Kişisel beğeni ve takdirden bağımsız olarak insanlık Dünya üzerinde “insan” olarak var olmaya başladığından beri oldukça büyük bir gelişme kaydetti. Günlük dertlerden ve hâliyle tarihin yalnızca bize yakın olan kısmıyla ilgilenmekten gelinen noktayı ve buraya nasıl gelindiğini unutmamız, hatta bilmememiz ne yazık ki anlaşılabilir. Tarihi okuduğumuz zamanı başlattığımız nokta da buna katkı sağlıyor gibi görünüyor. Bunun üstesinden gelmek için, Holosen Takvim saatlerinizi 12017’ye ayarlamanızı öneriyor.

İtalyan-Amerikalı jeolog ve mikropaleontolog Cesare Emiliani’nin ölümünden iki sene önce, 1993’te ortaya attığı Holosen Takvim (Holocene Calendar), insanlığı topyekûn bir tür olarak temsil eden bir sıfır noktası sunuyor. Meseleyi belgeselleştiren Kurzgesagt – In a Nutshell ekibinin dediği üzere “Eski Dünya’nın üstüne kendi dünyamızı ne zaman yaratmaya başladığımızı damgalayan”[i] bir 0 yılı.

Emiliani, İsa’nın rivayet edilen doğumunun 0 yılı olarak kullanılmasındansa, insan çağı olarak bilinen Holocene yani “tümüyle yeni” olarak adlandırılan çağın başlangıç noktası olarak kullanılmasının, hem insanlık tarihini anlamak için daha uygun olduğunu hem de bilimsel alanlarda daha pratik bir takvim sağladığını iddia etti. Üstelik Miladi Takvim’in temelde bir 0 yılı yok, İsa’nın doğumu yıl “1” olarak tescilli (ISO 8601) ve İsa veya hayal veya gerçek herhangi biri insanlığın tamamı için o kadar da önemli değil. Ayrıca milattan önce yaşanmış olayları çalışırken, zaman geçerken yılların sayısal olarak azalıyor olması da tarihsel bilgiyi içselleştirmenin önüne gereksiz bir engel koyuyor.

Emiliani’den sonra gelen jeologlar Holosen Çağ’ın, onun aldığı ortama 12.000 yıl önce başlayan “sıfır” yılını çeşitli bulgular neticesinde takribi 11.700[ii] yıl önceye yerleştirseler de, eğer kolay bir dönüşüm ve akılda kalıcı bir yöntem istiyorsak bulunduğumuz tarihe 9.700 değil 10.000 eklemek daha uygun görünüyor.

Miladi Takvim yani Anna Domini (2017 AD) yerine Holosen Takvim yani Human Era (12017 HE). Tüm insanlığın ortak bir noktada buluşabileceği bir başlangıç noktası. Menşei Anadolu. Holosen Takvimi savunan antropologlar ve jeologlar, İnsan Çağı’nın başlangıcı olarak (şimdilik) Göbekli Tepe’yi alıyorlar. İnsanlığın henüz Bronz Çağı teknolojilerine sahip olmadığı, metal alet kullanılmadığı hatta tarımın bile tam anlamıyla keşfedilmediği bir zamanda, avcı-toplayıcı olarak hayatlarını idame ettiren insanlar, henüz bilinmeyen bir sebepten ötürü Göbekli Tepe’ye 200’den fazla sütun dikti. Her biri 6 metre ve 20 ton civarında olan bu sütunlar 20 kadar dairesel form oluşturacak şekilde yerleştirilmiş olarak bulundu. Alandaki ilk kazılar 1963 yılında İstanbul Üniversitesi ve University of Chicago işbirliğiyle başlatıldı ve 1996’da Klaus Schmidt isimli bir Alman arkeolog ve ekibi, kendi kazıları sonucu bu yapıların insanlığın ilk tapınağı olabileceğini öne sürdüler.

