Türkiye’de fotoğrafın öncüleri arasında yer alan Şahin Kaygun, 15 Şubat’a kadar süren kapsamlı bir sergiyle İstanbul Modern’de. Sergide Kaygun’un son dönem işleriyle beraber Uluslararası Polaroid Koleksiyonu’na seçilen, epey dikkat çekici erken dönem Polaroid fotoğrafları ve kolajları da yer alıyor.

photoPolaroid’ler üzerinde çalıştığı 1980’lerdeki toplumsal ruh halinin Kaygun’u içedönüklüğe, önceki siyah-beyaz fotoğraflarına nazaran daha sembolik ve içerik odaklı dışavurumlara ittiği gözlemleniyor.

Yüzü kadraj dışında kalan ya da gözleri örtülü biçimde sergilenen nü figürlerin yanı sıra ölü kuşların yinelenen kullanımı, serginin küratörü Sena Çakırkaya tarafından Kaygun’un yaşam ve ölümü yorumlayışı olarak okunuyor. Kaygun, belki de gençliğinde Salzburg’da tanıştığı işlerin etkisiyle, yaşam ve ölümü “fotoğraf çekerek değil, fotoğraf yaparak” anlatıyor.

Kaygun, karanlık odada negatifleri çeşitli yöntemlerle manipüle ettiği fotoğraflarda göz alıcı işler ortaya çıkarırken, fotoğrafları boyayarak ve kazıyarak işlerine derin bir kişisel iz bırakıyor.

Sanatçının alâmetifarikası Polaroidlerle beraber geç dönem kolajları, sanat yönetmenliği ve yönetmenlik işleri de sergide yerini alıyor. Eleştirmenlerin övgüsünü kazanan Dolunay (1988) Kaygun’un fotografik vizyonunun güçlü bir tezahürü olarak belirirken, Dul Bir Kadın’ın (Atıf Yılmaz, 1985) açılış sekansında ve posterlerinde kullanılan grafik tasarımlar Kaygun’un öngörüsünün ilginç birer örneği olarak karşımıza çıkıyor.

dul_bir_kadnŞahin Kaygun son dönem çalışmalarından derlediği, British Museum’da sergilenen heykellerin fotoğraflarını çekip kolaj ve resimlerinde kullandığı Eski Zaman Denizleri seçkisinde ise heykellere müzenin “soğuk salonlarından” daha uygun bir çevre, daha sıcak bir yuva sağlama çabasıyla insanlık tarihine bir saygı duruşunda bulunuyor.

Kaygun’un yaşam ve ölüm çıkmazına, insanın karmaşıklığına kafa yoran yaklaşımı, hiddet ve utanç izleri taşırken, beden ve zihnin zarafetini korumayı başarıyor.

Yeryüzündeki 41 yılını şaşırtıcı ve kışkırtıcı sanat eserleriyle süsleyip, 1992’de zamansızca aramızdan ayrılan Şahin Kaygun’un yaşasaydı güncel fotoğrafçılıktan nasıl besleneceğini ve onu nasıl besleyeceğini kestirmek imkânsız. Ancak yine de Kaygun’un ardından gelen veya ardında kalan diğer sanatçılara önemli bir ilham kaynağı olduğunu görmek zor değil.