Game of Thrones, sürekli uzayan karakterler listesi ve genişleyen anlatısıyla birlikte devasa bir evrene sahip. Üstelik kimsenin gözünün yaşına bakmamayı alışkanlık haline getirmiş ve bu karakter çeşitliliğinin içinden biraz sıyrılmayı başaranlar için “o ölürse dizi biter” demeye asla fırsat vermeyen bir yapısı var. 6. sezonun başlamasına bir aydan az zaman kalmışken bu devasa evreni biraz daraltmaya çalışıp anlatıdaki esas karakterin kim olduğu hakkında kafa yormak, art arda teaser döndürmekten ve Jon Snow teorileriyle yatıp kalkmaktan bir nebze uzaklaşmayı, diziyle ilgili farklı bir bakış açısı geliştirmeyi sağlayabilir.

İlk akla gelen yerden, istatistiklerin sunduklarından başlayalım. Bir Reddit gönderisi üzerinden yönlendirilen görsel, beş sezon boyunca ekranda en fazla görünen karakterleri ortaya koyuyor. Game of Thrones tek sezonluk bir mini-dizi olsaydı, pek çok karakterin dört sezonda zar zor eriştiği süreyi tek sezonda gören Ned Stark buradan rahatlıkla galip ayrılırdı. Ancak bir sezon süren ömrü, onu 12.’liğe kadar geriletiyor ve Tyrion Lannister, Jon Snow, Daenerys Targaryen gibi karakterler tahmin edilebileceği gibi öne fırlıyor. Bu tablonun diğer ilginç ayrıntılarını ilgilisine emanet ederek devam edelim.

David Perry, 5. sezonun bitmesine iki bölüm kala Vice’da yayımlanan yazısında Joseph Campbell’ın Kahramanın Sonsuz Yolculuğu kitabındaki şablona atıfta bulunarak Game of Thrones‘un yegane kahramanının Jon Snow olabileceğini iddia ediyor. Jon Snow’un evinden ayrılarak Kara Kale’ye gittiğini (çıkılan macera), vahşilerin güvenini kazanabilmek için Quorin Halfhand’i öldürdüğünü (akıl hocası ve yardımcı), Kuzey’de doğaüstü güçlerle karşılaştığını (doğaüstü motivasyon) ve Ygritte’e aşık olduktan sonra (temptress, baştan çıkarıcı kadın) yeminine bağlı kalmayı seçtiğini hatırlatan Perry’nin bu yazıyı yazarken henüz bilmiyor olduğu yerden devam edelim. Campbell’ın döngüsünün bir sonraki aşaması “ölüm ve yeniden doğum” ve 5. sezon finalinde öldüğünü gördüğümüz  Jon Snow’un bir şekilde geri döneceğinden neredeyse eminiz. En çok rağbet gören hayran teorilerinden biri olan Melisandre tarafından canlandırılma fikrinin de Campbell’ın döngüsünün “tanrıçanın hediyesi” (gift of the goddess)  kısmıyla paralellik taşıdığını vurgulayalım. Yeniden canlanan Jon Snow’un (dönüşüm) Stannis’in sözünü sonunda dinleyerek Kışyarı’na (Winterfell) geri gitmesi (dönüş) çok da ihtimal dışı olmadığı için dizinin ilerleyen bölümlerinde döngünün tamamlandığını görebiliriz. Perry’nin bu yazısı, anlatının ana eksenini belirlemekten çok hangi karakterin geleneksel “kahraman” modeline uygun düştüğünü açıklıyor. Gerçekten de Jon Snow, hem Game of Thrones evrenindeki hem de günümüz anlatılarında gittikçe yaygınlaşan onca anti-kahramanın arasında gerçek bir eski usul kahraman olarak karşımıza çıkıyor. Peki onun  aynı zamanda Game of Thrones‘un esas karakteri olduğunu söyleyebilir miyiz? Matematiğin artık bu soruya bir cevabı var.