Göbekli Tepe (İlüstrasyon: Fernando Baptista)

Türkiye’de bu tarihte yaşayan insanlar olarak insanlığın miladi başarısı olarak bir “inşaatın” seçilmesine kalayı basabilirsiniz, anlayışla karşılanır. Ancak belirtilen dönemlerde, ilkel alet edevatla böyle bir yapı inşa edilebilmesinin tek bir açıklaması olabilir. Uzaylılar… Hayır, elbette değil. Açıklama: Üstün organizasyonel başarı. Böyle bir yapıyı inşa etmek için oldukça fazla sayıda insanın, oldukça uzun bir süre, oldukça ağır yükler taşıdığını görmek gerek. Bu noktada buna kölelik demek ve insanlık tarihini kölelik sisteminin ilk büyük başarılarından biriyle başlatmak tuhaf hissettirebilir. Bir başka açıklama da yapının bir tapınak olma ihtimali üzerinden ruhani bir takım motivasyonlarla insanların işe sürülmesi olabilir. Yine kölelik yani, ama gönüllü.

İşin özüne dair bu tartışmalara rağmen Holosen Takvim iyisiyle kötüsüyle insanlık tarihini anlamak için hâlihazırda kullanılan Gregoryen/Miladi Takvimden daha iyi bir iş çıkarıyor. Zira elektriğin konvansiyonelleştiği 1900’lerin başından günümüze kadar geçen 100 yıllık süreyi zihinde 2.000 yıl olarak oturmuş insanlık tarihine kıyasla düşünmek sizi 12.000 yıllık bir insanlık tarihine göre düşünerek varacağınız çıkarımlardan başka, ayakları daha yere basan bir yere götürür. İlk Homo Sapiens’in takribi 200.000[iii] yıl önce yaşadığını, Dünya’da ilk canlının yaklaşık 4.000.000.000[iv], Güneş’in 4.600.000.000[v], Evren’in takribi 13.700.000.000[vi] yıl önce oluştuğunu bilmek ise günümüzde ebedi ve ezeli kabul edilen 1.000, 2.000, 5.000 yıllık inanış ve kültürlerin ehemmiyetini sorgulamanıza sebep olabilir.

Kurzgesagt – In a Nutshell isimli YouTube kanalında Holosen Takvim ile ilgili üretilmiş nefis animasyonu da aşağıya bırakıyorum. Oynatıcı ayarlarından “cc” yani close captioning/altyazı dilini Türkçe olarak seçip, “cc” butonuna basarsanız videoyu Türkçe altyazılı olarak da izleyebilirsiniz.


Başlık Görseli: A New History for Humanity – The Human Era / Kurzgesagt – In a Nutshell, (Published Dec 7, 2016)

[i] Çev: Umut Bürme
[ii] Walker, Mike; Jonsen, Sigfus; Rasmussen, Sune Olander; Popp, Trevor; Steffensen, Jørgen-Peder; Gibbard, Phil; Hoek, Wim; Lowe, John; Andrews, John; Björck, Svante; Cwynar, Les C.; Hughen, Konrad; Kershaw, Peter; Kromer, Bernd; Litt, Thomas; Lowe, David J.; Nakagawa, Takeshi; Newnham, Rewi; Schwander, Jacob (2009). “Formal definition and dating of the GSSP (Global Stratotype Section and Point) for the base of the Holocene using the Greenland NGRIP ice core, and selected auxiliary records”. Journal of Quaternary Science. 24 (1): 3–17. doi:10.1002/jqs.1227.
[iii] Stoneking, Mark; Soodyall, Himla (1996). “Human evolution and the mitochondrial genome”. Current Opinion in Genetics & Development. 6 (6): 731–6. doi:10.1016/S0959-437X(96)80028-1.
[iv] Dodd, Matthew S.; Papineau, Dominic; Grenne, Tor; Slack, John F.; Rittner, Martin; Pirajno, Franco; O’Neil, Jonathan; Little, Crispin T. S. (1 March 2017). “Evidence for early life in Earth’s oldest hydrothermal vent precipitates”. Nature (journal). 543: 60–64. doi:10.1038/nature21377. Retrieved 31 March 2017.
[v] Bonanno, A.; Schlattl, H.; Paternò, L. (2008). “The age of the Sun and the relativistic corrections in the EOS”. Astronomy and Astrophysics. 390 (3): 1115–1118. arXiv:astro-ph/0204331. Bibcode:2002A&A…390.1115B. doi:10.1051/0004-6361:20020749.
[vi]Lawrence, C. R. (18 March 2015). “Planck 2015 Results” (PDF). Retrieved 31 March 2017.