“Toprak satın alın, artık yenisini üretmiyorlar” diye alay etmişti Mark Twain. Nesiller boyu çocuklara gayrimenkul satın almayı, üzerine otel dikmeyi ve tesadüfen o karede bulunma ayrıcalığına sahip olmuş diğer oyunculara fahiş kira bedelleri ödetmeyi öğreten kutu oyunu Monopoly için kesinlikle işinize yarayacak bir söz.

Oyunun pek tanınmayan yaratıcısı Elizabeth Magie, Monopoly’nin çarpık güncel versiyonunun nasıl etkili olduğunu görecek kadar yaşasaydı şüphesiz kendini “kodese gönderirdi”. Neden mi? Çünkü oyun, oyuncuları Magie’nin yüceltmeye niyet ettiğiyle taban tabana zıt değerleri övmeye teşvik ediyor.

1866 yılında doğan Elizabeth Magie, zamanının normlarına ve politikalarına karşı açıkça başkaldıran biriydi. Kırklı yaşlarına kadar evlenmedi, bağımsızdı, bundan gurur duyuyordu ve meramını bir reklam kampanyasıyla ortaya koymuştu. Bir gazete ilanıyla kendini  “genç kadın Amerikalı köle” olarak en yüksek bedeli verecek kişi için satışa çıkardı. Şaşırmış okurlara belirttiği üzere, niyeti kadınların toplumdaki ikinci sınıf konumunun altını çizmekti: “Biz makine değiliz. Kızların akılları, arzuları, ümitleri ve hırsları vardır.”

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin üstüne gitmekle beraber, Magie kapitalist sistemin mal ve mülk varlığı kavramını da karşısına aldı. Bu kez bir reklamla değil bir kutu oyunu biçiminde. İlhamı, tekelcilik karşıtı babası, siyasetçi James Magie’nin ona verdiği bir kitapta buldu. Henry George’un 1987 yılında yayımlanan klasik eseri Progress and Poverty’nin (İlerleme ve Yoksulluk) sayfalarında, George’un şu görüşüne rastladı: “Tüm insanların eşit biçimde toprağı kullanma hakkı, eşit biçimde nefes alma hakları kadar açıktır. Bu hak, insanların var olmasıyla ilan edilir.”

1870’lerde Amerika’yı dolaşan Henry George, büyüyen zenginliğin ortasında süregelen aşırı yoksulluğa tanık oldu ve yoksullukla ilerlemeyi birbirine bağlayan şeyin büyük ölçüde arazi sahipliğindeki eşitsizlik olduğu inancına vardı. Twain’in yurttaşları arazi almaya yönlendiren nüktedan tavsiyesini takip etmektense, devletin arazileri vergiye bağlaması için çağrıda bulundu. Ama nasıl? Arazinin değerinin büyük kısmı üzerine inşa edilmiş olan yapılardan ziyade doğanın insanlara hediye ettiği, yüzeyin altında yatan su veya mineralden kaynaklanıyordu. Veya arazi etrafında bulunan ve tüm halka ait olmak üzere yaratılmış değerlerden. Yakında bulunan yollar ve demiryolları, büyüyen bir yerel ekonomi, güvenli bir mahalle, yakında bulunan iyi okullar ve hastaneler. Alınan tüm vergilerin herkesin faydasına kullanılması gerektiği yönünde bir iddia ortaya koydu.

George’un önerisinin layık olduğu değeri kanıtlamaya kararlı Magie, “Landlord’s Game” (Ev Sahibinin Oyunu) adını verdiği bir oyun icat etti ve 1904 yılında patent altına aldı. Oyun tahtasına başı ve sonu aynı bir çevrim olarak döşenmiş oyun (bu o sıralarda oldukça yeni bir şeydi) satılık sokaklar ve kent simgeleriyle doluydu. Ancak Magie’nin oyununun en önemli yeniliği, oyunu oynayabileceğiniz iki ayrı kural sistemiydi.

