Fleabag altı bölümden oluşan bir İngiliz komedi dizisi ve daha ilk bölümünde elinizi ayağınıza dolaştırıyor. Amazon üzerinden yayınlanan BBC3 dizisi, aslında 2013 Edinburgh Festivali’nde Fringe First Award sahibi tek kişilik bir tiyatro metninden uyarlandı. Yazan, oynayan ve televizyona uyarlayan ise aynı isim: Phoebe Waller-Bridge.

Fleabag, Londra’da ayakta kalmaya çalışan, son derece tuhaf bir aileye sahip, beş parasız ve yalnız, bir orta sınıf mensubu kadının hikâyesi. En yakın arkadaşını bir kazada kaybetmesinin ardından bu taze trajediyle baş etmeye çalışırken, hayata tutunmaktaki ısrarını hepsi birbirinden kaçık aile fertleri aracılığıyla anlatıyor. Mesafeli babası, dayanılmaz ölçüde alaycı ve itici üvey annesi, gergin ve muhafazakâr ablası ve tek gecelik ilişkileri etrafında dönen bu komik evren ekranın karşısındaki izleyicilerde sağlam bir empati duygusu yaratıyor.

Hikâyenin basit anlatımı ve zekice kurgusunun yanı sıra Bridge’in performansı o kadar iyi ki olan biten her şey Fleabag ile aranızda bir sırmış gibi akıyor. Üstelik Fleabag, House of Cards’da kimilerinin sevip kimilerinin de yabancılaştığı izleyiciye konuşma numarasını (dördüncü duvar) çok iyi beceriyor. Oyunun içinde bir anda ekrana dönüp size bilmediğiniz bir arka plan anektodunu anlatıveriyor ve sizi hikâyesinin içine çekiveriyor. Dahası kendi arzularını sabote etmekten hiç çekinmiyor.

Ortalama 25 dakikalık bölümlerden oluşan dizinin “mocumentary” havası gerçeklik duygusunu ayyuka çıkarıyor. İşsiz güçsüz, parasız, yenilmiş, ağzı bozuk, yalnız ve kaçık bu kadının provokatif hikâyesi, bu yılın en iyi TV işlerinden biri olabilir.

Spoiler’a mahal vermeden buraya kadar geldim, siz de bu altı bölümlük diziyi izleyin efendim. Kahkahalara boğulurken koltuğa çivi gibi çakılmanın keyfini yaşayın.