Antik Mısır’da üretilen ilk sentetik pigmentlerden son on yılda keşfedilen yeni tonlarına kadar, bilimsel buluşlar, küresel ticaret ve sanat alanlarında zengin bir tarihe sahip olan mavi, yüzyıllardır popülerliğini korumaya devam ediyor.

Psikologlara göre, avcı-toplayıcı olduğumuz dönemde açık bir gökyüzü veya berrak sular gibi çoğunlukla olumlu şeylerle eşleştirdiğimiz maviye olan bağlılığımız evrimsel süreçle kemikleşmiş olabilir. Ancak ne yazık ki gökyüzünü alıp havanda toz haline getirdikten sonra öylece tuvale süremiyoruz. Kırmızı, kahverengi ya da sarının aksine mavi pigment elde etmenin gerektirdiği ustalık beraberinde kimi hikâyeleri de getiriyor.

Mısır Mavisi

Sentetik olarak üretilen ilk renk olan Mısır Mavisi, piramitlerin inşası sırasında bulundu. Kalker ve kumun, bakır içeren minerallerle birleştirilip ortalama 1500 derecede ısıtılmasıyla elde edilen bu mavi, Roma İmparatorluğu boyunca popüler kaldı. Yeni maviler piyasaya çıktığında ise bu karmaşık üretim yönteminin pabucu dama atıldı. Ta ki 2006’da bilim adamı Giovanni Verri, kazayla bir buluşa imza atana kadar.

Floresan ışıklar altında 2.500 yıllık bir Yunan mermer havzasını izleyen Verri, mermerin mavi pigment bulunan damarlarının parlamaya başladığını keşfetti. Bu, Mısır Mavisi’nin kızılötesi radyasyon yaydığı anlamına geliyordu. Bu nadir özellik, pigment yıkandıktan veya çıplak gözle görünmez hâle getirildikten sonra bile bilim adamlarının, rengin izlerini bulmalarına olanak sağladı. Bu buluşun ardından, Mısır Mavisi biyomedikal analizler ve lazer teknolojisinin gelişimi için bilim insanları tarafından kullanıldı.

Mavi Su Aygırı, MÖ 3800 - 1700 (Louvre Müzesi Koleksiyonu)

Mavi Su Aygırı, MÖ 3800 – 1700 (Louvre Müzesi Koleksiyonu)

Ultramarin Mavi

“Gerçek mavi” olarak da adlandırılan Ultramarin Mavi, Afganistan’da tek bir dağlık alanda bulunan yarı değerli taş lapis lazuliden üretilir. Mısırlı tüccarlar 6000 yıl kadar önce taşı ithal etmeye başladılarsa da bundan nasıl parlak bir pigment elde edebileceklerini hiç düşünmediler. Lapis lazuli, minerallerle harmanlanıp öğütüldüğünde parlak mavi rengini kaybederek mat bir griye dönüşüyordu.

Renk, ilk kez Afganistan’da bulunan Budist fresklerini süsledi. Yaklaşık 700 yıl sonra da Venedik’e kadar ulaştı ve Ortaçağ Avrupası’nın en çok aranan rengi oldu. Yüzyıllar boyunca altınla neredeyse aynı fiyatta olan Ultramarin Mavi yalnızca önemli dini figürlerde ve kiliselerde kullanıldı.

Ultramarin Mavi, belki de hikâyelere en çok konu olanı. Efsaneye göre Michelangelo, Defin Töreni (The Entombment) adlı eserini Ultramarin Mavi satın alacak para bulamadığı için tamamlayamamış. Raffaello, Meryem’in mavi elbisesini tasvir ederken kullanmaya kıyamamış. Vermeer ise aksine fazlasıyla satın almış o kadar ki ailesini borç batağına sürüklemiştir.

Yüksek talep göz önüne alındığında, 1824’te sentetik yollarla Ultramarin Mavi üretilebilmesi için 6.000 frank ödül kondu. Bir Fransız kimyager ve bir Alman profesör, bu çözümü birkaç hafta içinde buldular ve rekabet yerini tartışmalı sonuca bıraktı. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Fransız heyeti ödülü Fransızlara verdi ve yeni pigmenti “Fransız Ultramarin” olarak adlandırdı.

"İnci Küpeli Kız", Johannes Vermeer, 1665.

“İnci Küpeli Kız”, Johannes Vermeer, 1665.

İndigo Mavisi (Çivit Mavisi)

İndigo Mavisi, 17. ve 18. yüzyıllar boyunca arzulanan bir ticaret nesnesiydi. Resim yapmak için genellikle pigment yerine doğal boyalar tercih edilse de İndigo Mavisi kumaşları, giysileri, iplikleri ve lüks halıları renklendirmek için kullanıldı. Hindistan’dan Güney Carolina’ya kadar geniş bir alanda yetiştirilebilen indigo bitkisi sebebiyle dünyanın her yerinde kolayca üretilebilen renk, nadir bulunması sebebiyle fiyatı çok yüksek olan lapis lazuli’ye bir alternatif oluşturdu.

