayacak. Bırakalım idare-i maslahatçılar ve kendine müslüman politik doğrucular bu gerçekle yüzleşmek istemesinler. “Halk kararını verdi” gibi sahte ve yılışık söylemlerin arkasına gizlensinler. Hakikat ortada: Bu referandumdan çıkacak bir “evet” sonucu meşru değil ve olmayacak.

Şu toplu açılış palavrasından başlayalım. Tüm milletin gözünün içine bakıp herkesi aptal yerine koymanın bir diğer adı bu toplu açılışlar. Ucuz mizaha kaçmak niyetinde değilim. Hepsi referandum kampanyası dönemine denk gelen bu toplu açılışlar düpedüz yalancılık ve halkın aklıyla alay etmek. Bu faslı geçelim.

Tarafsızlık üzerine yemin etmiş bir cumhurbaşkanımız var. Kendine ait sorumlulukları yerine getirmiyor, karşısına aldığı halkın büyük bir kesimine “bunlar” diye hitap ediyor ve estirdikçe estiriyor, yağdırdıkça yağdırıyor. Sonrasında ise yine aynı insanlardan cumhurbaşkanlığı makamına saygı duymasını istiyor. Üstelik bunu söylerken yine avazı çıktığı kadar bağırıyor, bu talebinde son derece ciddi. Azarın bini bir para. Bu referandumdan da bağımsız bir durum.

Devletin tüm kaynakları “evet” için seferber edilmiş durumda. Uçaklar, helikopterler, makam arabaları ve daha niceleri. O devasa mitinglerin, dağıtılan tek tip şapkaların, sefere çıkan otobüslerin bedava olmadığı da aşikâr. Peki, tüm bunların kaynağı nedir? Cevabı çok zor değil: Hepimizin kesesi. Bizim paramızla kurulan stantlara, bizim paramızla alınan helikopterle gelen zat, önce bize o gün gönlünün çektiği sıfatlarla sesleniyor, sonra da halka bir yalanı büyük bir iştahla pazarlıyor. Sonrasında da helikopterine binip geceyi geçireceği sarayına doğru yol alıyor. Son dönemde sokaklardaki billboard’lara bakanlar fark etmiştir, her taraftan üzerimize “evet” yağıyor.

#HAYIR ne yapabiliyor peki? Bu kaynaklardan ne derece faydalanabiliyor? Bu durumu denetlemesi gereken yargı makamları ne işle meşguller? Sedat Peker ile uğraşmadıklarını biliyoruz, acaba hangi azılı katili kovalıyorlar? Sahi, kaç senedir Sayıştay raporları olmadan bütçeyi onaylıyoruz mecliste? Bu konuyla ilgili ilk bulabildiğim haber 2012 yılına ait. Nereden baksanız, beş senedir doğru dürüst hesap verilmeden yeni bütçeyi onaylıyor, bir güzel de harcamalarına izin veriyoruz. Kimse de “Siz bu kampanya için parayı nereden buluyorsunuz” demiyor, demeyecek. Çünkü yargı, temel varoluş nedenini yitirmiş vaziyette.

Medyanın durumu ise malumunuz. Nasıl da kuzu kuzu diziliyorlar karşısına sayın Cumhurbaşkanının? Hepimizi gerizekalı sandıklarından olsa gerek, küçük oyunlar sergiliyorlar. Sayın Cumhurbaşkanı bir konu mu açtı Kılıçdaroğlu hakkında, “Efendim, onun videosu bizde var.”“Aaa öyle mi, hadi birlikte izleyelim.”

Gözünüzü seveyim, sayın cumhurbaşkanımızın her şeyi, her dakikası planlanmamış bir TV programına çıkacağına inanıyor musunuz? Hem de canlı yayına. Bu sevimli, uysal, gazeteci kılıklı soytarılar küçük parodiler düzenliyorlar bize. Bir “kamu” kurumu olan TRT’de muhalefet adaylarına ayrılan zaman meselesine hepimiz aşinayız zaten.

Bu şartlara rağmen #HAYIR çıkacağına inanıyorum, ancak ola ki “evet” çıktı, ne yapacağız o zaman? Korkmayacağız, sinmeyeceğiz. Hakikatin farkındayız. Ekmek parasıyla, ailesinin ve memleketinin huzuruyla tehdit ettiğiniz, eğitimsiz bıraktığınız, her şeye “mecbur” ettiğiniz halkı, ustaca yalanlarınızla, devasa propaganda makinenizle aldatıp kendi üç kuruşluk çıkarlarınıza alet edebilirsiniz. Bile isteye kötülüğe gönül vermiş haydut kılıklıları hariç tutarak söylüyorum, inanın bu onların suçu değil. Neoliberal kapitalizme mecbur edilmiş insanlardan daha fazlasını beklemek haksızlık olur. Biz yılmayacağız ve her fırsatta hakikati tüm çıplaklığıyla herkesin önüne sermeyi deneyeceğiz: Sizi de, yaptığınız referandumu da meşru bulmuyoruz. #HAYIR, eninde sonunda kazanacak.