Dijital dönüşümün en sert dönemeçlere girdiği ve Black Mirror benzeri hezeyanların had safhaya vardığı günümüzde, PR çalışmaları gitgide tahmin edilemez bir hâl almaya başladı. Kaliforniyalı oyuncu, senarist, prodüktör, müzisyen Donald Glover’ın, sahne mahlasıyla Childish Gambino’nun son albümü ise “yeme de yanında yat, sunumu bozmadan önce Instagram’a meze eyle” lezzetinde.

Hem ten renklerinden hem de mesleklerinden ötürü akraba sanılan, esasında bir kan bağları bulunmayan Danny Glover’la sık sık karşılaştırılan Donald Glover’ı, Amerikan pop kültürünü yakından takip edenler 30 Rock ve Community’den hatırlar. On parmağında on marifet sanatçıyı radarına bu bu diziler vesilesiyle alanlar, akabinde Glover’ın müzisyen alter egosu Childish Gambino ile tanıştılar.

Camp (2011) ile kulaklarımıza selam çakan Glover, rap dünyasının bütün aritmetiğini layığıyla yerine getirdiği albümün başarısına rağmen, pusuda bekleyenler tarafından “şansını hip-hop dünyasında da altın zincirlere dönüştürmeye çalışan bir Hollywood siyahisi” olarak tanımlandı. Neyse ki Glover bu mesnetsiz eleştirilere hiç kulak asmadı. Hem işitsel hem görsel dünyadaki üretimleriyle takipçilerini tatmin etmeye, masa başından çamur atmaya meyilli popüler kültür eleştirmenlerini de şaşırtmayı sürdürdü.

İlk uzunçaları takip eden süreçte karşımıza ufak tefek televizyon rollerinde çıkan ve komedyenlik kostümünü hakkıyla taşıyan Glover, ikinci uzunçaları Because the Internet’i 2013’te yayımladı. Bu albümle iki adet Grammy adaylığı elde etti, hem müzik hem sinema kariyerinin zirvesine doğru tırmanmaya başladı. Gişeleri altüst eden filmlerde yardımcı rollerde yer aldı, Netflix düşkünlerini ihya edecek dizilerde görünerek başucumuzdaki yerini sağlamlaştırdı. Bir de Kauai adlı kısaçalarındaki “Sober” adlı şarkıyla yatak odamıza da arsızca bir giriş yaptı.

İlişkiler ağında hip-hop janrının dokunduğu her türde iş sunmaya gayret eden Childish Gambino’nun son pazarlama harikası Awaken, My Love! albümünün ayak sesleri geçtiğimiz yaz geldi. Albümün türlerarası harikası “Me and Your Mama”nın sanal gerçeklik videosu “PHAROS Earth” adlı bir uygulamayla izleyiciye sunuldu. Albüme dair  tüyoları da hem yazıp hem oynadığı Atlanta ile vermeye devam etti. Albüm kapağının neye benzeyeceğini dizinin bir sahnesine ustalıkla yerleştiren Childish Gambino, akabinde yayımladığı ikinci tekli “Redbone” ile  U dönüşünün kesinliğini ortaya koydu. İlk tekli ile gospel ışıklarını yakan müzisyen, ikinci tekliyle de 70’ler funk’ına flörtöz bir göz kırptı. 2 Aralık sabahının ilk ışıklarında müzik paylaşım platformları aracılığıyla kahvaltımıza konuk olan Childish Gambino,  funk, soul ve modern cazın her köşesinin tozlarını süpüren bu işiyle, kendisine “hip-hop dünyasında da şansını denemeye çalışan kendini bilmezin teki” yaftasını yapıştıranların uykularını kaçırmıştır.

atlanta_childishgambino

Atlanta, S01B09.

Her şeyi bir kenara bırakıp Awaken! My Love! albümünün en önemli “gamechanger” duruşuna dönersek, eğer karşımıza siyahi kültürün son birkaç yıldır yeni yeni cesaret ettiği bir şey çıkıyor ki o da “köklerine dönüş” edebiyatı, güneşle daha çok içli dışlı olmuş ırkın kendi külliyatının değerini yeniden fark etmesi. Anaakımın geçtiğimiz yaz Beyoncé’nin “muhteşör” bir pazarlama çalışması ardından servis edilen Lemonade albümü gibi tıpkı Awaken! My Love! da “hip-hop’tan önce funk ve soul vardı ve biz bu tip hayatta kalma sorunlarıyla uğraşıyorduk” diyor.

Öyle ki, The Roots’tan tanıdığımız  Questlove, sabaha karşı dörtte D’Angelo’yu uyandırmak zorunda hissediyor. Çünkü bu albüm ona göre kendi kendini anlatan harika bir etiket olan “Back to Black”in en iyi ve en yeni örneği.

Elimizden, kalbimizden, cebimizden ve ümitlerimizden almadığını bırakmayan 2016’yı kapatırken, yeni yıla dair gerçek bir umut kırıntısı veren bu son dakika rövaşatasına özen gösterin. Çünkü 49 dakika boyunca sağladığı müzikal tatminle bundan çok daha fazlasını hak ediyor.

Trump seni yıldırmasın Mr. Glover.