Radiohead’in dokuzuncu stüdyo albümü A Moon Shaped Pool, 8 Mayıs Pazar günü iTunes üzerinden yayınlandı. En az In Rainbows (2007) albümü için olduğu kadar heyecanlıyım, çünkü geçtiğimiz hafta yayınladıkları iki şarkı da bize Kid A ve Hail to the Thief albümlerini hatırlattı. Radiohead sürprizlerle döndü, albüme geçmeden önce geçen hafta gerçekleşen gizemli hadiselerden bahsedelim.

1 Mayıs’ta Oxford’da güneş batarken bir Reddit takipçisinden grubun resmi sitesindeki içeriklerin yavaş yavaş silinmeye başladığı haberi geldi. Aynı zamanda tüm sosyal medya hesaplarında da benzer şeyler gerçekleşti. Güneş battığında, grubun Twitter, Facebook ve Instagram hesapları, hatta Thom Yorke’un kişisel Twitter hesabı dahil, her şey tamamen silinmişti. 1 Mayıs tarihi özenle seçilmiş gibi görünüyordu, çünkü Mayıs ayının ilk Pazar günü şafak vakti öten kuşları dinlemek üzere kutlanan Uluslararası Şafak Korosu Günü’ydü. Radiohead’in bağlı olduğu şirketlerin de Dawn Chorus LLP ve Dawnnchoruss Ltd. olması da tesadüf değildi. Bununla birlikte, cadılarla ilgili eski bir folklorik kutlama günü olan 30 Nisan’da, Radiohead’in bir grup İngiliz hayranına tuhaf bir posta ulaştı. Bildiri, eski bir şarkıya atıfta bulunuyordu. Albümün çıkış tarihi Haziran diye biliniyordu, ama bu olaylarla herkes Radiohead’den artık bir şeyler geleceğini anladı.

Radiohead her yeni albümünde farklı yöntemler deniyor. 2007’de In Rainbows albümünü “gönlünden ne koparsa o kadar ver” mantığıyla internetten yayınladılar. Bu yüzden neler olacağı hakkında bir tahmin yürütmek zordu. 3 Mayıs’ta grubun resmi Instagram hesabından arka arkaya iki kısa animasyon video paylaşıldı. Sürpriz gecikmedi ve birkaç saat sonra “Burn The Witch” şarkısı YouTube üzerinden dinleyicilerle buluştu.

“Burn The Witch”, King of Limbs albümünden bambaşka bir havada ve grubun hayranlarına gönderdiği bildirideki gibi bizi eski Radiohead’e götüren bir şarkı. Şarkının videosu ise 1973 yapımı The Wicker Man filminin “stop motion animasyon tekniğiyle yeniden yorumlanmış hali.

Bu şarkıyla Radiohead dörtlük/nakarat/ikinci dörtlük/nakarat şeklindeki klasik yapıya dönüş yaptı. Şarkıdaki ilk dikkat çeken yaylı dörtlü, col legno (arşe tahtasının tellere sürtülmesi tekniği) yaparak tüm şarkı boyunca tansiyonu kontrol ediyor. Yaylıların bu denli yoğun olmasında, gitarist ve klavyeci Johnny Greenwood’un King of Limbs albümünden sonra yönetmen Paul Thomas Anderson ile beraber çalışmasının etkisi var kuşkusuz. Greenwood bu süreçte film müzikleri yaptı ve London Contemporary Orchestra’dan birçok klasik müzisyenle çalıştı. Arka planda sürekli devam eden yaylılar, kreşendo ile forteye giderek yaptıkları kapanış gerçekten olağanüstü. Ayrıca Colin Greenwood’un yazdığı bas partisyonu bana “Airbag” şarkısını hatırlattı. Eski Radiohead ruhundan parçalar bulmak, şarkının söylendiği gibi yıllar önce bestelendiği fikrini güçlendiriyor.

Radiohead, 6 Mayıs’ta Instagram hesabından kısa bir video daha yayınlandı. Bir şarkının daha yolda olduğundan artık herkes emindi. Beklenen oldu ve birkaç saat sonra “Daydreaming” şarkısı yönetmen Paul Thomas Anderson imzalı bir video ile YouTube’da yayınlandı. Thom Yorke’un kendini hapsedilmiş gibi hissettiği rüya videosu, Greenwood’un sinematik müziğiyle bir mağarada son buluyor. Bu şarkıda da Johnny Greenwood’un etkisi bariz biçimde görünüyor ve Kid A albümünde yer alan “Motion Picture Soundtrack parçasına olan benzerliğiyle bizi yine geçmişe götürüyor.

A Moon Shaped Pool albümünü Kid A ve Hail to the Thief gibi albümlerinden ayıran özellik, grup elemanlarının farklı projelerden beslendiklerini bu albüme yansıtmaları. Tersine kaydedilmiş vokaller, 1994 yılında bestelenmiş bir şarkı, London Contemporary Orchestra’nın albümün merkezinde yer alması, dijital davullar, eski teyp tıslamaları, Johnny Greenwood’un gitar partisyonları (bkz. Identikit) ve alfabetik sıralanmış şarkı listesi size hem geçmişten hem de gelecekten müzikal lezzetler sunuyor.

Radiohead, OK Computer, Kid A, In Rainbows gibi daha önceki albümlerinde de yaylılara yer vermişti, ama bu albümde Greenwood’un aranjmanları ile ilk kez bu kadar yoğun bir biçimde öne çıkıyor. Ne yazık ki London Contemporary Orchestra, Radiohead’in 2016 turne programında yer almayacak, ama konserlerde ufak bir yaylı grubuyla sahne alacaklarını umuyorum. “Desert Island Disk”, “Numbers (önceki ismi Silent Spring)”, “Identikit”, “Present Tense”, “Ful Stop”, “Burn the Witch” ve “True Love Waits” şarkılarının tamamını veya bir kısmını farklı formlarda daha önce konserlerden veya video kayıtlarından duymuştuk.

Şarkı sözlerinde ise genel olarak hüzün ve pişmanlık hakim gibi görünüyor. “Ful Stop” şarkısında tekrar eden “You really messed up this time”, “Glass Eyes” şarkısında“I feel this often, go” ve “Identikit” şarkısının nakaratında “Broken hearts, make it rain” gibi sözlerle Yorke’un hüznünü hissedebiliyorsunuz. Geçtiğimiz yıl 23 yıllık sevgilisi Rachel Owen’dan ayrılan Thom Yorke, “True Love Waits”’ şarkısının son sözleri  “Just don’t leave” ile albümün hüzünlü kapanışını yapıyor.

Radiohead’in yeni albümü 17 Haziran’da fiziksel olarak da yayınlanmış olacak. Albümden birkaç ay önce grubun tüm konser biletleri tükendi. Grup, Mayıs- Ekim ayları arasında Amsterdam, Paris, Londra, New York, Los Angeles, Lyon, Barcelona, Reykjavik, St Gallen, Lizbon, Montreal, Osaka, Tokyo ve Berlin’deki festivallerde sahnede olacak. Bildiğimiz kadarıyla, bu yılın konser takviminin tamamı açıklandı. Hâlâ heyecanla bir gün Türkiye’ye gelmelerini bekliyoruz, şimdilik düşük bir ihtimal de olsa.