Geçtiğimiz hafta Han Kang’ın tuhaf, rahatsız edici ve harikulade romanı Vejetaryen (The Vegetarian), Uluslararası Man Booker International ödülüne layık görüldü. Sözlük yayımcısı Merriam-Webster, ödülün hemen ardından yaptığı açıklamada “Kafkaesk” sözcüğü için yapılan aramaların “çarpıcı bir biçimde arttığını” duyurdu, zira Vejetaryen “Britanyalı yayımcılar ve birkaç eleştirmen tarafından Kafkaesk olarak tanımlanmıştı”.

Merriam-Webster haksız değil. Vejetaryen’in ABD’deki yayımcısı romanı şöyle tanımlıyor: “Bir kadının içindeki ve dışındaki şiddetten kurtulmak için verdiği mücadeleye dair, karanlık bir şekilde alegorik, Kafkaesk bir güç ve saplantı hikâyesi”. Uluslararası Man Booker Ödülü’nün Jüri Başkanı Boyd Tonkin ile konuştuğumda romanı okurken düşündüklerini şöyle aktardı: “Kafka’yı düşünüyordum, çünkü hikâye hâl değişimi ile ilgili… Kahramanın derdi etten kurtulmak değil, kendi insanlığından kurtulmak, bir bitki ya da bir ağaç olmak.”

Yeri gelmişken, sözlük sıfatı “Franz Kafka ile ilgili veya onu ve yazılarını anımsatan, bilhassa kabus gibi karmaşık, garip ve mantıksız bir mizaca sahip” olarak tanımlıyor. Kabus gibi ve mantıksız, Kafkakesk’in tanımı için altında böcekvari bir imayla benim de tercih edeceğim sözcükler olurlardı. (Böcek mevzunun doğru olduğunu düşünmüyorum, ama sözcüğün bana hissettirdiği bu).

Ancak Merriam-Webster, İngilizcedeki ilk kullanımı 1946’da kaydedilen sözcüğün, aynı zamanda “aşırı kullanım sebebiyle anlamını yitiren” anlamına da geldiğini belirtiyor. Toronto gazetesi Globe and Mail’den bir köşe yazarı ise sözcüğün “bonkörce bir isabetsizlikle sallanan, alt seviye bir devlet memuru ile yaşanılan sinir bozucu bir hadiseden tutun, III.Reich’ın korkunç soykırımına kadar her şeye münasip görülen” bir kelime olduğunu düşünüyor.

Kafka adını bir sıfata vermiş yegâne yazar değil, Merriam-Webster “Dickensyen” ve “Byronik” sıfatlarına da dikkat çekiyor. Ancak ancak daha fazlası da var: “Proustyen”, “Joyceyen”, “Miltonik”, “Chauceryen”, “Pinteresk”, “Woolfyen”, “Faulkneryen” vs.

Belki de Kafkaesk kadar suiistimal edilen bir sıfat da “Orwellyen”. OED, sözcüğü “Orwell’in, başta fütüristik totaliter distopyası 1984 olmak üzere tüm eserlerine özgü” olarak tanımlıyor. Ancak New York Times sözcüğün kullanımının “Orwell’in renk paletini tek bir siyah tonuna indirgediğini” ve “akla yalnızca menfur sıkı gözetim rejimlerini, düşünce yönetimini ve bunları mümkün kılan çarpıtılmış dil algısını getirdiğini” söylüyor. Bir yandan da müthiş bir Daily Mash makalesi sözcüğün “atıklarınızı geri dönüşüm için kapının önüne koymakla hiç alakası olmadığını” ve benzer şekilde “sürat radarlarının ‘Orwellyen’ olmadığını” çünkü “1984’ün, Winston Smith’in nasıl A12 otoyolunda 110 km hız yaptığı için yediği 75 Sterlinlik cezadan yırtmaya çalıştığını anlatmadığını,” söylüyor.

Vejetaryen’e, ve artık ne demekse, ne kadar Kafkaesk olduğuna geri dönelim. Tonkin, romanı aynı zamanda Ovidius’un[i] Metamorfozlar’ına ve Sırça Fanus[ii] ve Sarı Duvar Kağıdı’na[iii] benzetiyor, bu da sanırım romanı “Ovidyen”, “Plathyen” ve aynı zamanda “Perkins Gilmanesk” kılıyor (gerçi bu yoruma arka kapakta yer verileceğinden pek emin değilim). Kafkaesk’in bütün yanlış ve/veya aşırı kullanım tartışmalarını bir kenara bırakırsak, hatırı sayılır bir güruhun, çeviri kurmaca dalında ödül kazanmış bir romana dair zaman ayırıp araştırma yaptığı gerçeği epey güzel. Belki de son 15 yılda çeviri dalındaki büyümenin geçen hafta Uluslararası Man Booker Ödülü vasıtasıyla açığa çıkması, bu büyümenin devam edeceğine delalet. Öyle umalım.


* Bu yazı, Alison Flood’ın theguardian.com’da yayımlanan makalesinden çevrilmiştir.

[i] Ç.N. Publius Ovidius Naso (Ovid): MÖ 1. yüzyılda yaşamış Romalı yazar, şair. Kız Kulesi’ni mekân olarak seçen, Hero ve Leandros’un aşk hikâyesinin yazarı olarak bilinir.
[ii] Ç.N. The Bell Jar:  Sylvia Plath’in “Victoria Lucas” mahlasıyla yazdığı 1963 tarihli romanı.
[iii] Ç.N. The Yellow Wallpaper: Charlotte Perkins Gilman’ın 1892’de New England Magazine’de yayımlanan kısa öyküsü.