Craft Tiyatro, 10 11 12 adlı oyunuyla iyi bir başlangıç yaptı sezona. Yazar Jason Hall‘un ilk kez 2011’de Londra’da sahneye koyduğu oyun, lüks bir rezidans dairesine henüz taşınan iki genç insanın tanışmasıyla başlıyor ve beklenmedik manevralarla gerilimli bir maceraya dönüşüyor.

Metrekare üzerinden satış yapan bir rezidansın 12. dairesinde oturan genç kadın, bir sabah karşı dairesi 11 numaraya taşınmakta olan tuhaf ama çekici yeni komşusuyla tanışır. Sahip oldukları statüler üzerinden birbirleriyle yarışan bu iki insan paylaştıkları ortak koridorda zamanla garip bir dostluk kurarlar. Kapı önü sohbetleri yerini ev ziyaretlerine bırakır. Aralarındaki tansiyon acaba aşka dönüşecek romantik bir başlangıç mı diye düşünürken, bir suç hikâyesiyle baş başa kalırız.

Dengeli ve sade bir hayat kurmaya çabalayan “12 numara” (Ezgi Mola), ilk evini almış olmanın heyecanıyla doludur. Hayatındaki krizlerin üstesinden gelmeye çalışan, yalnız olduğunu ve sosyal anlamda çok da becerikli olmadığını düşündüren genç kadın, toplumun kendisinden beklediğini yapmaya özen gösteren, kuralları olan ve hayata daha kapalı bir taraftan bakan şehirli, steril ama çaresiz bir resim çizer. Karşı dairesine taşınan komşusu “11 numara” (Enis Arıkan) ise onun tam zıttı, sadece eğlenmek için varlığını sürdürmeyi amaç edinmiş, ailesinden kalan miras ile çalışmak zorunda olmayan çekici ama zorlayıcı bir karakter olarak karşımıza çıkar.

İkisinin de daha önce hiç görmedikleri kat komşuları “10 numara” üzerinden başlattıkları masum şaka giderek içlerindeki ırkçı duyguları açığa çıkarır ve hayatlarını kökten değiştirecek bir olaya dönüşür. 11 numaranın Alfred Hitchcock hayranlığı defalarca tekrarlanır. Birlikte izledikleri filmler ve tartıştıkları cinayet sahneleri, günün sonunda karakterleri bir Hitchcock hikâyesinin içine yerleştirir.

10 11 12, tek mekânda, bir rezidansın koridorunda gerçekleşiyor. Sizi gerilimi giderek tırmanan ve sonunda ters köşeye yatıran bir oyunun beklediğini söyleyebilirim. İki ayrı karakter üzerinden bir kuşağı çözümleyen metin, önyargıların, statü yarışının, lüks yaşamların arkasındaki tatminsizliğin, ırkçılığın ve sosyal kabadayılığın, bir nevi entelektüel faşizmin altını çiziyor. Ezgi Mola ve Enis Arıkan’ın şahane oyunculuklarına ise diyecek yok. Her iki oyuncunun sosyal hayatlarında da yakın dost olmaları sahnedeki uyum ve enerjilerini artırmış görünüyor.

10 11 12, naif ve romantik karşılaşmalar, şakalar ve iltifatlarla başlıyor. Oyun boyunca hiç görmeyeceğimiz 10 numaranın bir şekilde hikâyenin ortasına bir yere oturmasıyla da tamamen değişiyor. Ancak, ne yazık ki bu değişim oyunda çok ani oluyor ve bu hazırlıksızlık biraz göze çarpıyor. Rejinin ve oyuncuların bu hızlı değişimin zorlayıcı tarafına ayak uydurmaya çalışmalarını anlayışla karşılasam da modern çağın giderek katılaşan hoşgörüsüzlüğünün daha sert anlatılmasını beklerdim.

Oyunun dekoru tiyatroda çok sık rastlamadığımız yeni bir isme ait, oyunun aynı zamanda ışık tasarımını da yapan iç mimar Mehmet Yücebaşoğlu. Kapı kollarından, duvar kağıtlarına kadar dekoru özenle tasarlamış, etkili ışık kullanımınında katkısıyla gerçekten bir rezidansın soğuk, kasvetli ancak son derece şık bir katına konuk ediyor bizi. Rezisansın hiç görmediğimiz diğer sakinleriyla birlikte 10 numaranın varlığı rejinin katkısıyla hissettiriliyor. Görmediğimiz komşuları hayal edebiliyor, görmediğimiz evlerine giriyoruz.

Zengin ama doyumsuz, bilinçli ancak hoşgörüsüz, tatminsiz genç yetişkinlerin dünyasına bizi misafir eden bu oyunu görünüz. Oyun program için de buradan buyrunuz.