Landlord’s Game ve Monopoly için alınan patentler. En solda 1904 yılında Elizabeth Magie tarafından alınan patent. Ortada, 1924 yılında, Magie evlenip eşinin soyadı Phillips’i de kullanmaya başladıktan sonra E.M. Phillips (Elizabeth Magie Philips) adıyla aldığı patent. Sağda ise 1935 yılında C.B. Darrow tarafından patenti alınan güncel oyunun sureti. (Kaynak: Critical Playthings)

“Prosperity” (Refah) kuralları ile oynandığında, mülk satın alımıyla (George’un arazi değerini vergilendirme politikasını yansıtacak bir tasarımla) herkes kazanıyor ve en az parayla başlayan oyuncu parasını ikiye katladığında oyun (herkes tarafından!) kazanılıyordu. Öte yandan oyun “Monopolist” (Tekelci) kurallarıyla oynandığında oyuncular mülk satın alıyor, bu mülklere düşecek kadar talihsiz olanlardan kira topluyor ve diğerlerini iflas ettiren oyunun yegâne galibi oluyordu. (Tanıdık geliyor mu?)

Magie, ikili oyun sisteminin amacının oyuncuların “tüm normal neticeleriyle güncel arazi kapmaca sistemin pratik bir gösterimini” tecrübe etmesi ve böylece mülk varlığına dair farklı bakış açılarının nasıl çok farklı toplumsal sonuçları olabileceğini anlaması olduğunu söylemişti. “Adı pekâlâ ‘Hayat Oyunu’ da olabilirdi çünkü gerçek dünyadaki tüm başarı ve başarısızlık unsurlarını içeriyordu ve amacı da görünen o ki genel olarak insan ırkının sahip olduğu ortak amaçtı, varlık birikimi.”

Oyun, kısa sürede Wharton School, Harvard ve Columbia kampüsleri de dahil üniversitelerde, sol cephe aydınları arasında ve aynı zamanda Quaker [i] cemaatlerinde de oldukça popülerleşti, hatta bazıları kuralları modifiye edip tahtayı Atlantic City sokaklarından oluşacak şekilde yeniden çizdi. Bu Quaker uyarlamalarından birinin oyuncularından işsiz bir adam olan Charles Darrow, benzer bir uyarlamayı oyun şirketi Parker Brothers’a kendisininmiş gibi sattı. Oyunun gerçek kökeni ortaya çıkınca Parker Brothers Magie’nin patentini satın aldı. Ancak oyunu sadece “Monopoly” olarak piyasaya sürdü ve hevesli halka yalnızca tek bir kural sistemi sundu: Tek kişinin diğerleri üzerindeki zaferini öven kural sistemini. Daha da kötüsü yapılan pazarlama çalışması, Darrow’un oyunun yaratıcısı olduğunu iddia ediyor, oyunu 1930’larda hayal ettiğini, Parker Brothers’a sattığını ve milyoner olduğunu söylüyordu. Bu, ironik bir biçimde Monopoly’nin üstü kapalı değerlerini temsil eden, yaratı bir “köşeyi dönme” hikâyesiydi: Eğer tepeye çıkmak istiyorsan varlığın peşinden koş ve rakiplerini ez.

Bir daha Monopoly oynamaya davet edildiğinizde, yeni bir şey deneyin. Şans ve Kamu Fonu’na ödenecek paraların konulacağı tahtanın ortasına, bir de her mülk sahibinin başka bir oyuncudan kira aldığında katkıda bulunması zorunlu bir Arazi Vergisi fonu ekleyin. Bu arazi vergisi ne kadar olmalı? Toplanan vergiler nasıl geri dağıtılmalı? Bu gibi sorular Monopoly başında ateşli tartışmalara neden olabilir, ama Magie’nin de umduğu şey zaten tam da buydu.


* Bu yazı, Kate Raworth’ün Aeon’da yayımlanan yazısından kısaltılarak çevrilmiştir.

[i] Ç.N. 1600’lü yılların ortalarında George Fox tarafından İngiltere’de kurulan, mevcut Hristiyan oluşumlardan memnuniyetsiz insanları bir araya getiren “Dostların Dini Derneği” adlı cemaat.