Tablo 1

Game of Thrones Sosyal Ağı

Macalaster Üniversitesi’nde matematik hocası Andrew J. Beveridge ve öğrencisi Jie Shan, Math Horizons’da yayımlanan “Network of Thrones” (Taht Ağları) adlı araştırmada Game of Thrones‘un ana karakterine ulaşmak için Ağ Bilimi’ne başvurulabileceğini iddia ediyor. Uygulamalı çizge kuramının gelişen dallarından olan Ağ Bilimi, sosyoloji, ekonomi, fizik, bilgisayar bilimi ve matematik gibi disiplinlerin yöntemlerini bir araya getiriyor. Kalabalık kadrosu, değişen dinamikleri ve karışık ilişkileriyle Game of Thrones‘un Ağ Bilimi araştırmasına çok uygun olduğunun altı çiziliyor.

Game of Thrones evrenini bir sosyal ağa çevirmek için Buz ve Ateşin Şarkısı (A Song of Ice and Fire) serisinin üçüncü kitabı olan Kılıçların Fırtınası (A Storm of Swords) üzerinden çalışılmış. Çünkü o noktaya kadar anlatı olgunlaşmış, karakterler ise coğrafi açıdan dağılmış ve kendi sosyal çevrelerine saçılmış durumda. Kitaptaki her karakter bir düğüm ile temsil edilirken isimlerinden 15 sözcük arayla bahsedilen her iki karakter çizgilerle birbirine bağlanmış. Bu iki karakter arkadaş olmak zorunda değil, sadece karşılaşmış ya da birbirlerinden bahsetmiş olabilirler, veya başka bir karakter onlarla konuşmuş olabilir. Sık etkileşim içinde olan karakterler birden fazla kere bağlanmış, uzaktan bakıldığında onların arasında daha kalın çizgiler olduğu görülebiliyor.

Beveridge ve Shan, bu Sosyal Ağ’ın yapısının yedi tane topluluğu açıkça ortaya koyduğunu ifade ediyor: Lannister’lar ve Kral Toprakları (King’s Landing), Robb’un ordusu, Bran ve arkadaşları, Arya ve yoldaşları, Jon Snow ve Uzak Kuzey, Stannis’in birlikleri ve Daenerys ile Essos halkı. Farklı renklerle gösterilen bu topluluklar, karakterlerin coğrafi konumlarıyla da büyük ölçüde bağdaşıyor.

Tablo 2

“Merkeziyet Ölçüleri”

Devamında ortaya çıkan tabloda ise en önemli on dört karakter altı merkeziyet ölçüsü ile inceleniyor. “Closeness Centrality” (Yakındalık Merkeziliği) dışındaki bütün değerler arttıkça karakterin önemi de artarken, barların üzerinde yer alan sayılar karakterlerin o sıralamada kaçıncı olduğunu belirtiyor.

“Degree Centrality” (Derece Merkeziliği), etkileşime geçilen karakter sayısını belirtirken “Weighted Degree Centrality” (Ağırlıklı Derece Merkeziliği) karakterin girdiği toplam etkileşim sayısını gösteriyor. Geribesleme döngüsüne (feedback loop) sahip Ağırlıklı Derece Merkeziliği olarak ifade edilen ölçülerden “Eigenvector Centrality” (Özvektör Merkeziliği) karakterleri diğer önemli karakterlerle olan ilişkileri üzerinden kuvvetlendirirken, Google’ın da algoritması olan “Page Rank” (Sayfa Sıralaması) diğer karakterler tarafından bahsedilmeyi yeterli sayarak komşuların önemini doğrudan bağlantılı oldukları karakterler arasında böldüğü için karakterler, doğrudan etkileşime geçtikleri komşuların öneminden daha az ölçüde faydalanıyor. İki ölçünün farkını tablo üzerinden şöyle açıklayabiliriz: Yalnızca 18 karakterle etkileşimi olan Robert Baratheon, bu karakterlerin yarısı diğer önemli karakterlerden olduğu için Özvektör Merkeziliği ölçüsünde önemli karakterlerle etkileşim sayısı az olan Jon Snow’un (Uzak Kuzey’de bulunduğu için) ve Daenerys Targaryen’ın (Westeros’tan uzakta, Dar Deniz’in öbür ucunda olduğu için) önüne geçiyor. Ancak Sayfa Sıralaması ölçüsü, uzaklardaki karakterleri bu denli cezalandırmadığı için Jon ve Daenerys olması gerektiği gibi daha üst sıralara tırmanabiliyor.

