1900’lerin başında hayatımıza reklam tabelalarıyla giren neonlar son zamanlarda sanatçı atölyelerini de aydınlatmaya başladı. Artık güncel sanat sergilerinin hemen hepsinde görmeye başladığımız bu malzeme, renk, ışık ve şekil kombinasyonlarıyla sanatçılar için yeni ifade olanakları sunuyor.

Olivia Steele, Nothing is What It Seems, 2014

Nothing is What It Seems, 2014

Neonla çalışan sanatçılar arasında öne çıkan isimlerden biri de Olivia Steele. Steele, mesajın her zaman o kadar da açık olmadığı kavramsal sanat dünyasında lafı hiç dolandırmıyor. Karşıtlıkları ve ironiyi kullanarak geleneksel anlatım biçimlerinin dışına çıkıyor, zaten içinde yaşadığımız manzaraları yeniden aydınlatarak modern kültürü sorguluyor.

The End, 2012. That’s All Folks, 2011. Wish You Were Here, 2012.

The End, 2012. That’s All Folks, 2011. Wish You Were Here, 2012.

Londra ile Berlin arasında mekik dokuyan genç sanatçı, samimi bir üslûpla seyirciyle doğrudan iletişim kurarken kimi zaman “ben” yazıp bir kafese kapatarak, kimi zaman bir köprünün altını kırmızı neonlarla aydınlatarak iç mekan ve dış mekân arasındaki sınırları bulandırıyor. Bir atom bombasının patlama anı, haç gibi ikonik imgelerin yanı sıra günlük hayatta rastlayabileceğimiz buluntu nesneleri de kullanarak yaradılışa ilişkin ön yargılarımızı da dahil ettiği bir oyun kuruyor. Kendi ifadesiyle: “İyi, kötü, doğru ya da yanlış, hepsi göreceli. Sanat herkesin bildiği gibi muğlak bir şey.”

Me, In a Cage, 2013. Build Me a Bridge So I Can Get Over You, 2014.

Me, In a Cage, 2013. Build Me a Bridge So I Can Get Over You, 2014.

There are Far Better Things Ahaed Than Any We Leave Behind, 2013.

There are Far Better Things Ahaed Than Any We Leave Behind, 2013.

Eğer daha fazla bilgi edinmek için web sitesini ziyaret etmek isterseniz, her girişinizde başka bir soru ya da cümleyle karşılanacak, hatta verdiğiniz cevaba göre bazen başka sitelere yönlendirileceksiniz. Başlamak için buyurun: oliviasteele.com