Haber: Harry Potter’ın en önemli başarısı Voldemort’u yenmek değil, dünyadaki tüm genç insanlara önyargıyla mücadele etmeyi öğretmek olabilir. En azından Harry Potter serisini okuyan genç insanların göçmenler, eşcinseller ve mülteciler gibi tahkir edilmiş azınlık gruplara bakış açısında kayda değer bir gelişme görüldüğünü iddia eden Journal of Applied Social Psychology’deki yeni bir makalenin bulguları bu yönde.

Çalışmalar: Pacific Standard makalede kullanılan 3 çalışmayı incelemiş.

İlk çalışma 34 İtalyan 4. sınıf öğrencisini alıp, 6 haftalık bir Harry Potter dersine sokuyor. Araştırmacılar, çalışmaya öğrencilere göçmenler hakkında bir anket doldurtarak başlıyor ve seriden seçilmiş bölümler okutmak üzere iki gruba ayırıyorlar. İlk gruptaki öğrenciler kitabı önyargı ve bağnazlık üzerinden tartışırken, diğer grup kontrol grubu olarak tutuluyor. İlk gruptaki öğrenciler, kendilerini Potter ile özdeşleştirmek kaydıyla “göçmenlere karşı iyileştirilmiş tavırlar” sergiliyor.

117 İtalyan lise öğrencisi üzerinde yapılan ikinci çalışmanın bulgularına göre ise okurun Harry ile duygusal özdeşleşmesi, LGBT bireyler hakkında genel olarak daha olumlu bir bakış açısına sahip olmasını sağlıyor. Birleşik Krallık’taki üniversite öğrencilerini inceleyen üçüncü çalışma ise Harry ile kurulan duygusal bağ ve mültecilere bakış açısı arasında bir ilişki bulamazken, Voldemort ile daha az duygusal özdeşlik kurabilen öğrencilerin “mültecilere karşı iyileştirilmiş tavırlar” sergilediği görülüyor.

Araştırmacılar, üç çalışmada da kitapların okurların ötekileştirilmiş grupların bakış açılarını özümseme yetisini geliştirdiği vurguluyor. Ayrıca genç çocukların, öğretmenlerinin yardımıyla, Harry’nin “bulanık”lara (mudblood) verdiği devamlı desteğin, toplumdaki bağnazlığa karşı bir tavır takınma göndermesi olduğunu anlayabildikleri iddia ediliyor.

Mudblood_sliced_into_Hermione's_arm_by_Bellatrix_Lestrange.

Neden umursamalıyız? Çalışmanın arkasındaki bazı başka etkenlerin varlığını göz ardı etmek imkânsız, ancak eğer bir Harry Potter hayranıysanız bu sizin için harika bir haber. Çalışmalar J.K. Rowling’in “Potter kitapları genel olarak hoşgörü adına uzun bir tartışma, bağnazlığa karşı uzun bir müdafaadır” açıklamasını destekleyecek deneysel bir dayanak oluşturuyor.

Daha da önemlisi, edebiyat aracılığıyla hoşgörü mesajları vermenin gerçekten işe yaradığını gösteriyor. Öyleyse, Potter’ın kendini bulma yolculuğunun, günün birinde çocuklara hoşgörü aşılamayı amaçlayan projelerle ölümsüzleştiğini görebiliriz.

* Bu yazı Tom Mckay’in mic.com’da yayımlanan makalesinden çevrilmiştir.