Spontane çekilmiş fotoğrafların düzensizliğinde ve sıradanlığında çekici bir yan olabilir. Öncesinde bir tasarı gerektirmeyen karelerin üzerine pek düşünmeye gerek kalmaz, zaten fotoğraflanan an yeteri kadar gerçektir ve derin anlamların peşine düşme işi ertelenebilir. Anın dengesizliğini ve bilinmezliğini taşıyan bu fotoğraflar, çoğu zaman mahremiyeti izin alarak ifşa eder. Aynı zamanda bitmek bilmeyen meraklarımıza doğrudan bir cevap sunar. Başkalarının hayatına, açığa çıkarılan duygularına kısa süreliğine tanık oluruz.

Yulia Zinshten henüz 25 yaşında bir “göçebe” fotoğrafçı. Ukraynalı bir ailenin kızı olarak Philadelphia’da başlayan yolculuğu, 10 yaşındayken Moskova’ya taşınmasıyla devam ediyor. Kendi başına seyahat edebilecek yaşa gelince Avrupa’yı dolanıyor, ardından da New York’a yerleşiyor. Yaşadığı kültürel karmaşayı, yalnızlığını, geçmişe özlemini benzersiz bir görsel estetiğe dönüştürüyor ve özgün melankolisi ortaya çıkıyor.

YuliaZinshtein_bir

Buram buram ergenlik kokan fotoğraflarına bakarken, fonda bir glam rock şarkısı dinlermiş gibi hissediyorsunuz: aşk, seks, cinsiyetsizlik, parti ve benzeri imgeler arka arkaya diziliyor. Esasen çoğu bas-çek fotoğraflarındaki “kusurlu” kadrajlar ve melankolik hikâyeler onun sanatını dikkate değer kılıyor.

YuliaZinshtein_uc

Yaşadığı ülkelerde hep bir başkası olarak var olmuş Yulia. Bu aidiyetsizlik hissi onu günlük tutmaya götürmüş. Çektiği fotoğraflardan, yazdığı şiirlerden, kısa filmlerinden oluşan bir günlük bu. Yulia, fotoğraf makinesini nereye giderse gitsin yanında taşıyor. Çektiği portreler ve kullandığı nostaljik filtreler aracılığıyla geçmişini (evini) arıyor, adeta çocukluğunda karıştırdığı fotoğraf albümlerini hatırlamak istiyor. Her karesi içerden dışarı bir yolculuğu temsil ediyor. Maskesi yok. Ergenliğe has isyan ve cesaretiyle kendini gösteriyor. Portrelerindeki insanlar ona güveniyor ve bir nevi teslim oluyorlar. Belki çoğu bu yüzden kameraya bakıyor.

YuliaZinshtein_iki

Portre fotoğraflar çekmenin kendisi için “bir aile bulmanın veya icat etmenin yolu” olduğunu söyleyen Yulia Zinshten, izlenmeyi kesinlikle hak ediyor. Özellikle, kendi seçtiği fotoğraf ve şiirlerinden meydana gelen “Community i will never be a part of” (asla bir parçası olmayacağım topluluk) çalışması onu tanımak için iyi bir başlangıç olabilir. Genç sanatçının Tumblr sayfasına ise buradan ulaşabilirsiniz.