Kat etmek gereken bağlantılar sayılarak ölçülen “Closeness Centrality” (Yakındalık Merkeziliği), diğer karakterlere olan ortalama uzaklığı gösteriyor. Yakındalık Merkeziliği azaldıkça karakterin önemi artıyor. Herkesten çok çok uzakta olan Daenerys hariç birbirine yakın değerler görüyoruz. Ancak Tyrion Lannister ve Sansa Stark diğerlerinden az da olsa önde gibi.

Son ölçü olan “Betweenness Centrality” (Arasındalık Merkeziliği) ise karakterlerin ne sıklıkla diğer iki karakterin arasındaki en kısa yolda yer aldığını, yani etkili iletişimi sağlayan bir nevi bilgi simsarı olduğunu  gösteriyor. Kapalı kapılar ardındaki birincinin “Örümcek” Lord Varys olması yüksek. Ancak bu tablonun bir numarasında karşımıza hem Stark Ailesi’yle hem de Kuzey’in insanlarıyla olan bağlantıları sayesinde Jon Snow çıkıyor. Hemen ardından ise ana karakterlerin mensubu olduğu dört hanenin hepsiyle doğrudan bağlantısı olan tek karakter, Robert Baratheon geliyor.

Peki bütün bu hesaplamaların ardından Beveridge ve Shan’in ulaştığı sonuç ne? Çalışmaya göre altı merkeziyet ölçüsünün beşinde bir numarada bulunan Tyrion Lannister, kitabın gerçek protagonisti. Jon Snow ise onun hemen ardından ikinci sırada. SFGATE’e yaptığı açıklamada asil lordlarla da, Gece Gözcüleri’yle de, Sur’un ötesindeki vahşilerle de bağı bulunan Jon Snow’un ikinci olmasının şaşırtıcı olduğunu söyleyen Beveridge’e göre “yoğun nüfuslu Kral Toprakları, politik entrikalarıyla kazandı.” Serideki kitapların bölümlerini karakterlerin gözünden yazan George R. R. Martin’in de en fazla bölümü (49) Tyrion’ın bakış açısına ayırdığını bir diğer istatistiksel ayrıntı olarak belirtelim.

Taht Ağları’nda öne çıkan üçüncü karakterin fiili tutsaklığına rağmen Sansa Stark olması ise onun bir Stark varisi olarak değerinin diğer karakterler tarafından bilinmesi ve sürekli bir piyon olarak kullanılmasıyla açıklanıyor. Beveridge ve Shan’a göre Sansa eğer biraz daha kurnazca davranmayı öğrenirse, gelişkin ağını oldukça etkili kullanabilir.

Ötekinin başarısız olduğu merkeziyet ölçülerinde oldukça iyi performans gösteren Daenerys Targaryen ve Robert Baratheon’un durumları ise tam da Demir Taht için olan mücadeleyi hatırlatıyor. Daenerys bir gün Westeros’a ulaşırsa tabloda ciddi bir değişim söz konusu olabilir.

Alex McCown A.V. Club‘da yazdığı yazıda davranışçılık akımına atıfta bulunarak serinin sadece üçüncü kitabını kullanmanın yanıltıcı olabileceğine dair haklı bir argüman sunuyor olsa da “Taht Ağları”, matematiği Game of Thrones ile buluşturan ilgi çekici bir çalışma olarak tarihte yerini alacak gibi görünüyor.

Kaynak: Quartz