İndigo mavi özellikle İngiltere’de popülerdi. “Renk spektrumu” terimini ortaya atan Isaac Newton, gökkuşağının, haftanın yedi günü, yedi nota ve yedi bilinen gezegene denk gelmesi için yedi farklı renkten oluşması gerektiğine inanıyordu. Gökkuşağının sadece beş renkten oluşmasına karşı çıkan Newton, turuncu ve indigo’yu ortaya attı.

1913’te ise doğal mahsül yerini yavaş yavaş, 1880’de geliştirilen ve mavi kotları boyamakta da kullanılan sentetik indigo’ya bıraktı. Son on yılda, bilim adamları, bitkilerde İndigo üreten kimyasal reaksiyonu yaratmak üzere özel olarak tasarlanmış Escherichia coli bakterilerini ürettiler. “Biyo-indigo”adını verdikleri bir yöntemle pazara yeni bir rakip gelmiş oldu.

Prusya Mavisi

Newton, gökkuşağının yedi rengi üzerine ilk raporunu yayınlamadan bir yıl önce, Berlin’de yeni bir mavi keşfedildi. Boya üreticisi Johann Jacob Diesbach, kırmız böceğinden elde edilen kırmızı pigment üzerinde çalışıyordu, malzemelerinden biri olan potasyum hidratın hayvan kanıyla temas etmiş olmasını göz ardı etti. Kırmızı ile karıştırılan kırmızıların sadece daha fazla kırmızı oluşturacağını düşünüyordu. Şaşırtıcı bir şekilde, böyle olmadı ve ortaya güçlü bir mavi çıktı. Hayvan kanının beklenmeyen kimyasal bir tepki vermiş olması, almanca Berliner Blau olarak da bilinen rengin ortaya çıkmasına sebep oldu.

Fransız Rokoko ressamı Jean-Antoine Watteau, Japon ağaç baskı sanatçısı Katsushika Hokusai ve Pablo Picasso bu maviyi fazlaca kullandı. John Herschel’in Prusya mavisinin ışığa benzersiz bir duyarlılığı olduğunu keşfetmesinin ardından, bu özelliği mimari çizimleri kopyalamak (blueprint) için kullanması ve çağdaş tıpta ağır metal zehirlenmesine karşı bir panzehir olarak kullanılması, Prusya Mavisi’nin başarısını bir pigment olarak rolünün ötesine geçirmektedir.

"Kanagawa Oki Nami Ura", Katsushika Hokusai.

“Kanagawa Oki Nami Ura”, Katsushika Hokusai.

Uluslararası Klein Mavisi

1947 yazında, Fransız sanatçı Yves Klein henüz 19 yaşındayken, şair Claude Pascal ve sanatçı Armand Fernandez’le birlikte bir sahilde dünyayı nasıl paylaşacakları konusunda beyin fırtınası yapmaya başladı. Pascal havayı, Fernandez toprakları, Klein ise gökyüzünü alacaktı. Klein’in gökyüzü tutkusu sonraları sanatsal kariyerini tanımlayacak ve 1957’de neredeyse tamamen maviyle çalışmaya başlayacaktı. “Mavi’nin boyutu yok. Boyutların ötesinde bir şey,” diyordu. Paris’teki bir boya satıcısıyla çalışan Klein, Ultramarin Mavi’nin mat bir versiyonunu üretti ve 1960’da Uluslararası Klein Mavisi veya IKB adı altında yeni üretim yönteminin patentini aldı.

Klein, maviyi eserlerinde başrole konumlandıran sanatçılardan en ünlülerden birisi olabilir ama kesinlikle tek değil. Klein’den esinlenen film yapımcısı ve yazar Derek Jarman, 75 dakika boyunca aynı tonda mavi renge, rahatsız edici saat tik taklarının, koro şarkılarının, aktörler ve Jarman’ın kendisi tarafından seslendirilen şiir ve anlatıların eşlik ettiği sinema filmi Blue’yu yarattı. Daha yakın bir tarihte, İngiliz sanatçı Roger Hiorns Seizure isimli yerleştirmesinde Londra’da terkedilmiş bir daireyi mavi kristallerle kapladı, Alman sanatçı Katharina Fritsch, Trafalgar Meydanı’nda bulunan dev horoz heykelini kaplamak için Ultramarin Mavi’yi tercih etti.

Yves Klein

Yves Klein

Yeni bir keşif: YInMn Mavisi

Kazara keşfedilen tek mavi pigment Prusya mavisi değil. 2009’da kimyager Mas Subramanian ve öğrencileri, elektronik imalatı için kullanılabilecek yeni malzemeleri araştırıyorlardı. Örneklerden birinin ısındıktan sonra parlak mavi bir renge dönüştüğünü fark etti. Adını kimyasal yapısını oluşturan yitriyum, indiyum ve manganezden alan YInMn Mavisi, Haziran 2016’da piyasaya sürüldü. Dayanıklı ve kolay üretilebilen renk, soğutma özelliğine de sahip. Gelecekte çevre dostu çatı yapımında kullanılması öngörülüyor.

Kaynak: Sarah Gottesman | Artsy